Yumurtalı Ekmek


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Zaman zaman yaptığım benzeri, şaşırtıcı bir başlık atmadım. Konu, gerçekten yumurtalı ekmek.

Bayat ekmeği alırsın. Uygun büyüklükte dilimlersin.
Önceden hazırladığın ve çırptığın yumurtaya daldırırsın. 
Bu arada yüksekçe (Yağ sıçramasın diye) kıyılı bir tencerede sıvı yağı (İdeali çiçek yağıdır. Daha az kokar) kızdırırsın. Sonra az kızarsın ocağı. Yumurtaya buladığın bayat ekmeği içine atarsın. Kızarana, yumurta pişene dek altılı üstlü kızartırsın. 
İşte bu kadar!
 
Aslında yoksul yemeğidir. 
He ekmek tasarrufu hem değişik bir lezzet tadımı için. 
Yoksul analarımız, yoksul bizler için çokça yapmıştır, o hiç unutmadığımız yoksulluk çağlarında.
 
Yoksulun midesi ekmekçidir.
Kendimden biliyorum.
ekmek yemeden ne doyarım ne de yemekten zevk alırım. İlla da ekmek olacak.
Ekmek yemeyince, midemde su yükü hissederim.
Hadi aramızda kalmasın, zaman zaman yavan ekmek yemeye bayılırım. 
Yine o yoksulluk çağının yansıması olsa gerek.
 
Yumurtalı ekmeği çok severim ben.
Özel bir ilgi değil.
Belki çocuklukta çok yemiş olmanın yansıması. Zaman zaman usuma düşer ki mutlaka yapmalıyım. Yapmazsam, bir özlem bir özlem. Sabahı zor eder, yine yaparım. Epeyce de çok yaparım ve bitene dek hangi öğün olursa olsun usuma başka bir yemek düşmez. Önüme konu abile gözü
m yumurtalı ekmekte. 
 
Şimdi yoksulluk tarifesine göre, zavallı anaların, yumurtayı ve yağı bile idareli kullanma çabası içinde yumurtalı ekmek için bile uyguladıkları masum hileleri yazayım.
Yumurta çok olsun, çabuk bitmesin, bütün bayat ekmeklere yetsin, diye, süt katmak iyidir çırpılmış yumurtaya. Hem tadı güzelleşir, hem yumurta çoğalır.
Ha, kızgın yağ biraz fazla olasa iyi olur, ama olmazsa da biraz katı yağ atılabilir sıvı yağın içine. Burada dikkat edilmesi gereken konu yağın çok yanmaması ve bir kez daha kullanılabilmesi. 
Hatta iki kez üç kez...
 
Hadi bir de varsıl işi için tüyolar vereyim. 
Çırpılmış yumurtaya, kırmızı pul biber, karabiber hatta kekik katılabilir. Elbette dikkati bir oranlama ile. Bir de susam varsa eğer... Ama susamı, ekmek yumurtaya bandırıldıktan sonra üzerine dikkatle serpmek gerek.
Hadi bir tüyo daha.
Sıvı yağı biraz tereyağı katınca...
 
Yoksulluk zor iştir.
uzun sürünce ciğerlerine dek işler kişinin.
Mide ne ki!
İşte böylece genlerde de kazınır etkisi. Hele atadan çocuğa ve toruna dek ulaşırsa... Yoksulluk yazgı olur kalır. Varsıllıkta bile yoksulluk hissi ile dikkatli ve tasarruflu yaşamanın nedeni budur. 
Ya da benim gibi, geçmişin acısını savurganlıkla karşılayan biri için, eski yoksul aşlarının tadını, kokusunu özlemek olarak geri döner.
 
Peyniri  çok ekmeğin arasında, zeytini üç kez dişleyip bol ekmekle katık yaparak, yumurtayı Belki on beş günde ay da ayda bir o da yarım olarak yiyerek, ekmeğin üzerine salça, hadi biraz daha üstü margarin ve üzerine evdeki bolluk durumuna göre toz şeker, olmazsa tuz ile tatlandırarak...
 
Bakın!
İyi okuyun!
Hani, "Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten ülkeydik" derler ya bilmeyenler. Bu koskoca bir yalandır. 
Tarımda kendi kendimize yetmezdik. 
Tam tersine açlığımızı ekmekle doyurur, tarımın asıl nimetlerinden yararlanamazdık.
Bu ülke tarımda hiçbir zaman kendi kendine yetmedi ve üzerinde yaşayanları doyuramadı. 
tarihte de böyledir.
Çünkü Anadolu tarım ülkesi değildir. Çoğu bozkır, ekilebilir toprağı az, suyu az, hayvanlarının verimi düşük...
Bizim nesil doğru dürüst et yiyemedi.
Tavuk deseniz, 2-3 ayda bir gelirdi sofralara. 
Ha, köylü yerdi, diyeceksiniz. 
Hayır, köylü de yemezdi, satardı. Satar, onun parasıyla bez, gaz, tuz alırdı. 
Yine bir başka yalan!
Güya, "Zeytinyağı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman" şarkısını masınlar, Amerikalılar itelemişler bize. Neymişi zeytinyağını yemeyelim, tadını unutalım ve Amerikanın mısır yağını yiyelim!
Tam bir palavra!
Tam bir iftira!
Aslında zeytin yağını zaten yiyemezdik biz. Çünkü en önemli ihracat maddemizdi. Açın kayıtlara, bakın. O çağlarda yurtdışına ne satıyormuşuz? 
Hemen yazayım size:
Fındık, ceviz, zeytin, zeytinyağı, kuru üzüm...
İşte ihracatımızın ana dayanakları.
Dışarı satıldığı için de fiyatı yükseliyor, değerleniyor. Budun, yemek yerine satmayı yeğliyor. 
 
Böyle kıçından uydurmaları, ona buna pislik atmaları oldum olası sevmem ben. Biz, palavralarla büyümedik. gerçeklerle büyüdük. Hani derler ya, Amerikan yardımı süt tozu ile büyümek, diye bir şeyler. Bunu da kötülemek için dayatırlar!
Lan beni kötü konuşturacaklar.
Gerçekleri bilmeyenlere martaval okutmak kolay.
Kentlerde, kasabalarda sütü nerden buluyorduk da süt tozunu içmeyecektik. Süt neredeydi süt. Ya da Amerikanın konserve kutularında armağan ettiği tereyağı olmayınca, tereyağını nerden buluyorduk? 
Bir söz edecekseniz, düzgün söz edin de yeni nesiller doğruları öğrensinler. Öyle, zamanın uyduruk siyasilerini, bugün kahraman yapmaya, abartılarla büyütmeye benzetmeyin işi.
 
Bit sıradandı bizim çocukluk çağımızda. Sık sık bit salgını çıkardı.
Uyuz sıradandı.
Salgın hastalıklar, kızıl, kızamık, kabakulak, boğmaca, çocuk felçi, sıradandı. 
Sıtma sıradandı.
Veremi, sıradandı verem!
Çocuk ölümleri çok, ömürler kısaydı. 
Aşı falan nerdeydi ki vurulacaktık?
Ben, kendim, kızıl kızamık, kabakulak, boğmaca... bulaşıcı sayrılıkların çoğunu geçirdim. Elbette evdeki bütün çocuklar da. hatta mahalledeki, sınıftaki. Biri kalınca, herkese geçerdi.
Bunu da mı Amerika yaptı?
 
Şunu dilerim ki yolunuz Milli Kütüphane'ye düşerse, geçmiş çağların gazetelerine göz atamaya çabalayın. 40-50-60'lı yıllara. Bakın bakalım nasılmış yaşam? Üretimimiz neymiş de ne tüketiyor muşuz?
 
Kendi kendine yeten öyle mi?
Et, süt, yumurta, tavuk, tereyağı yemeden, ceviz, fındık, kuru üzüm, zeytinyağı yemeden kendi kendine yetmek iyiyse, tamam, yetiyorduk.
Ama insaf edin. Açın bakın o zamanın kişi başına tüketilen gıda miktarlarına. Bakın bakalım babalarınız, dedeleriniz, bizler, kaç kilo et, kaç kilo tavuk, kaç litre süt, kaç tane yumurta tüketiyormuşuz?
Bakın bakalım kendi kendimize yetiyor muydu muşuz?
 
Yoksul hep yoksuldu. Varsıl da hep varsıl.
Yoksul bugün nasıl besleniyorsa dün de öyle besleniyordu.
 
İşte bu nedenle yumurtalı ekmek kokar zaman zaman burnuma.
Oturur, yapar, bitene dek de başka bir şey yemem.
Yoksulun midesi, özlermiş ya yoksul yiyecekleri.
Tarhana özleminin, bulgur, kısır sevgisinin nedenini sanırım anladınız.
 
Anadolu'nun yoksul Türk'üyüz biz!
Bir türlü doymadık!
Çünkü ekmeğimizi, siyasiler, dinciler, kapitalistler ve kendi seçtiklerimiz çaldılar bizim kendi soframızdan. Onları şimdi iyilikle anmak isteyen ansın, ama ben çoğuna hiç de iyi şeyler söylemem adları geçtiğinde.
Bugünküler dahil!
 
Gece gece kalan son yumurtalı ekmek dilimini yerken yazdım bunları.
Yoksulun, yoksul aşları ile mutlu olması hatırına!
 
 
 
 




YORUMLAR

Baki Targıt
09-10-2020 00:47:00

Dün sabah kahvaltıda yedik bizim bala da seviyor üstelik lüks yumurta organik köy yumurtası

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI