Yılmaz Bekiroğlu, adında YANLIŞ BİRİ...


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Bugün, canım istedi.

Size yanlış birinden söz edeceğim.
Başındaki saç telinden, ayağının tırnağına dek yanlış bir...
 
Nerden gerekti, neden, diye sormayın.
Dün gece yanlışlıkla sanırım, düşüme geldi. Beni unutma, dedi.
Ben de bunu bir im saydım. Onu tanıtmaya karar verdim.
 
Bu yanlış kişi ile sanırım yanlışlıkla, Erzurum'da tanıştım.
Tanıştık, işte ne yapalım. Yere ve süreve göre, kimin yanlış kimin doğru olduğunu bilemeyiz ki!
Bu da bir yazgı.
 
Bu yanlış kişi, yanlış bir yerde doğmuştu.
Yanlış yerde okuyordu.
Yanlış bir kökten, urugdan geliyordu.
Bağlandığı düşünce sistemi yanlıştı.
İnandıkları yanlıştı. 
Davranışları yanlıştı.
Kişiliği yanlıştı.
Yaşadığı çağ yanlıştı.
 
Aslında Ötüken Yış'ta doğmalıydı.
Aslında Oxford'da Türkoloji okumalıydı.
Kutlu Aşina uruğundan olmalıydı. 
İçine girdiği ve gönülden bağlandığı birlikten, uzak durmalıydı.
Delikanlı, mert, cömert olmamalıydı.
Yüreğinde sevginin kırıntısı bulunmamalıydı.
Ulu Türklerin, Göktürk çağında, yükseliş döneminde, Bumin Kağan'ın kutlu erlerinden olmalıydı.
 
Seçemiyoruz çağımızı, dedik ya.
O da seçememiş, bu rezil çağa denk gelmişti.
Bütün yanlış çağlarda yaşayanlar gibi bunalıyordu.
Bu bunalım da onu etkiliyordu.
Nasıl ne yapacağını bilemiyordu.
Bunun sonucu, Deli, orununu edindi ki tanımayanlar ona ne desinler.
 
Çok uzun bir çağ geçirdik birlikte. Hemen her adımda mutlaka yan yana izimiz oldu. Bu da beni hep mutlu etti. 
Kim onu kötülerse kötülesin, ben övdüm.
Kim ona söverse sövsün, ben yine övdüm. Hatta bu nedenle tartıştım çok kişiyle.
 
Usu bu çağa ermiyordu. 
Bu çağ onu geriyordu.
O nedenle bütün Deliler gibi kavga ediyor, bir türlü düzen tutmuyordu.
Ne kendini ne de düşüncelerini anlatabiliyordu.
Ben onu anlıyordum, ama onun beni anladığını sanmıyordum.
Bu nedenle kavga da ettik. Evet, hem de olmayacak sürevde ve durumda.
Oysa çok ortak anımız vardı.
Oysa çok ortak gizli anımız da vardı.
Doğruyu söyleyeyim ki bana o yakışır, Yılmaz Bekiroğlu, Yılmaz Ağabeyim, beni hiç kırmadı, ama ben onu kırdım. Buna rağmen aldırmadı.
 
Deli Yılmaz Ağabey'im, deliydi ya benzersiz, süper bir deliydi. 
Hiç dönmedi.
Hiç kıvırmadı.
Eğer çağa göre olmaya çabaladıysa, onda başkalarının etkisi oldu.
Birileri zorunlu kıldı. Bunun da zararını gördü. Ona kalsa ölür de değişmezdi. 
Değişmeye yatkın olmayanların, değişme çabası içinde, zorunlu olarak yaşadığı sıkıntıları yaşadı.
Çok üzüldü, ama dayandı.
Onun başına gelenlere bir başkası asla dayanamazdı. Bu da ne denli güçlü olduğunu gösterir ki ona yakışandı.
 
Kardeşini Türk için Şehit verdi.
Bunu bile kimselere anlatmadı.
Sürüldü, dövüldü, öldürülmek istedi.
Bunu bile kimselerle (Benden başka) üleşmedi.
Ağlamadı, sızlamadı. Tanrı'dan gelene baş eğdi.
 
Onun "Ben Türk'üm" dediğinde duyduğu mutluluğu, çok az Türk duyardı.
Onun "Türk için çarpan yüreği" çok az kişide vardı.
 
Anlaşılamadı, anlaşılması mümkün değildi. Anlamayanların dedikodularından yaralandı, ama düşmedi. 
Tanrı ona düşmeyi yasaklamıştı.
O da bu yasağa uymuştu.
 
Nica yavşak nice orunları kapmak için yarışırken, Deli Yılmaz Ağabey'im, hak ettiklerini aldı, diye bile konuştu yavşaklar.
Onları da duymazdan geldi.
 
Bu yapıdaki kişiler elbette yanlış evlilikler yapacaklardı. O da yaptı (Nazan'ın da bir suçu yok. Evlilikti yanlış olan). Ama Tanrı onu, doğru çocuklar vererek ödülllendirdi. O da iyi bir ata, baba olarak kendini gösterdi. Görevini yaptı. Yapmayı sürdürüyor.
 
Ey gidi Yılmaz Ağabey'im.
Seni ben tanırım. Senin değerini ben veririm. Ben bilirim ki asla seni yerde koymam. Gök'e yakıştırırım. 
Görüşsek de görülmesek de dövüşsek de sövüşsek de ben seni çok severim.
Öbür yanda, sorgu olur da "En iyi tanıdığın Türklerden bir ad ver" deseler, senin adını veririm. Eğer tanıklığım geçerli olursa, kendime değil, sana kefil olurum. 
 
Sen benim gözümde Ulu Bir Türk'sün.
Aha da adını buraya kazıdım. 
Şimdi çatlasın seni sevmeyenler, ardından dudak büken, yüzüne dost görünen şerefsizler.
 
Ne kişiliğin diğerlerine uyar ne mantığın.
Sen böyle iyi ve güzelsin.
 
Tanrı sana uzun ve kutlu ömürler versin ki Türk için daha nice kutlu görev yapasın.
Ha, çok bir şey yapmana gerek yok, Senin "Ben Türk'üm" demen, yeterlidir. Çok kişinin, makam, mevki, para için verdiği emekten çok, sen Türklük için emek verdin. 
 
Biliyorum, bugün orada burada anlattığın anılarının çoğunda ben varım, çünkü biz gönülden bağlı iki YANLIŞ ağabey ve kardeşiz.
Farkındaysan, ben, sana Ağabey, dediğimde, bunu içten ve yürekten söylerdim.
Şimdi de yazdıklarım yürekten.
Bilirsin, ite it, yiğide yiğit, derim.
Sen yiğitsin, kefilin benim.
 
Bağışla, hatalarımı, ben de çok doğru bir kişi değilim. Senin gibi yanlış adamın, kardeşi ancak bu kadar doğru olur.
 
O kutlu Türk gözlerinden öpüyorum Ağabey, senin emeğin ve hakkın çok üzerimde.
Ama ister helal et ister haram.
Başımın üstüne.
 
Kutla var ol. 
Adın var olsun Deli Yılmaz Ağabeyim.




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI