Türk tarihinde kandırma, aldatma ve yıkım!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

En eskilerden bugüne tarihimizin yıkım çağlarında aldanma, aldatma, satma hep ön plandadır. Kandırmak, diyelim ki Çin'in hainliği, ya ona kanmak... Kağanını satmak...

Erlik ve yiğitliklerin hemen yanı başında, böylesine ihanetleri görünce canı sıkılıyor kişinin. Öyle olaylar var ki "Bu kadar da olmaz" dedirtiyor. Çin, yaptığı oyunları gizlemek adına, sürekli olarak kağanları suçluyor bu durumlarda. "Hırsızın hiç mi suçu yok" noktasına getiriyor.
 
Çin'in, tarihinde özenle ve övgüyle söz ettiği oyuncu kişiler var. Çaşıt bölünler (Vezir). Çaşıt elçiler. Çaşıt danışmanlar. Bunların uzmanlık alanı. Türkler nasıl kandırılır?
Belirlemişler seçkileri:
Türk ili yükselmeye başlayınca, diğer Türk ulularına gidilir. Vaadlerde bulunulur. Daha fazlasını hak ettiği, hatta kağan olması gerektiği işlenir. O kişi de buna inanır ve başkaldırır. 
Başkaldırma kolaydır. Çünkü buyruğunda boy ya da tire vardır. Savaşçı sayısı da 1000 ile 10 bin olunca... Çin'in "Yanındayız" mesajı da gelmişse...
Dolduruşa gelmek, diye açıklanamaz. Kişidir, yapar, diye sonlandırılamaz. 
Neden bellidir ve yazık ki biraz genetiktir:
"Türk, baş olmak ister. Yönetmek ister. Göçerdir. Kentli Çinli onu kolayca kandırır!"
Kanmanın sonucu ilin önce bölünmesi, sonra yıkılmasıdır. Koskoca Türk ilini kişisel yararı için bölmek ve yıkmak...
Örneği o kadar çok ki! Zaman zaman bir "Kandırılma ve kandırma tarihi" yazmak geçiyor içimden. Çoğu "Bu kadar da olmaz" dedirten olmuşlar tarihi...
 
Adlı sanlı Türk ulularının kağanlarını terk edip Çin'e sığınmalarını nasıl açıklayacağız? Nedenini bile bile buna bir kulp takıp üzerini mi örtmeliyiz? Yoksa, benzerleri sürekli yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak ihanet zincirini görmezden mi gelmeliyiz?
Hayır!
Göreceğiz!
Yazacağız!
Bileceğiz!
Çünkü Türkçüyüz. Türk'ü her şeyiyle severiz. İyi ve kötü yanlarıyla da. Yanlışları da bilmeliyiz ki yinelenmesin. 
 
Düne bakıp bugün olanların nedenini çözmek hiç zor değil. Azıcık kendini gösterenin partisinden ayrılıp, hadi tam adını koyalım, partisine ihanet edip, kendisini vekil yapan liderini satıp (Türkiye'de liderler kişileri vekil yaparlar. Budun seçmez) illa da baş olmak adına başka parti kurması genetik bir sayrılığın sürmesinden başka nedir ki?
"Başkan ben olmalıyım!"
"Küçük olsun, ama benim partim olsun!"
Bunu yapanlar arasında Milliyetçilerin olması da sıradan. Bile bile bölmek ve yıkmak adına kalkışma...
Ya sonra...
Yok olup gitme!
Evet, ihanet edip ayrılanlar, Çin kaynaklarına, dün, belki hain damgası yemeden yazılmışlardı, ama hiçbir işe yaramadan yok olup gitmişlerdi. 
Bugün de farklı değil durum.
"Ben olmalıyım" diyenlerin çoğu, hiçbir şey olamazlar.  




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI