Teşkilat-ı Mahsusa, Yalnızca Bir İstihbarat Örgütü Değildi!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Bilmeden sallamanın nadanlığında, yakın tarihimize ve hatta bütün tarihimiz hakkında sallayanlar, ne tarih biliminin ne olduğundan haberdardırlar ne de anlayarak bilerek yazarlar. Genellikle  pis herifler oldukları için de her yana pislemeyi hüner sanırlar. İttihat ve Terakki Cemiyeti hakkında konuşan o kadar ahmak nadan vardır ki değer verip de hiçbirine yanıt bile vermem. Çünkü değmez. Nadan adama ne anlatacaksın? Beyinsiz adamla neyi tartışacaksın? Ahmak yorumlarının bir işe yaradığını sanacak kadar alıklarla neyi çözeceksin? 

Neyse...
Biz konumuza dönelim:
 
İttihat ve Terakki Cemiyeti, yalnızca bir cemiyet, yani dernek değildi. Partiydi. Partiler üstü bir kurumdu. Vakıftı. Devletti. Derin devletti. Özeldi. Geneldi. 
O çağda yapı olarak en üst düzeyde düşünebilen, eğitimi, istihbaratı, çetesi, gençlik yapılanmaları, fedaileri, yazarları, çizerleri, okulları, üniversiteleri, ordusu, gönüllüleri, iyileri, kötüleri vd. olan inanılmaz bir örgüttü. 
İnanılmaz!
Şimdi yine bilmeden, anlamadan mal mal yorum yapanlar çıkar!
Ya Hu geçen bir mal, aynen şöyle bir yorum yapmış: "Yahudi, Mason, hainler. Osmanlıyı yıktılar!"
Ulan bu kadar da mal olunmaz ki!
Osmanlı'ya "Hasta adam" orununu vermişler. İşlerini İstanbul'daki büyük elçileri sayesinde yürütüyor Büyük Devletler (O zamna kullanılan tanımdır. Ben demiyorum). İstediklerini yaptırıyorlar. İstedikleri yeri alıyorlar. Osmanlı sınırları içinde istedikleri devleti kuruyorlar. Savaş kazanıyorsun, kabul etmiyorlar. Başkaldıranları basıyorsun, hemen uyarıyorlar. Ermeni-Rum-Sırp-Bulgar-Yunan örgütlerine para yağdırıyorlar. Silah veriyorlar. Baskınlar, suikastler, bombalı saldırılar yaptırıyorlar; bu mal, bilmeden anlamadan, o çağın Ç'sini okumadan yorum yapıyor.
Hay, İttihat ve Terakki öpsün seni emi! Beyinsiz herif. Kişi açar bir şeyler okur. 
Ya Hu, şu Yahudi-Mason sözcüklerini hakaret olarak kullanmayı bu karabuduna kim öğretti, kim ezberlettiyse, onun Tanrı kıyınını versin. Dillerinde ezber, durmadan attıkları slogan. Asıl Yahudi-Mason adamları almış kucaklarına. Hem öpüyor, hem seviyor, bunlar başka yerde Yahudi-Mason arıyorlar. 
"Ağzına kim etti?"
"Yahudi-Mason!"
"Seni kim böyle nadan bıraktı?"
"Yahudi-Mason!"
"Yoksulluğunun, işsizliğinin nedeni ne?"
"Yahudi-Mason!"
"Neden kapında ekmek-yardım kolisi bekliyorsun?"
"Yahudi-Mason!"
"Neden PTT kapılarından seni kuyruklara soktular 1000 lira için?"
"Yahudi-Mason!"
"Hay senin o olmayan usunu..."
"Yahudi-Mason!"
 
Teşkilat-ı Mahsusa, o çağda, bugün bile o derece büyük, ülkülü ve ufuklu düşünemeyecek kadar ulu usul kişilerin kurduğu bir yapıdır.
Doğruları yazma hünerini gösterilen bendeniz, hemen bir doğruya im edeyim:
Teşkilat-ı Mahsusa'yı kuranlar, II. Sultan Abdülhamit Han'ın benzersiz bir beceri ile kurduğu ve tek başına yönettiği Hafiye-Jurnalci düzeninden ilham aldılar. Hatta ve hatta onun hem adamlarından, hem kurallarından hem de haberleşme ağından yararlandılar. 
Bunu da böylece bilin!
 
Yalnız, Teşkilat-ı Mahsusa, evet, bugün MİT olarak ad bulan, değerli teşkilatımızın temellerini oluşturmuştur, ama o çağdaki düşünce ile yalnızca istihbarat teşkilatı olmanın çok üzerinde bir etkinlik sağlamıştır. 
Bu konuda çalışıyoruz. Şimdi sizlere, kısa notlarla Teşkilat-ı Mahsusa'nın yapısını anlatayım:
 
Öncelikle, yine şunu hemen yazalım:
Teşkilat-ı Mahsusa düşüncesi, hem yapı hem ad olarak, Enver Paşa'nın düşüncesidir. Kendisi, ittihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdikten kısa bir zaman sonra, o zamanlar, usu, yapısı, ülküsü, müthiş zekası, ufku, nedeni ile bir EFSANE olan Doktor Nazım Bey ile tanıştıktan sonra, doğrudan ona söylediği bir düşüncedir ve İttihat ve Terakki tarafından, tartışılmış, kısa zamanda uygulamaya konmuş, başlangıçta, bütün giderleri Cemiyet tarafından karşılanan, Fedai Zabitan, Hafiye, Ulak, Egitimci, Savaşçı özelliklerini içinde barındıran bir yapı haline gelmiştir.
Enver Paşa, ne zamanki Harbiye Nazırı olmuş, Teşkilat-ı Mahsusa'yı Resmi bir kurum haline getirmiş ve bugün de benzersiz işler yapan MİT'in kurucusu olmuştur. 
Ancak, dediğimiz gibi, istihbarat, Teşkilat-ı Mahsusa'nın yalnızca bir bölümüdür.
 
O zaman, İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetiminde, üst kadrolarında kimler varsa, aynı zamanda Teşkilat-ı Mahsusa üyesidirler. 
Talat Bey, Cemal Bey, Enver Bey, Bahaeddin Şeker Bey, Yakup Cemil Bey, Doktor Nazım Bey ve diğerleri. 
 
Müthiş, inanılmaz değerli, ülkülü işler yapan, sınırları olmayan bir Teşkilat...
 
Kafkaslara, Türkistan'a, Hindistan'a, İran'a, hatta Japonya'ya, Afganistan'a, Rusya'ya, Fransa'ya, Almanya'ya, İngiltere'ye, Afrikaka'ya elemanlar göndererek orada hem elçilik, hem askerlik hem gerillacılık hem öğretmenlik hem her şey olan kahramanların teşkilatı...
Soru sormadan, tek bir karlı çıkma göstermeden, hemen yola çıkan kahramanların teşkilatı.
İnanılmaz işler başaran, her yerde odlar yakan kahramanların teşkilatı.
 
Gönüllü orduları vardı Teşkilat-ı Mahsusa'nın.
Gizli fedaileri vardı.
"Git! Vur! Gel!"
Öyle işler yaptılar, öyle temizlikler yaptılar ki!
Örnek: Bugün, Karadeniz'de boş yere Postus düşleri kuranların, bu düşleri, onlar sayesinde hayat oldu. Bir tek Pontuslu bırakmadı var olsun kahramanlar. Konuşanın dilini kestiler. Başkaldıranın kafasını kestiler. Ayağa kalkanın dizlerini kırdılar. 
Ya Büyük Ermenistan düşü...
Kim bitirdi sanıyorsunuz?
Ya Kürdistan düşü...
Kim kesti nefeslerini sanıyorsunuz?
O zamanlar, Batı'nın, oldu bu iş, diye ellerini ovuşturduğu her konuya, Teşkilat-ı Mahsusa turp sıktı.
Batum'u Türk yaptı Teşkilat-ı Mahsusa. Hâlâ Türk'tür. 
İran'da Türklük odunu alazladı Teşkilat-ı Mahsusa.
Hala yanar!
Çölde her kum tanesi, Teşkilat-ı Mahsusa'yı özlemle anar!
 
Elbette bilmeyince sallaması kolay!
Ya Hu, er gerekirdi, ordu kurardı. I. Acun savaşında, onca orduyu kim bir araya getirdi sanıyorsunuz!
Para gerekirdi. Para bulurdu. Nasıl mı? Yazacağız.
Her yerden haber ulaştırırdı. Türk Posta Teşkilatının kökünü kim oluşturdu sanıyorsunuz? Bugün PTT, diye andığımız kurumun, içi boşaltılan yapının, temellerini kim attı sanıyorsunuz?
 
Söz uzayıp gider.
Yazıyoruz! Kut ile bir bir yayınlayacağız.
Ha, mallar yine yorumlar yapacaklar.
"Yauhudi-Mason!"
Bu sözü çok kullananların bilinç altında bir sorun var, yakın geçmişlerinde başlarına ilginç bir şeyler gelmiş, ama, hadi bir yazmayalım!
 
Teşkilat-ı Mahsusa'yı bilmeden, anlamadan bak mal mal yorum yapacakları da şimdiden uyaralım:
Öküzlüğünüz size kalsın!




YORUMLAR
3 Yorum

Hüseyin Ay
21-04-2020 20:46:00

Var ol Destancı

Murat GÜREL
21-04-2020 02:17:00

Eçim.rnBu konu hakkında farklı kişileri okudum. Ama hepsinin onayını gelecek olan eserinden bekliyorum. Çünkü biliyorum ki destancı yazarsa tarih yazar. Destancı yazarsa eğip bükmeden doğruyu yazar.rnVar ol Destancı.

Dr.Ahmet Turna-Tekirdağ-Malkara
20-04-2020 22:27:00

Üstadım iyi akşamlar,selamlar..rnSöylediklerinin hepsine katılıyorum.Ağzınıza sağlık. Acaba,Süleyman Askeri bey ,Kuşçubaşı Eşref ve Teşkilatı Mahsusa hakkında bir veya daha fazla kitap yazmanız mı gerekiyor?

Yanıt: Çalışıyoruz... :)

 

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI