TARIM, konuşulmaz, yapılır!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Kırk yıllık Ziraat Yüksek Mühendisi olmak, bir de ülkenin her yerinde her köşesinde görev yapmış olmak, gitmedik yer bırakmamak, ayrıca yurtdışını da görmek avantajı ile bırakın, tarım hakkında konuşabileyim! Ha, ezberler ve sloganlar hoşunuza gider. Doğruları, gerçekleri duymak itici gelir. O da sizin bileceğiniz iş. Bu çağa kadar kimsenin canının isteğine göre söz etmedik ki bu saatten sonra edelim. 

Gerçekleri söylemek zor, anlamak daha zor, kabul etmek de acıdır.
Önce ilk gerçeği yazalım: Tarım Bakanlığı, Türkiye'nin en kalabalık, en fazla binası olan, en boş işlerle uğraşan en gereksiz bakanlığıdır. 
Hiçbir iş yapmaz. 
Tarımdan da anlamaz, çünkü tarımdan anlayanı Tarım bakanı yapmazlar. O bakan da tarımdan anlayanları göreve getirmez. 
 
Bir başka acı gerçek: 
Türkiye'de gerçek çiftçi çok azdır. Türk köylüsü yazık ki çiftçi olamamıştır. 
 
Bir acı gerçek daha:
Tarıma yapılan bütün yatırımlar plansız, düzensiz, anlamsızdır ve boşa gitmiştir.
 
Asıl gerçek:
Türkiye bir tarım ülkesi değildir. Anadolu toprakları hiçbir zaman Tarım toprakları olmamıştır. Tarım, Anadolu'yu hiçbir çağda doyuramamıştır. Türkiye hiçbir zaman tarımda kendi kendine yetememiştir. "Kendi kendimize yeter bir ülkeydik" sözü palavradır. O zaman açtık. Yemedik, sattık. Kendi kendimize yettiğimizin söylendiği çağda, Anadolu sefalet içindeydi. Çocuk ölümleri en yüksek seviyedeydi. Salgın hastalıkların önü alınamıyordu. Ortalama yaşam süresi 47'diydi. İnsanımız et, süt, yumurta, tavuk vs. yiyemiyordu. Köylü perişandı. Buğdayla karın doyuruyordu.
 
İşte, yalanlar üzerine öyküler uydurursanız, satacak tek ürününüz tarım ürünleriyse, zeytin yağını, inciri, üzümü ihracat listesinde en üstte görüyorsanız, bu çok ürettiğiniz anlamına gelmez. Açın istatistikleri. "Kendi kendimize yetiyorduk" yalanının söylendiği çağda kişi başına tüketilen ürünlere bir bakın. Öyle ezber konuşmayın. Sloganlarda kalmayın. Biz hâlâ bu çağda bile modern insanın tüketmesi gereken proteini tüketemiyoruz.
 
Şimdi gelelim tarımdan anlamayanların, çok bilmişlerin anlayamadıkları konulara:
Yüz yıllarca Anadolu toprakları sömürüldü. Hoyratça yıpratıldı. Ağacı, otu, suyu, toprağı, hayvan ve bitki genleri vd. doğanın insafına ve insanın kötü niyetine terke edildi. Hiçbir plana, projeye uyulmadı. Yalnızca günü kurtarmak, birilerini varsıl etmek anlayışı sürüdürüldü. Hiçbir üründe korumacı davranılmadı. Gelecek planları yapılmadı.
Türkiye tarım yapmadı. 
Türkiye yalnızca toprağın verdiğini tüketti.
Yanlış projeler, yanlış barajlar, yanlış üretim tesisleri, yanlış tarımı tetikledi. 
Uzun bir zaman, oy kaynağı olarak görülen köylü, geri bırakıldı. Eğitimsiz bırakıldı. Devletin eline bakan, yalnızca devletten bekleyen bir yapı üzerine kuruldu köylü kültürü. Devlet verirse yedi, devlet verirse yarı aç gezdi. 
Hiçbir çağda tarımsal üretim planı yapılmadı. Uygulanmadı.
Köylünün birleşmesi tehlikeli görüldü. Köylü birlikleri, kooperatifler devletin gözetinde, beceriksiz bürokratların elinde güdük, anlamsız, gereksiz kurumlar oldular. Hâlâ öyle. Lafta çiftçi birlikleri, bugün emekli yandaş bürokratların geçim alanlarıdır. Hiçbir işe yaramaz. 
Türkiye yerli, dayanıklı hayvan ırklarına, bitki genlerine, tohumlarına sahip çıkmadı. Hepsi yok oldu. Bir tane bile kalmadı. Bu da planlı ve amaçlı yapıldı. Satılmış bürokratlar, rüşvetle keselerini doldurarak Anadolu'nun genlerini yok ettiler. Onlar uyan bilim kişileri, çok azı milli savaş verseler de çoğu yalnızca gaz yaptılar.
Sırf tarımcılığı yerlere düşürmek adına, çok sayıda teknisyen yetiştiren ziraat okulu açıldı. Burada tarım bilen teknisyen değil, devlet memuru yetiştirildi. Ardından da ziraat fakültesi açma furyası başladı. 
Zamanı olan YÖK kaynaklarına bir göz atsın. Türkiye'de en çok bilim adamı Ziraat Fakültelerindedir. En fazla profesör Ziraat Fakültelerindendir. Bu konuda rekor da Erzurum'dadır. 
Ben saydım. Oturun siz de sayın!
Şu an öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısında Ziraat fakülteleri rekor kırmıştır. Acunda örneği yoktur.
İşin bir diğer acı yanı:
Bugün, değişik meslekler, diye anılan birçok meslek, ziraat fakülteleri hocalarının, bir şeyler yapar görünme çabası içinde, kök olarak ziraat fakültelerinden çıkmıştı. Önce bir ders, sonra kürsü, sonra bölüm, sonra farklı fakülte...
Hadi birkaçını yazalım:
Peyzaj mimarisi...
Su Ürünleri Mühendisliği...
Gıda Mühendisliği...
Malzeme bilimi mühendisliği...
Biyomühendislik...
Tarımsal genetik mühendisliği...
İnanmayan baksın köklerine. Bunların kuruluş yıllarına bir uzansın.
 
Elbette ek olarak Veterinerlik fakültelerinide tarımda bir kol üzerinden incelemek gerek. Bugün, büyük illerin sosyetik semtlerinde, kedi-köpek bakımı ile uğraşan veterinerlerin kuruluş yıllarına doğru bir uzanın bakalım. Bir de bugünkü veteriner fakültesi sayısını karşılaştırın. Mezun olan, olacak veteriner sayısını Hayvan mevcudu sayısına bir bölün. Nasıl bir sonuç göreceksiniz?
 
İşte bütün bunlara rağmen, Türkiye'de tarım bitti. 
Tarımın bir kolu olan, hayvancılık bitti.
 
Neden?
Acunda, insan varlığı Toplayıcılık ve sonrasında Avcılık çağlarını aşarak, üçüncü ilkel çağ olan Tarım çağına kolayca ulaşabildiği ve en ilkel insan bile tarım yapabildiği halde, Türkiye neden tarım yapamıyor?
Tarım bugün Avcılık ve Toplayıcılık sayılmayacağına göre en ilkel sektördür. En az para gerektiren, en az sermaye ile yapılabilen, en kısa zamanda karşılığı alınabilen sektördür.
Hamen hesap yapmadan karşı çıkmayın.
Ektiğinin karşılığı almak kaç ay sürer?
Bir meyve ağacının meyveye gelme süresi nedir?
Çilek kaç günde meyve verir?
Bir Sığırdan ürün almak kaç ay sürer?
Civcivin büyümesi ve et olması kaç gündür?
Bir tavuk kaç günde yumurta verir?
 
Hani tarımın zorluğu?
Nerde zorluk?
 
Tarım en kolay ve en ilkel sektör. Elbette çağımızda mekanizasyon istiyor ki inanılmaz makinalar var ve tarımı kolaylaştırıyor. Tohum sektörü çağ atladı. Meyve fidanları inanılmaz kısa zamanda meyve veriyor.
Zorluk nerde?
Türkiye neden tarım yapamıyor?
Kapıdan o kadar sığır, koyun, keçi girdiği halde, neden hayvan sayısı birkaç yılda iki katına üç katına çıkarılamıyor?
 
İşte yanıt:
ÇÜNKÜ İSTENMİYOR.
Türkiyede tarım engelleniyor. 
Konuşmalar, anlatmalar, çaba içinde görünmeler boşuna. Tarım bakanlığı tarım üretimini artırmak için değil, tarımı öldürmek için var. On binlerce mühendis, veteriner, binlerce bürokrat tek bir hedefe odaklanmış: Türk tarımı bitecek!
Neden?
Tek neden var: Yeniden başlamak için!
Tarım bitecek, bütün köyler boşalacak, topraklar kapitalistlerin eline geçecek, birleşecek, büyük şirketler, uluslararası şirketler topraklara el koyacaklar. Toprakların eski sahiplerinin torunlarını aynı topraklarda maraba olarak çalıştıracaklar. Çok ve planlı üretecekler. İstediklerini üretecekler. Tek amaç para kazanmak olacak ki bugün de öyle. Türkiyede çiftçilik oluşmadan, şirket tarımı yükselecek. 
 
Tarım konuşulmaz. Yapılır, çünkü yapmak konuşmaktan kolaydır.
Tarım en basit, en kolay üretim sektörüdür. Bugün başlansa üretime seneye sorun kalmaz, ama üreticiyle kavga ederek, ancak tarım öldürülür. Üretim yapılmaz. 
Tarımda hedef satışa, kazanmaya dönük olunca, topraklar boş kalır. 
Kapılar açık, giren tarım ürünü girsin, derseniz, içerde üretim olmaz. Bunu çocuklar bile bilir, ama amaç tarımı öldürmek olduğu için bu durum sorun değildir. Bugün soğan, yarın patates, öbür gün buğday, terörist olursa, kim teröre bulaşmak ister ki?
 
Ha, tarımla kalkınma da olmaz. Tarımla kalkınan bir tek ülke yoktur. Tarım, en gelişmiş ülkelerde bile destekle, primle yapılır. Bu desteğin kaynağı da sanayii ve ticaret türetimidir. 
Karşımıza sık sık Hollanda örneği atılır ve saçam sapan "Konya kadar bir ülke" tanımlaması ile tarımsal üretimi küçümsenir. Bu kişiler elbette hesap bilmeyenler ve ömründe Hollanda'yı hiç görmemiş olanlardır. Onlara laf anlatmak da çok zordur ve gereksizdir. Hollanda ırmaklarını ve debilerini gariban Anadolu'nun ırmakları ile bir karşılaştırın bakalım ne göreceksiniz ki siz bu ırmakları bugün göz göre göre HESlere terk ettiniz. 
 
Tarım konuşmak abestir. Gereksizdir. 
Tarım yapmak ise kolay.
Yeter ki istensin!
 
 
 
 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI