Sultan Vahdettin Hain mi?


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Bizim okumuş nadanlarımız, az okumuş nadanlarımız, hiç okumamış çarıklı erkanımız, boşa okumuş boşlarımız kadar; kendi tarihine pislik atan başka bir budun yoktur.

İnanmayan, gitsin baksın İngiliz tarihine. Adamlar delilerini, sapıklarını, hastalarını, zalimlerini bile yüceltirler.
Alın bakın Alman tarihine. Adamlar Hitler'i Bile anlatırken dikkatli olurlar.
Gidin Fransa'ya, oğlancı, eşcinsel atalarını yüceltmekten ölürler.
Macarlar, bizim atalarımıza bile sahip çıkarlar.
Yunanlılar, Türk'ten kaçarken kıçından şişlenen atalarına kahraman edasıyla heykeller yaparlar. 

Buyurun Doğu'ya, İran'a, hatta Suudilere bakın!
Mısır'a bakın Mısır'a!
 
Ama bize gelince, nadan takımının elinde kara, ona çal buna çal, bunu kötüle, şuna hain, de! Şunu yok say, bunu yerden yere vur!
Ne zamanı anlar ne koşulları. 
Ne tarih bilir ne de gerçekleri görür. Ne öğrenmeye meyleder!
 
Hiç düşünmez de.
Ezberlemiştir, ezberletilmiştir. Slogancıdır. Şimdi de sosyal medyacıdır.
Osmanlı yağılığı usuna yerleştirilmiştir.
Bir o yandan bir bu yandan...
 
Osmanlı sultanlarına "Hain" demek kimsenin haddi değildir Ya Hu! Kişi biraz utanır! En azından çevresine bakar şöyle bir. Bir Osmanlı eseri görür, susar.
Osmanlı'ya hakaret!
Abukluktur.
Saçmalıktır.
Bilmezliktir.
Aymazlıktır.
 
Okursun, öğrenirsin kendince yargılarsın, yorumlarsın, tamam. Ama bunda bile insaflı olmak zorundasın. Hiçbir şey bilmeden "Hain, hırsız, yalancı, dönek" dediğinde, aslında en büyük hainliği sen yaparsın.
 
Ya Hu bir anla anla! Bir bil! 
Bir yan, Osmanlı'ya öte yanın alıkları, Atatürk'e...
Saydır ha saydır!
 
Ne kazanıyorsun ahmak? Eline geçiyor? Yalnızca nadanlığının diplomasını onaylıyorsun kendi kendine.
Yalnızca ne denli bilgisiz olduğunu kanıtlıyorsun.
 
Şunu yanlış yaptı, denilebilir. Şu konuda büyük hatası vardı, yazılabilir. Keşke şunu şöyle yapsaydı, denebilir. Şurda dedikleri, olmadı, denebilir. Yolu, sistemi, yanlıştı, denebilir. Yani davranışları, sözleri, yargılanabilir.
Ama hain...
Denmez arkadaş!
Aydın bir kişi bu sözü etmez.
Hainin tanımı belli, örneği İmralı'dadır.
Paçozları, dağlardadır.
Cesetleri leştir.
 
Hadi size, aynı çağdan başka örnekler vereyim:
 
Teşkilat-ı Mahsusa Başkanı, Süleyman Askeri, yenilinde, umutsuzluğa kapıldı, kendi kafasına sıktı. Şimdi bütün yiğitliklerini unutup, aciz mi diyelim?
 
Kuşçubaşı Eşref, gitti Yunan'a sığındı. Bütün yaptıklarını unutup, hain mi, diyelim?
 
Enver Paşa, Komünist Kongresine katıldı. Komünist Cemiyet kurdurdu. Komünist mi diyelim?
 
Atatürk, Komünist Partisi kurdurdu. Komünist mi diyelim?
 
Kazım Karabekir, tek umudumuz Bolşevik olmak, diyordu. Bolşevik mi diyelim?
 
Rauf Orbay, İngiliz mandasından başka kurtuluş yok, diyordu. İngiliz mi diyelim?
 
Halide Edip, En doğrusu Amerikan mandası. Başka  çözüm yok, diyordu. Amerikan mı diyelim?
 
Cemal Paşa, Ruslarla birlikte çalışmalıyız, diyordu. Rus mu diyelim?
 
Talat Paşa, en iyisi İngilizlerle ortaklık yapalım, diyordu. İngiliz mi diyelim?
 
Topal Osman, bir mebusu öldürdü. Katil mi diyelim?

Ya Hu insaf edin!
Yapmayın!
O çağ başka bir çağ!
 
Zamanı anlayın zamanı.
Hatta, o çağda yaşayanların aralarındaki kavgalarda birbirlerine ettikleri sözlere de bakmayın. Bir dargın bir barışıktılar. Bir karşı bir yan yanaydılar. 
Öyle gerekiyordu.
Evet, doğrularınızı seslendirin!
Ama Osmanlı'ya, aman da bir fırsat bulduk, diye çamur atmayın.
Ya Hu, bugün, ABD Osmanlı'yı taklit ediyor.
Avrupa hâlâ Osmanlı'nın gördürdüğü kabusları görüyor.
Ta Viyana'ya kadar Osmanlı kokuyor!
Yapmayın!
Bu toprakların temelinde Selçuklu varsa, Duvarları hâlâ Osmanlı, özü de Atatürk'ün Cumhuriyeti'dir.
Pislik atmayın!
 
Olanları olduğu gibi bilseniz! Düşünürsünüz. 
 
Evet, Sultan Vahdettin büyük yanlışlar yaptı. Yanlış adamlara güvendi. Yanlış adamlarla çalıştı. Yanlış adamların sözüne baktı. yanlış kararlar aldı. Yanlış sonuçlara ulaştı. 
Zaten tahta oturduğu çağ yanlıştı.
Çaresizdi. Padişah olduğunda, payitaht işgal altındaydı. İşgal kuvvetlerinin gemilerinin topları Dolmabahçe'ye dönüktü. Sokaklarda işgal askerleri dolaşıyordu. Sultan Vahdettin, o koşulları o günleri o durumu kaldıracak kişi değildi. Böyle zorlu günler için hazırlanmamıştı. Yetkisizdi. Etkisizdi. Yetersizdi. Çvresi boştu. Hain çoktu. İngilizler başındaydı. Ne isterlerse yaptırıyorlardı. O da kendince çözümler arıyor, danıştığı kişilerin ağzına bakıyordu.
 
Atatürk, o çağda Genel Kurmay Başkanı olmak istemişti. Milli Savunma Vekili olmak istemişti. O da değişik yolları denemişti.
Oysa...
Tarih, başka türlü yazılacaktı, yazıldı.
Böyle olması gerekiyordu, oldu.
 
En acısı, bir padişahın, kendi başkentini terk edip, bir İngiliz gemisiyle kaçmasıdır. Kaçmak zorunda kalmasıdır.
Bunu kabullenmek mümkün değildir. 
Ancak...
Sultan Vahdettin, Osmanlı'nın son padişahı, devlet kurmuş kutlu Türk soyunun son yöneten temsilcisi, acaba kaçmak istedi mi?
Kim ister ki?
Acaba ona ne dediler? Nasıl yönlendirdiler? Bunlar biliniyor elbet, ama kimse anlamak istemiyor.
Aslında Sultan Vahdettin, kaçarak, Ankara hükümetinin ve Atatürk'ün elini güçlendirmiştir. Kandaş kavgasını önlemiştir.
Bunun bile farkında değiliz. 
Tamam, yanlıştır, ama bugünkü koşullarda yanlıştır. Ya o gün Sultan Vahdettin'e us verenler... Mutlaka gitmeniz gerek, diyenler. Gitmezseniz katliam olur, budun birbirine düşer, çok kan akar, diyenler...
 
Hayır, Sultan Vahdettin hain değildi. 
Hain tanımında, onun yaptıkları yazmaz. Çaresizdi, hadi şunu da diyelim: Beceriksizdi. Ama o koşullarda onun yerinde olanlar ne yapabilirlerdi ki?
Bunu yanıtlarken, arada söz getirip götürenleri, fitnecileri, dedikoducuları, gerçek hainleri hesaba katınız. 
 
Tarih, Türk için şan ve şerefin yanısıra, acı olayları da yazar.
Hadi, içimizi sızlatan, yakın tarihten birkaç olayı hatırlatalım: 
 
Sultan Abdülaziz'in ölümü...
31 Mart Vakası'nda Yıldız Sarayı'nın soyulması...
Mustafa Kemal Paşa'ya suikast...
Kuşçubaşı Sami Bey'in öldürülmesi...
Yahya Kaptan'ın öldürülmesi...
Topal Osman'ın öldürülmesi...
Kazım Karabekir Paşa'nın ve daha pek çok kahraman paşanın yargılanması...
İsmail Canbulat'ın, Sarı Efe'nin, Miralay Rasim Bey'in, Cavid Bey'in, Hilmi Bey'in, Nail Bey'in, İttihat ve Terakki destanını yazanların başında gelen Doktor Nazım'ın idamları...
Kara Kemal Bey'in ölümü..
Kara Vasıf Bey'in ölümü...
 
Kimi suçlayacağız?
Kime söz edeceğiz?
 
Hain, haindir ve tanımı bellidir. Ama çaresizlikten, bilmemekten, yanlış yönlendirilmekten, kuşatılmaktan, nefessiz kalmaktan, çözüm aramaktan, yıkımdan, umutsuzluktan vd. yanlış yapanları, hata yapanları, hadi yine diyeyim beceriksizleri, yanlış yolu seçenleri, hain, diye suçlamayacağız.
Tarihi yargılamak bize düşmez. Ulu kişileri yargılamak da... 
Biz, yorumlar, anlamaya çalışır ve anlatırız. Aslında her şeyi olduğu gibi anlatılsa taşlar yerine oturur. 
 
Asıl gerçek, Osmanlı'yı pislemek için her türlü sözü edenlerin, ajanların gerçek hainlerin ekmeğine yağ sürdükleridir. 
 
O çağ farklıydı. Zaman zaman kandaşlar birbirlerine düştüler. Umutsuzluk her yanı sarmıştı. Çözüm arayanlar, çözüm yolları nedeniyle birbirleriyle çatıştılar. 
Atatürk, kazandı. Diğerleri yitirdi.
 
İyi ki Atatürk kazandı!
İyi ki diğerleri yenildiler. Düştüler.
 
Düşene vurmak, Türk'ün töresine sığmaz. Açın ulu tarihi, örnek alın.
Ulu Mete Tanhu, atası Teoman Tanhu'yu oklattı, ama ona hain demedi. Tam tersine buyruk verdi: Bedenini gereğince yolcu edin. Çünkü atam, ulu bir tanhudur! 
 
Osmanlı geri gelecek değil. 
Osmanlı, devrini tamamladı ve gitti.
Kut olsun ki giderken bile şanına, adına, Türklüğüne layık davrandı. Asla vatanını satmadı, dışarda , onca baskıya rağmen kötülemedi. Kimsenin oyununa gelip Cumhuriyet karşıtı olmadı. 
Bugün, pislikler yurdu sosyal medyada, Sultan Vahdettin'i kötülemek adına bütün Osmanlı'ya ve hatta Ulu Türk tarihine hakaret edenlerin çoğu ajandır.
Ha, Sultan Vahdettin'in adını, 19 Mayıs kutlamalarını gerekçe göstererek, öne çıkarıp, Atatürk'e laf çakmaya çalışan kuzu kuzu tipli tilkiler, ajan oğlu ajan, karaktersiz oğlu karaktersizlerdir. 
 
Sözüm bu kadar!
Varın usunuza göre düşünün!
 
 




YORUMLAR
3 Yorum

Mehmet Akif Bahadır
22-05-2020 07:09:00

Haldun bey; Yazdıklarınıza katılabilirdim. Bir Kayserili olarak başımı çevirdiğimde bir Osmanlı eseri görebilseydim. Bir han, bir hamam, bir medrese, bir köprü... Bildiğim kadarıyla meydanda bir küçük cami dışında Osmanlıya ait bir eser yok Kayseride. Sivas, Yozgat; Erzurum farklı mi? Değil. Osmanlı Türke ve Türklüğe sırtını dönmüş bir aile. Hani diyorsunuzya Vahdettin için devlet kurmuş Türk soyunun son temsilcisi... Biyolojik olarak kanını analiz etme imkanımız olsa sizce Türk kanı % kaç çıkardı? Yıkılmakta olan bir imparatorluğun son padişahı olarak yaptığı veya yapamadığı pek çok şey kabul edilevbilir. Peki, Atatürk için çikardığı ölüm emri? İngiliz askerlerine karşı durulmaması yönündeki, İngiliz uçakları tarafından dağıtılan fetva? Bunları yapana da hain denilmez mi? Ayrıca bu iş bir etki tepki meselesi. Siz Osmanlı Torunu olmayı bir matah gibi topluma dayatırsanız. Birileri de çıkar "O. Torunları" diye kısalmasını kullanır... Sevgiler saygılar...

Muharrem ÖZKURU
20-05-2020 15:13:00

Yazınızı merakla okudum ,Yorumda yazılan elestiriye verdiğiniz cevabı daha bi merakla okudum.Her kıssada bir hisse varmış vesselam.Saygilar

Turan
20-05-2020 00:19:00

Haldun bey o kadar kitabı boşuna yazmışsın şu yazıdan sonra seni bıraktım Necdet sevinç in İstiklal harbiden etnik ihanet kitabını eminim okumussundur orda hersey açık ve senin yazdıkların tam tersi hiçbirine katılmıyorum.

Yanıt: 
Ezbercilik bir yazgıdır. Kendi öz düşüncesi olmak da bir üstünlüktür. Rahmetli Necdey Ağabey'le bu konuları çok tartışırdık. Çok konuda anlaşamazdık. Necdet Ağabey'in yazmadığı o kadar değişik düşünceleri vardı ki hiçbiri benim kafama uymazdı. Ama ne ben onu sevmekten ve saymaktan ne de o beni sevmekten ve saymaktan vazgeçerdi. Şimdi siz nadan kafa ile "Haldun Bey o kadar kitabı boşuna yazmışsın" derken ne kadar dar kafalı biri olduğunu zaten açık ediyorsun. Ya Hu seninle her konuda aynı düşüncede olmak zorunda mıyım? Ya da sen benimle her konuda aynı düşüncede olmak zorunda mısın? Ben senin gibi düşünrüsem mi senin için iyi olacağım? Ya da sen benim gibi düşünürsen mi benim için iyi olacaksın? Rahmetli Necdet Ağabey, o kitabında bir sürü yanlış yapmıştır. Ama ben onları elbette yazmam. Saygımdan... Siz de o yanlışlara bağlanıp Rahmetli Necdet Ağabey'i takdir edersiniz. O da sizin saygınız ve yeğlemenizdir. Azıcık açık düşünceli ve açık fikirli olun. Tartışmayı, değişik düşüncelere saygı duymayı öğrenin. Şunu da unutmayın, sizin beni bırakmanız hiçbir şey ifade etmez. Yalnızca sizi bağlar. Ha, ben sizin için bu sözü etmem. Çünkü yanlıştır. Adınızı, soyadınızı bile yazmıyorsunuz. Ama benim bütün sözlerim, adım soyadım ortada. Düşüncelerimi de korkusuzca üleşirim. Katılanlar-katılmayanlar saygı duyduğum kişilerdir. Zaten her kişi aynı düşüncede olsaydı, acun çekilmez olurdu biz de koyun olurdur. Hep sürüldüğümüz yöne giderdik. Bir örnek vereyim: Ben Marx, Engels, Darwin, Lenin, Mao okumaya 12 yaşımda başladım. Kızdım, saydırdım, yazdım, konuştum. Ama zaman geçince şöyle bir noktaya ulaştım. Ya Hu, bugün işçi hakları, diye bir bağlam varsa, bu, bu sevmediğim adamların sayesinde. Bugün sendika, diye bir kavram varsa. Yine bu sevmediğim adamlar sayesinde. Yani bu adamların bütün fikirlerini beğenmem gerekmiyor. Bakın, ben Atsız'ı çok severim. Ona Gök Bilge derim. Ama her dediğini doğru kabul etmem. O da  bir kişidir. O da yanlışlar yapar. Örnek mi: Atsız Sultan Abdülhamit'i yüceltir. Ona Gök Sultan der. Hayır, ben bunu kabul etmem. Sultan Abdülhamit'in yanlışlarını yazarım. Doğrularını da yazarım. Ama hiçbir zaman, Atsız için, vay sen nasıl bu adama Gök Sultan dersin. Ben de bir daha senin kitaplarını okumam. Hepsi boşmuş, demem. Çünkü ayıptır! Kişi böylesi sözler etmeye utanır. Ha, düşüncem hoşuna gitmez. Eyvallahç Ahmet Hocam, bu düşüncenize katılmıyorum. Bence şöyle şöyle, dersin ki gerçek kişilik ve aydınlık budur. Ben de sana "Ama şu da şöyle" der, karşılık veririm. Ama hiçbir zaman .... Bey (Adını bilmiyorum) sen boşsun. kafan da boş. Nadansın. Ahmaksın. Hiçbir bok bilmiyorsun, demem. İşin doğrusu budur. Bak bu yazıda örnekler verdim. Şimdi sen, öyle bir hata yapıryorsun ki Atatürk'e de haksızlık ediyorsun. Atatürk Sultan Vahdettin'in yaveriydi. Hani bugün de yaverler alrın rengi sırma kordon takarlar ya! İşte o kordonları övünçle takardı Atatürk de. Eğer Sultan Vahdettin'e hain dersen, Atatürk de haine yaverlik emtiş olur. Çok ayıp olur. 
Bu sizdeki kafanın nedeni nedir biliyor musunuz?
Bizim bozkır budunu olmamız.
Denizi gördük sonunda ama onun etkin enginliğine bir türlü bağlanamadık. Büyük düşünmeyi, büyük kabulleri beceremedik, hâlâ beceremiyoruz. 
Önce bir kendini tart be kandaşım. Şöyşe bir sars. Acaba Ahmet Hoca ile bu konuyu bir konuşsam, dayanaklarına bir baksam, de. Sonra istediğin gibi düşün, ama azıcık saygılı ol. 
Bak kandaşım, ben doğrucu bir adamım. Kendim bile yanlış yapsam ki çok kez "Ya Hu bu konud ayanlışmışım. Adamdan özür diledim" derim. Zaten Türklük budur. Saygı ve sevgi. Kaç tane Ahmet Hoca var ki. Ya da senin gibi kaç kişi var ki hemn kırmaya bükmeye doğruluyorsun. Çok ayıp. 
Bu arada Rahmetli Necdet Ağabeyi'mi andım sayende. var olasın. O ki bana "Sen Çiçi Han'ı gündeme taşıyan bir kahramansın" deyip alnımdan öpmüştü. Tanrı cennetinde ağırlasın. Büyük adamdı. Ama onunla çok tartışırdık. Evet, bütün uscul, aydın kişiler gibi tartışırdık ve ben o günleri çok özledim.

http://ahmethaldunterzioglu.com/2014/02/10/necdet-sevnc.html

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI