Suç Örgütü Lideri


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Düzenli düzen, ancak Ütopya tipi kitaplarda bulunur.

Düzenli düzeni tam olarak sağlayan bir yapı, yönetim şekli ve ideoloji yoktur. En kuramcı, kararcı ideolojilerde bile çatlaklar çıkar. Bu çatlakları kapatmak için çabalar başlar ve bölünmeler olur. Bugüne dek, bozulmayan, tam kalan bir ekip, başladığı gibi tamamlanan bir devrim, birlikle sonuçlanan bir ihtilal, darbe, görülmemiştir. 
Çünkü işin içinde kişioğlu vardır.
 
Düzenin çarkları arasında, öylesine değişik bir oluşum doğar ki buna hiçbir güç hiçbir güçlü devlet engel olamaz. 
Anlamlı ya da anlamsız ahlaki ya da değil ortaya çıkan olayların ve sektörlerin çeşitliliği, bunlara da kendi içinde bir sistem, bir düzen gereğini zorunlu kılar. Eğer bu sağlanamazsa, karmaşa öyle bir duruma yükselir ki önüne geçilemez.
 
Yeraltı acunu mu diyelim yoksa abartıp mafya mı? Hatta bugünkü deyimi kullanıp, suç örgütü adını da takabiliriz.
 
Ülkeden ülkeye, budundan buduna, kişiden kişiye değişim gösteren bir yapılanmadır bunlar. Gizli örgütlenirler. Önünde sonunda ortaya çıkarlar ve görevlerini, diyelim, yaparlar.
Kendi iç düzenleri ve sistemleri vardır. Adeta bıçak sırtında dengeleri. 
Bu dengelerle oynamaya hiç gelmez.
Bu dengelere gereksiz karışmaya da gelmez.
 
Gelişmiş ülkelerde, bu sistem, inanılmaz bir şekilde devletten bile güçlüdür kimi kez. Hatta paranın etkisi ve kazancın çokluğu ile devleti kullanacak derecede varsıllar. 
Gelişmemiş ülkelerde ise...
Ah ki ah...
Zaman zaman yönetim, kendi kurgusunu zorlamaya kalkar ve işin çivisi çıkar. 
Gelişmemiş ülkelerde ise iş iyice çakallığa döner. 
 
Bu bir güçtür. 
Bu gerçek bir güçtür. 
Çünkü bu yapının içinde, canını hiçe sayan, buyruğa uyan, sadık ya da hain, serdengeçti, yaşamı umursamayan tipler türer ve yönetimi ele geçirirler. 
Hiç kolay değildir. 
Belli aşamalardan geçmekle ve kendini kanıtlamakla , ancak sağlanan bir üstünlüktür ki bu işin içindeki ve başındaki kişiler öyle küçümsenecek, görmezden gelinecek kimseler değillerdir.
 
İlk erek asla para kazanmak olmaz, ama para kazanmadan da olmaz.
Etkinlik denilen yapı ise kurulması ve korunması zor bir yapıdır. 
Kan, ölüm, vuruş, işin rengi değil, gereğidir. Bu yapılanma içinde kimi kez usları almayacak durumlar, sıradan sayılabilir. 
 
Çeşitleri vardır. 
Aslında ülkemizde, ana neden olarak, Gariban Babalığı, öncellemesi ile ve Kabadayı çeşitlemesi ile ortaya çıkmış, değişik bölgelerin egemenliklerine, zamanla siyaset ve idealler karışarak, tamamen karmaşık bir durum almıştır. 
Evet, devlet ne yaparsa yapsın, kumar oynanacaktır. 
Evet, devlet ne yaparsa yapsın, uyuşturucu satılacak, kaçakçılık olacaktır.
Evet, devlet ne yaparsa yapsın, en eski tarihi mesleklerden olan fuhuş, değişik tipleri ile mutlaka olacaktır.
Evet, haklının hakkını aramasında, bütün yolları denedikten sonra, adalet bulamadığında, gidip başvuracağı bir yapı mutlaka olacaktır. 
Evet, ezilenler, ezilmelerine çözüm ardıklarında, yanlarında güvenilir birilerini görmek istediklerinde, bu tip kişiler doğacaktır.
...ve evet...
Bütün suçu yurdunu ve ulusunu, bayrağını sevmek olan, usunu, bedenini yüce duygulara adamış, ama bu konuda etkin yerlerde görev alamamış, en azından asker, polis olup idealleri uğruna ölmekten başka becerileri olmayan kişilere olanak tanınmamış ya da onların görüp iç geçirdikleri olumsuzları düzeltecek bir mekanizmanın oluşmadığına inanmış birileri hep çıkacaklardır. 
Enerji dolu ve güçlü, üstelik organize olma, örgütlenme yeteceği olan kişiler, tehlikede olduğunu düşündükleri sevileri için ölmeye hazır bir şekilde, bellerinde silahları ya da güçlü bilekleri ile kendilerini görevli hissedeceklerdir. 
Hele ki...
Bu gücün farkına varan birileri, diyelim ki bürokratlar diyelim ki istihbarat birimleri diyelim ki polis ya da jandarma ya da diyelim ki gerçekten çözümsüzlükten çok sevdikleri ve uğruna ölmeyi göze aldıkları özeller üzerinden çözüm arayan birileri, bu gücün farkına varıp, kendi yanına çekme gereği duyabileceklerdir.
Ya da...
Yasal olarak asla çözülmesi mümkün olmayan, ama mutlaka çözülmesi gereken kimi konuları, birilerine çözdürmek ve bu işi gönüllü yaptırabilmek güdüsü de ortaya çıkabilecektir. 
 
Neyse...
Öyle ya da böyle şu şekilde ve bu şekilde, ölümü hiçleyen, kendisini birkaç on ya da yüz ya da on bin kişiye sevdirebilen, benimsetebilen, davranışları ile seçkinliğe adım atabilen kişiler, varlıklarının dayanağı olarak kendilerine büyük idealler özendirebilecek, benzetebilecek, buna inanacak buna inandıracak ve güçlendikçe güçlenebileceklerdir.
 
Geçenlerde bir soru sordum:
"Bir gün devletin güvenilir makamlarından birileri karşınıza çıkıp, devletin sana ihtiyacı var, dediğinde, kaç kişi bu çağrıyı geri çevirebilir?
Bir gün, önünüze çıkan bir fırsatın, devletin yararına olduğuna inandırıldığınızda, gereğini yapmanıza hangi güç engel olabilir?"
 
Biz, değişik bir milletiz.
Sevimiz de kızgınlığımız da değişiktir.
Erliğimiz ve inancımız da...
Düşünün, İslam olup, Kur'an'ı evlerinin en kutsal bölgesine, süslü kaplar içinde asarak, ona her bakışta, her dokunuşta, içi titreyen, bizden başka hangi budun var?
Yok!
Düşünün, seferberlik ilanında, koşa koşa askerlik şubesi önlerinde kuyruğa giren, yedisinden yetmişine her kesimin seve seve ölmeyi seçebildiği kaç budun var, bizden başka?
Yok!
 
Mafya, İtalyan'ın, Sicilya adasında doğmuş, oranın kendine has yapısı içinde (Büyük olasılıkla Etrüsklerden kalma bir yapı) olgunlaşmış, sonrasında kan davaları ile kana boğulmuş, ölene de öldürene de kızılmayan ve üzülünmeyen bir yükselme içinde, yine Sicilyalıların Amerika'ya taşıdığı bir suç örgütü sistemi, diyelim. Bunu da hakaret olsun, diye söylemeyelim.
Kendi kuralları olan ve kıyınlaması yalnızca ölümle şekillenen bir durum.
Bu yapılanmanın, değişik budunlarda, değişik şekilleri ortaya çıktığında...
Bizde...
Bu bambaşka bir şekle büründü.
 
Başlangıçta, hiçbir gayrimeşru yola sapmayan, gerçekten babalar, kabadayılar varken, zamanla işin bokunu çıkaranlarca kirletilen bu yapı, gün geldi, devletin de temizlik dileği ile yine bambaşka bir dönemece girdi. 
Düşünün ki bugün bu yapı içinde, pis denilen ve ahlaksızca nitelenen, hiçbir suçla ya da kötülükle uğraşmayanlar var.
Kadın satmayan, uyuşturucu satmayan, kumar oynatmayan...
Tam tersine, milli değerlere saygılı ve daha da ötesinde bir idealler zincirine tutunan...
Ancak...
Bu yapılanmanın da bütün yapılanlamalar gibi ekonomik güce gereği vardır. Bu da bir şekilde sağlanır.
Eğer...
En çok gelir getiren, kumar, kadın, uyuşturucu ve kaçakçılık ve gariban ezme gibi pis işlerden uzak durmacasına, ama içinde milli hislerle yüklü kişilerin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan yapılanmalar, ne iş yaparlar?
İşte soru budur ve yanıtı çok zordur.
Böylece başlayan, cezaevlerinde süren, dayakla, işkenceyle ve yaralanmayala hatta ölümle pekişen, ama bir yandan da derinden derine değişik idealler ve seviler yutan bir yapı...
Bunu nasıl açıklayacağız?
İşte bize has durum bu!
Gün geldi, yeraltı dediğimiz acun, bu kişilerin gücüne baş eğdi.

Sürdüreceğiz!




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI