Siz, Sol kovalaklara, aldırmayın!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

 

Bu ülkede, gerçekten solcular vardır. Uscul, işi bilen, gerçekçi... Atatürkçü... Onları hemen bir kıyıya ayırıyorum ve diyorum ki: Sol kovalaklar da sağ kovalaklar kadar zararlı ve gereksizdir!

Ha, şimdi, sol, kovalar basın, CHP'li belediye başkanlarını şişiriyor ha şişiriyor. Budun yiyor mu bilmem, ama ben yemiyorum. Aslında bu AKP'liler boşuna uğraşıyorlar CHP'li belediye başkanlarıyla. Kendi başlarına bıraksalar, saten iki günde kendi kendilerini yerler ki solda da kendini yeme, kendi etiyle beslenme sayrılığı yaygındır. 
Seçimden çok önce, değişik platformlarda CHP'nin kazanacak belediye başkanlarını saydığımda, bizim kesimin nadanlarının saldırısına uğramıştım. Onlara anlatmam mümkün değildi ki nadandılar. "Evladım, ben yazdığım için kazanmayacak bu adamlar. Kazanacaklarını gördüğüm için ben yazıyorum. Neden anlamıyorsunuz?" dedim, ama yine anlamadılar. Yağcılıkla, yalakalıkla oy alınacağını sanıyorlar hâlâ. 
Ha şimdi...
Ekrem İmamoğlu...
Bir daha asla seçilemez. İşte bakın bu tarihi bir yere yazın. Belki kendi adamları bile onu aday göstermeyecek. Gösterse de fark etmez. Çünkü iş yapmıyor. Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor. Artistlik, PKK sevgisi sözler, kendince tarafsızlık falan... Yemezler. Karşındaki karadudun. Gözü ile ve midesiyle oy verir. 
Ankara'da, Mansur Yavaş... Aslında ne yaptığını bilmiyor. O da iş yapmıyor, yapar görünüyor. Ortada hiçbir şey yok. Ama sol basın alkışlıyor, övüyor, şişiriyor. Onun da işi çok zor. Kendine düzgün bir kadro kuramadı. Her yana doldurdu ziraatçıları. İş bekliyor. Beklesin.
Adana'da bir değişik arkadaş var. O hiç iş yapmıyor. Büyük olasılık bir daha aday gösterilmez. Ha, Adana'yı bir daha MHP alamaz. O iş bitti. Ama bu da kazanamaz. 
Antalya desen sırf hikaye. Seçildiği süreci şikayetle geçiriyor. Ortada hiçbir şey yok. 
Mersin belediye başkanı, iş yapmasa da konuşmuyor en azından. Ortalıkta artistlik yapmıyor. Gelecek seçimde kazanması en yüksek kişi o CHP'li belediyelerde. Mersin'i CHP alın kolay kolay bırakmaz. 
 
Şimdi bakın.
"Tek adam hiçbir şeydir. İş, ekiple yapılır. Belediye başkanları, sağına soluna artist değil, görüşüne, düşüncesine, siyasi fikrine bakmadan İŞ GÖRÜR, BECERİKLİ adam seçmek zorundadırlar. Yoksa aynen böyle ortalıkta dolanır dururlar."
Geçen gün Kılıçdaroğlu TV'ye çıktı. Uçtu, kaçtı, attı tuttu. O da gerçekleri göremiyor. Ona gerçekleri anlatan yok ki! Hep yalaka, yağcı... Aynı AKP'de ya da MHP'de olduğu gibi... Kandırıyorlar genel başkanları.
Ya Hu adam tutmuş, "1000 kişilik sahra hastanesi yaptım" demiş. Kılıçdaroğlu da inanmış. "Bu iş nasıl oldu" diye sormamış. 
Arkadaş, hiç mi bilmezsiniz bu konuyu? Hiç mi anlamazsınız? Nasıl olur da inanırsınız? 
Kapalı alan...
Büyük olasılık, fuar merkezi...
Araya paneller...
Birkaç yatak...
Al sana sahra hastanesi!
Ya Hu olur mu hiç? Ya Hu tutar mı bu yalan? Ne gerek var kovalaklığa? Ne gerek var artistliğe?
Sen belediyesin.
Hastane kuramazsın ki!
Kursan, alamazsın ki!
Panelle, yatakla hastane mi olur? Ya Hu insaf!
Bin Hastadan söz ediliyor.
Rakamla 1000.
Hani yoğun bakım?
Hani acil?
Hani poliklinik?
Hani röntgen?
Hani laboratuvar?
Hani emar? 
Hani ameliyathane?
Hani, bölümler?
Bunları boşverelim!
Doktorlar nereden? Hemşireler, hastabakıcılar nereden? 
Ya Hu us nerde us?
 
Bir başka olayı açalım mı?
Mansur Yavaş, pazarcı esnafının sebzelerini, meyvelerini  satın aldı!
Tamam!
Süper, değil mi?
İyi de arkadaş, kimse sormuyor, pazarcı esnafı, malı nereden alıyor?
Biz yazalım!
Halden!
Yani, pazarcılar, malı halden aldılar, belediyeye sattılar, öyle mi?
Arkadaş, iş mi bu?
Neden mantıksızlığı düşünemiyorsunuz? Üreticiden alınsa, tamam. Ama sen pazarcının elindeki malı alırsın. O gider halden bir daha alır. Sen yine alırsın. O bir daha... Bu işin sonu gelir mi? Bu, iş, diye söylenir mi?
 
Ben bir de şu "Gıda yardımı"na takıntılıyım. 
Tam lüpleme yeri.
Belediye, gıda yardımı yapacak. Koli hazırlıyor. İçine konacaklar belli: Çiçek yağı, şeker, nohut, bulgur, kuru fasülye, mercimek, un, çay, makarna!
Bunları belediye nerden alıyor?
Yandaşlarından.
Üstelik kazık yiyerek.
Ki, İstanbul'daki olay patladı.
Bir de şu konu var: Sen kişi değilsin. Kamusun. Tamma, kişiler, böyle bir yardım yaparak, ihtiyaç karşıladığını sanabilir. Şu Ramazan Kolisi alışkanlığı sürüyor ne zamadır.Yoksul illa da bakliyat, makarna yiyecek sanılıyor. Dayıyorlar karbonhidratı. 
Ya Hu! Belediye aş evi açar. Yemek pişirir. Kimsesizlere, bakıma muhtaçlara dağıtır. O gerçekten güzel bir iş. Ama koli dağıtmak... Ya Hu ver adama parasını, belki et yiyecek. Belki tavuk yiyecek. Belki kemik alıp kaynatacak, suyunu içecek. Senin verdiğin bakliyatı, makarnayı yemek zorunda mı?
Ha, illa yandaşı kolayacaksan, günah Ya Hu! Yazık Ya Hu!
İlla birileri ütsün istiyorsan, ayıp Ya Hu!
Bir ara kart dağıtılıyordu. İçine para yükleniyordu. Yoksul gidip istediğini alıyordu. Yine patladı koli işi. Yine birileri köşe olacak!
 
Sol basın sol medya, her zaman güçlü oldu bu ülkede. Sağ, muhafazakarlar, milliyetçiler, abuk sabuk işlerle uğraşırken, Köy Enstitüleri yapısının geleneği olarak sol, yazma işine daha çok girdi. yerleşti. Şimdi AKP'liler bu işi zorlasa da yine sol kadar başaramıyorlar. Adamların kalemi güçlü. Bizim kesimde ise hiç yok. Çünkü bizde okuyan yok. Okuyanı olmayan camiadan, yazan çok az çıkar. Düşünün, bakın, doğru dürüst iş yapan tv kanalaları kimin elinde?
İşte şimdi sol medyanın görevi, CHP'li belediye başkanlarını şişirmek. Ama sol medya şunu unutuyor: Karabudun, okumayla, dinlemeyle uğraşmıyor. Dediğim gibi bir gözüyle gördükleri bir de karnının doyması. Gaz yemiyor. Laf yemiyor. Üfürme yemiyor.
Örneğin: "Bin yataklı sahra hastanesine" gülüyor.
Hemen öte yanda koskoca "Şehir hastanesi" sen burada üfürükten iki panel bir yatak, hastane yaptım, diyorsun. Genel başkanın yer, ama karabudun yemiyor.
Artistliği bırakacaksın, yoksa, başkanlık seni bırakacak.
Sol medya şişirmeleri de boş. Zaman o zaman değil. Sosyal medya öne geçti. Üstelik muhafazakar trollerin işi gücü, sınırı, çizgisi yok. Her türlü sallıyorlar. Her türlü yağdırıyor ve inandırıyorlar. 
 
Onun bunun şişirmesi ile olsaydı, İmamoğlu, gerçekten gelecekte cumhurbaşkanıydı. Ama artık belediye başkanlığı bile sıkıntılı. Evdeşinin kapak pozları, PKK'lılarla ortak eylem, ne yapacağını bilmez havası, durmadan konuşması, işten çıkarmaları, ortaya hiçbir şey koyamadan sürekli ağlaması, çok konuşması, artık itici...
 
Yine yazayım:
Ciddi, gerçekten kendini yetiştirmiş, bilgili, çalışkan, düşünceli ve uscul solcuları bir yana ayırıyorum ve son söz:
Sol kovalarlara aldırmayın!
 
 
 




YORUMLAR

GEÇİLİ
14-04-2020 16:09:00

Her zaman ki gibi güzel bir yazıydı.O Fuar alanında Ocak ayında çok kitap imzaladınız hocam.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI