Sağ'ın Primitif Edebiyat Grupları...


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Gülünçtür "Sağ primitifler"! Özellikle milli oldununu sanan dinci kesime yamananlar.

İnanılmaz gülünçtür.

Sırf özentidirler.

Özendikleri de: Soldur aslında, ama benzemeye çalışştıkça ve taklit ettikçe soytarı olurlar.

Özünü yitiren soytarı olmaya mahkumdur.

Taklitçilik pis iş!
Özendikleri, ne yaparsa aynını yapmak!
Özendikleri, ne yaparsa benzerine zorlanmak!
 
Özgünlük mü?
Sakın ha aramayın! 
Onlar tözü ne bilsin?
 
Sağ dediğim, arada kalmış, ne olduğunu nasıl olduğunu, ne yapacağını bilmeyen, yoksul kapitalist, biraz muhafazakar az milliyetçi bol dinci...
Karışık bir çorba!
Çorba derken, yalnozca benzetme. Yoksa her çorbanın bir yararı var, bunların sıfır.
 
Çoğu bir anda olmuştu Fetoş itinin iti. 
Bir havalar bir havalar!
 
İtin iti olmak öylesine iğrençti ki. Ama aç sağ primitifler için Fetoş iti kocaman bir kemikti. Yalaya yalaya bitmeyecek bir kemik.
 
Bu Sağ dinci primitifler, dadandılar Fetoş'un kemik sofrasına. Yaladılar da yaladılar. Azıcık palazlandılar. Kendilerini bir şey sanmaya başladılar. Oraya el attılar. Buraya el attılar. Orayı kaptılar. Burayı tuttular. Kimileri dizici oldu kimileri filmci. Hep birlikte senarist bozuntuları. Dergisi, dernekçi, vakıfçı...
 
Dergiler de dergiler!
GAzeteler de gazeteler.
Radyolar da radyolar!
 
Satsın satmasın. 
Okunsun okunmasın. 
Dinlensin dinlenmesin!
 
Para çoktu ya Fetoş'ta.
Dernekler, yayınevileri, internet siteleri, tvler, radyolar, gazeteler...
Binalar binalar binalar...
 
O zaman Türkçü yapı zayıf, sahipsiz, kimsesiz...
Bir salon bulamaz ki oturup söyleşsin!
İtilmiş, kakılmış, yoksul...
 
Her yer bunlarda!
 
Ödüller ödüller ödüller...
Kaynak aynı!
Ha bire ödül dağıtıyorlar. 
Bir derginin, sıradan bir internet dergisinin 50-60 ödül dağıttığını düşünün. Ya da Fetoş destekli bir derneğin yılın bilmem nesi yılın bilmem kimi, diye her yıl onlarca kişiye ödül verdiğini düşünün!
 
Sonunda ne olur?
Ödül verilmedik adam kalmaz.
Hadi baştan!
 
Bunlar, yılın bilmem kimi ödüllerini bile piç edip kendilerine benzettiler.
Herkes oldu "Üstad, usta... Herkes oldu ödüllü!"
 
Köşede, kıyıda, ötede kim varsa Fetoş'un elemanı...
 
Ne kadar eski, değerli yazar, çizer, ozan derneği varsa bunların eline geçti yavaş yavaş.
Solda olanlar dışında.
 En milliyetçisi bile... 
En köklü bilinenler bile...
Teslim oldu ister istemez.
 
Öyle zavallı öyküler yaşandı ki:
Bilmem ne yazarlar derneğinin eski bakanı derneğini satarken, aldığı yalnızca yılın bilmem nesi ödülüydü. Her şeyiyle teslim etti güzelim derneği Fetoş'a.
 
Nice eski yayınevi tuzağa düştü bu itler yüzünden. Girdiler, yerleştiler, adamlarını koydular. 
Satış ağları iyiydi.
Mekanla riyiydi.
Reklam iyidi.
Bu işe yanaşmayanları bitirmeleri de kolaydı.
Öyle güçlü yerler teslim oldu işi bu itlere. 
 
Ha bir de yazar avlamak!
Bunda da çok başaralıydılar ha!
İnanılmaz başarılı! Hiç okunmayan hiç satmayan adı bile bilinmeyen yazarlar, ozanlar bunlara yanaşınca bir anda kitapları satıyor bir anda İt tvlerde inanılmaz reklamları yapılıyor bir anda tanınıyorlardı.
FÖ FS bunların yaşamının iki değişik arçası.
Fetoştan önce ve sonra...

Ucundan kıyısından kemik yalamaya başlayınca da gidip teslim oluyorlar, itin iti durumuna geçiyorlardı ya, kemik yağlı olduğu için ses etmenin de anlamı yoktu.
Kimler palazlanmadı ki bu işten!
Kimler köşk yalı sahibi olmadı!
Yurt dışında tanınanları da sayarsak...

Fetoş, CIA eğitimli bir it. Elbette işi biliyor.
 
Hatırlayın Fetoş itinin gazetesinde ekmek yiyen ünlü yazarları.
Bir bakın o adlara!
Şimdi neredeler?
 
Sonra...
Ayrılık, aykırılık borusu çalınca...
Fetoşun foyası ortaya çıkınca.
Birileri ayıkıp kendine gelince!
 
 
Kimisi yurtdışına kaçtı malı kurtarmak için. Kimisi Ankara'ya koştu el ayak öpmek için. Kimisi sattı. Kimisi attı. O bir zamanlar itin iti olanlar başka, yepyeni itliklere büründüler ki post pahalıydı ve yapacak bak bir iş yoktu. 
Çoğu böylece durumu kurtarırken birkaçı epeyce zindan tadı aldı.
 
O susan, ekmek var, diye teslim olan kurumların, derneklerin, iş yerlerinin adamları satışa geçmekte gecikmezlerken, yine de içlerinde ne olur ne olmaz kaygısı ile değişik bir teslimiyete durdular ve çözümü milliyetçi olmakta buldular.
 
Ama ne milliyetçilik!
İçinde her şey var!
 
Sağın primitif çeşnili grupcukları biraz solgun ve üzgün. Palazlananlar paçayı yırtarken ucundan kıyısından kırıntı ile doyanlar zora düştüler. Ne yapsınlar? Onlar da yanaşık düzende yancı ayaklarında kendi kendilerini tatmin yolunda. Bir oraya saldırıp bir buradan iş çıkarıp yaşama derdinde. 
 
Zor iştir, evet!
En başta taklitçilik, sonra da itlik!
Herkes yapamaz.
 
Şimdi, beş kişi on kişi bir araya gelip, mutlaka eski günleri anarak ve yine ve ancak birbirlerini överek, geçmişte yaşadıklarını hem özleyip hem de unutmak isteyerek bir durum tutma yolundalar.
Gidebildikleri, onlara açılan birkaç kapıya yığılmışlar.
Oraları da göçertmek üzere, ona iftira buna laf, şuna fitne, bunu kötüleme ile acaba bir yerden bir kemik düşer mi önüme, beklemesinde.
 
Ha, kimi yerlerde yine bol sayılı ödüller dağıtılıyor, ama maraba işi.
"Yılın kitabı ödülü!
Bir dakika Yılın Romanı ödülü!
Ha bir de Yılın romantik romanı ödülü!
Bir de en iyi kapak ödülü.
Bitmedi en çok sayfa ödülü..."

İnsan!
En insaf!

Kimisinde baş ödül hep aynı kişiye!
"Jupiter'e yeptığı hizmetlerden dolayı!"
 
Kimsenin dönüp baktığı yok.
 
Kimi yerlerde gruplaşmış sağ kişiliksizlik içinde iş çıkarma adına yağcılık ve yalakalık sürüyor. Kimileri büyük kapıları zorluyorlar. Kimileri uyduruk dizilerden iş çıkarmaya çalışıyorlar.
 
Yok, kızmıyorum onlara.
Çağ, zor yaşamlar çağı!
Kolay değil ekmek bulmak!
Ama bunun bu kadar adileşmesinin nedeni sağ pislikler. Aslını unutanlar. Özünden şaşanlar. Üç paralık kemik için ödün verenler.
 
Kızmıyorum da...
Bir kişi hem Türkçü hem de dinci ve yobaz nasıl olur, bu sağ primitiflere bakıp, yüksek sesle öğürüyorum.
Bir kişi hem delikanlı geçinip hem fahişeler gibi fitne, dedikodu, laf, yalan nasıl üretir, bu yoz kemikçilere dönüp, tükürüyorum.
 
Adam olun oğlum biraz!
Çoğunuz yaşınızı başınızı almışsınız. Sizden çıkan iş bu kadar. Daha fazlası bu yaştan sonra olmaz. 
Türkçülüğe bari bulaşmayın!
Adam olun!
Olduğunuz yerde, döndüğünüz son durakta, sağ primitifler olarak kalın!
Hâlâ üç paralık kemik için bir o yana bir bu yana dalmayın!
Bitti!
Bitti!
Sizin için deniz bitti!
Sağ primitiflik de bitti!
 
Sağ primitiflik zaten baştan aşağıya pislikti. Kapitalizme bulaşan yoksulların soycul kalması mümkün mü?
Hem aç hem kapitalist olunur mu? 
Hem dinci hem milliyetçi...
Hem cemaatçı hem Türkçü...
Hem tarikatçı hem de...
 
Sağ primitif grupların son temsilcilerisiniz. Çok yakındalarda adınızı bile hatırlayan olmayacak! Hadi yalayın kemiklerinizi de ona buna bulaşmayın!
 
İt bile itliğini bilir!
 
Kurt her zaman Kurttur!
 
Bir o adamın sağında bir bu adamın solunda bir onun önünde bir şunun yanında bir diz çöküp bir boyun eğip bir eyvallah edip, ADAM OLUNDUĞU nerde görüldü lan?
Neredeyse her parti lideri ile fotoğrafı olan tipler, sizi KARA TOPRAK doyursun! Soyunuz KURUSUN!




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI