Rıza Nur'un Anılarını on kez daha okudum.


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

 

Geçen gün, sürekli önemli konulara kafa takan, bana söyleyince, benim kafama da taktıran, başı dumanlı Ağa Bey'im İle fark ettiğim, ama fark etmek istemediğim, anladığım, ama anlamak istemediğim, okuduğum, ama okumak istemediğim bir kitap hakkında konuştuk.

Konuştuk, dediysem, karşılıklı ansımalarla irdeledik, diyeyim. Daha gerçekçi olur.

Rıza Nur, yaşadığı çağın çoğu kişisi gibi, değişik bir kişilik. Uzcul, bilgili, yetenekli olduğu tartışılmaz, ama değişik. Ve bizler, o çağın değişik kişilerine söz söylememek için direniriz. Hem dilimizi tutarız hem de kalemimizi.

Neden?

Çünkü o çağ başka bir çağ. Bunu anlayınca, o çağda yanlış yapana da yanlış söyleyene de kızamazsın.

Bugün, en uçlarda oldukları fark edilen kişilerin, bir atraya geldiklerini düşünün.

Altılı Masa, demeyin.

Düşünün: Bahçeli ile Erdoğan bir araya geldi.

Hah, şimdi, size derdimi anlatmak için bir adım attınız.

İşte o çağda, Balkan Savaşı, Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı... Cepheden cepheye koşan kumandanlar... Çözüm arayan uscul kişiler... Bütün acun yağı. Türk'ü yok etmeye, Anadolu'dan kovmaya and içmiş. Bir yanda ajanların savaşımı bir yanda hainlerin çabası bir yanda etnik kavgalar...

Kafalar, uslar nasıl düzen tutar ki?

Elbet de saçmalayacaklar sürev içinde. Elbette sözleri, davranışları değişecek. Elbette birbirleri ile boğuşacaklar.

İttihat ve Terakki içinde kimler bir araya gelmişlerdi?

Kim kimin. buyruğunda kim karşıydı?

Ya sonrasında, karşı karşıya olanlar bir araya bir arada olanlar karşı karşıya...

Bakın dostlar, normal bir çağ, normal bir yapı olsaydı, Fevzi ÇakmakPaşa , Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Rauf Orbay Bey ve diğerleri, bir araya gelecek, aynı çatı altında yaşayacak aynı yanda savaşacak kişiler değillerdi. Bunları, o çağın koşulları bir araya getirdi.

Önce yaşantıları hakkında birkaç kitap okuyun. Hadi, fazla yorulmayın, Viki'den okuyun. Sonra şu soruma yanıt verin:

Rıza Nur ile İsmet İnönü aynı kurul içinde yer alacak kişiler miydi?

Bu girişten sonra, gelelim asıl yazmak istediğime. Başı Dumanlı Ağa Bey ile konuştuğumuz, us yorduğumuz konu:

Rıza Nur'un anılarında Mustafa Kemal atatürk hakkında geçen, usa, gerçeğe, asla uymayan, ama dinci yapıların mal bulmuş gibi, dört elle sarılıp, Büyük Atatürk'ü kötülemek için sık sık andıkları yazılanlar!

Önce hemen belirteyim:

Hepsi yalan hepsi uydurma.

Peki, bunları kim yazdı? Rıza Nur mu?

Hani derler ya, tutacak dalı değil yaprağı. bile yok ya...

Anlatılan masala göre, bu an ıları Rıza Nur yazar. 1935 yılında Biritish Museum'a verir. Bir sürev yayınlanmama kaydı ile...

Her nasılsa, (Nasıl olduğu belli de) Atatürk yağısı, dinci, fesliye verilir. Fesli de bunu 1967'de yayınlar. Hayat ve Hatıratım, diye... Elbette yalan dolan olduğu için, erek Atatürk'e hakaret olduğu için, yasaklanır. Toplatılır. Falan filan, ama el altından dolaşır. Dincilerin, yobazların başucu kitabı olur.

Okuyun!
Hiçbir sakıncası yok.
Atatürk'e nokta kadar lekesi olamaz. Çünkü yalani, dolan ve iftira olduğu hemen anlaşılır. Ha bunu Rıza Nur'u şizofren, deli, falan filan, diye ötelemek olmaz.

Çünkü, hakaret satırlarını, bir daha bir kez daha dikkatle okursanız, bunların tamamının, hatıratın bütünlüğünden ayrı, başka bir el tarafından yazıldığını, sonradan eklendiğini, hemen anlarsınız. Belki bir okumada değil, ama benim yaptığım gibi kerelerce inceleyerek...
Kitap bütünlüğü içindeki farklılığı görecek kadar inceleyerek.

Hayır, o hakaretleri Rıza Nur yazmış olamaz.
Öyleyse kim yazdı ya da kim kime yazdırdı ya da kimler yazdı.
İşte burada biz kalemimizi ve dilimizi tutuyor, usumuzu kilitliyoruz.
Fesli yazdı ya da yazdırdı, deyip, birinin üzerine suç atmanın da anlamı yok.
Biz çok düşündük, tartışitık, başı dumanlı Ağa Bey'imle.
Hadi siz de usunuzu yorun.
Bakın bakalım oradaki değişen tarz, uslup, kimin yazınına benziyor. Cümle kurululundan anlatım şekline...

Bu kötülüğü, Büyük Atatürk'e kim, neden yapmk istemiş olabilir?
Bu işten kimin ne yararı oldu?

İpucu da vereyim mi?
Değişik düşünün. Çok değişik düşünün. Usunuzun almayacağı kadar değişik...
Düşünün, ama şaşırmayın!
Sonra bir daha bir daha okuyun.
Kendi kararınızı kendiniz verin!
Bu şerefsizliği kim yapmıştır?
Benden bu kadar!

Ama iyi düşünün ha!
Kişileri suçlamak kolaydır.

 


 



 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI