Rastlantı olamayacak kadar süreklilik...


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

 
Plan yapmak hiç kolay değildir kişi için. 
Planların tutması için, kesinlikle bir dış destek gerekir. 
Kişiler sürekli olarak şanslı olamazlar. Eğer, doğru bir çizgi üzerinde, gizli zikzaklara rağmen, sürekli gelişme gösteren ve zararsız tamamlanan bir yaşam varsa, bilin ki bu yaşamın çerçevesinde, büyük bir kancıklık, kalleşlik ve ihanet gizlidir.
Kalleşlik kalıtsaldır.
Bugün, uydurma göç öykülerinin ardına saklanıp, geçmişlerini kahraman göstermeye çalışanların köklerinde, büyük olasılıkla, ya bir döneklik ya büyük bir ihanet ya karmaşık bir kök zinciri söz konusudur. Bu kökten, uydurma öykülerle gelenler ise kalıtlarının yansıması olarak kalleşliği kendilerine im saymış kişilerdir.

Bakın çevrenize.
Sorun, soruşturun.
Bir kişinin yükselme çizgisini, yakın çevresindeki benzerleri ile karşılaştırın. Aynı çağlarda benzer sıkıntılara değen yaşamlara karşılık, içlerinden birisi, inanılmaz değişimlerle sıçramalar yapıyorsa, bilin ki haindir. Satmıştır ve satacaktır.
Kendisini çok dürüst göstermesine aldırmayın.
Kendisini çok ciddi göstermesine çok namuslu göstermesine kanmayın.
Sanki bir Ülkü eri havalarında, uydurma cvlerine de.
Şunu sorun: Nasıl oldu da bu kadar şanslısın? Nasıl oldu da bu kadar ucuz kurtardın? Nasıl oldu da hiç sıkıntı çekmedin? Nasıl oldu da her iktidarda bir koltuk buldun? Nasıl oldu da başkentin kaymağından hep yararlandın? nasıl oldu da hiç maddi sıkıntı çekmedin? Nasıl oldu da her krizden daha varsıl çıktın? Nasıl oldu da kimse seninle oynamadı? Nasıl oldu da bütün arkadaşların sıkıntın çekerken, sen kolay bir yaşam içindeydin?
Bu kadar rastlantı olur mu?
Bu kadar kolay yaşam kurulur mu?

Böyesi kişiler varsa çevrenizde, hep ikincil kalmış, hiç göze batmamış, durumu idare etmiş, arkadaşlarını, okulunu, çevresini satmaktan hiç çekinmemiş ve bunu birilerine, kimseye kendisinin bulaştığını belli etmeden yapmış, hatta bulunduğu kurumlarda bile hiçbir arkadaşının yer almasına izin vermemiş. Hatta çalıştığı başkente gelmeye kalkan bütün arkadaşlarını hatta arkadaşı olmayan aynı okul mezunlarını, hemen bir kötüleme kampanyası ile engellemiş, haklarında dedikodu çıkarmış.
Birisi varsa ki hemen her iktidarda, çevresindeki herkesi kullanarak mutlaka bir koltuk bulmuş. Bütün arkadaşları orada burada sürünürken o yerinden kıpırdamamış, hatta askerliğinde bile başka bir kente gitmemiş...
Bunların rastlantı olduğunu düşünüyorsanız, aptalsınız.

Oturun, aynı çağı yaşayan arkadaşlarınızı toplayın ve soruşturun:
"Bir kişi neden hep dört ayağı üzerine düşer? Kedi mi?"
Hadi diyelim ki 12 Eylül cuntası bütün atamaları, açıktan almalaı durdurdu. Ama bu tepeden inme işe girdi.
Nasıl olur?
Hadi, diyelim ki, hemen her kurrada şansı güldü ve mal sahibi oldu.
Nasıl olur?
Bir kişi düşünün, birçok derneğe, kuruma üye, ama hep ikinci planda kalmayı seçiyor.
Bu neden olur?
Bir kişi düşünün, en ahlaksız pazarlıklarda ön saflarda ve cebini dolduruyor. Oğuşunu, kardaşlarını varsıl ediyor. Ama dürüst tanınıyor.
Bu nasıl olur?
Bir kişinin şansı neden hep güler?
Çok inançlı olduğu için mi?
Yoksa hep şanslı olduğu için mi?

Kahramanlık taslamak ne de kolaydır.
Bir koltuk aldığında, koltuğun eski sahibi, hakkını geri almak için mahkemeye başvurduğunda:
"Devlet mahkemeye verilir mi lan?" dersin.
"Ben bu bakanla geldim. Bu bakanla gideceğim" diye hava atarsın.
Sonra...
İktidar değişince...
Bu sözlerini unutup...
Önce bir dosya kapıp, yeni bakanın yanına koşarsın. 
Olmadı, bir istifa planı yapıp, kendi koltuğunu korumaya çalışır, başkalarını harcar, zamanın hain sümüklüsünün cematını kullanırsın.
Olmadı, yalvarır, yakarır...
Yine olmadı görevden alınınca, mahkemelere gidersin.
Yine alınır, yine gidersin.
Yine alınır yine gidersin.
"Devlet mahkemeye verilir mi lan?" sözünü unutursun ve mahkemelerin elemanı olursun. 
Bu sefer de sözün hazırdır:
"Devlet için Ülküm için savaşıyorum."
Hadi lan!
Sen yalnız kendin için ve cebin için savaşırsın. Yalancı.

Diyelim ki Hakkari üniversitesinden mezunsun. 
Ama görev alınca, Merkezde, hangi üniversite güçlü ise, oradan mezun olanlara yanaşır, onların köpekliğini yapar, Hakkari üniversitesinden mezun olan ve seni arkadaş bilen herkesi satarsın.
Üç kuruşa ve bir muavin koltuğuna.
Ama...
Bunu öyle bir gizlersin ki görünürde bu işi yapanın S ve M olduğunu yayarsın.
Oysa sensindir.
En yakın arkadaşına, birlikte yiyip içtiğin, dolaştığın arkadaşına bile kalleşlik yaparsın. Ona yardım eder gibi görünür, ardından dedikodu yapar ve önünü kesersin.
Fark edince de...
Sana siktir çekince de...
Yine mağdurlara yatarsın.

Hep düşünür birileri, Ya Hu Hakkari üniversitesinden mezun olanların sanki merkezde bir yağısı var. Adamların hep önü kesiliyor. Her fırsatta satışa geliyorlar.

Dedikodunun, fitne çıkarmanın ve adam yemenin bin yolunu bilirsin.
Bu özellik kalıtsaldır.
Ciddi, gülmez, ahlaklı, dürüst görün ve zavallıları kullan.
Taktik iyi ve tutarlı:

"Bak ben güçlüyüm. ANAP'ta tanıdıklarım çok. Nasılsa bir yere geleceğim. Sen git şu tanıdığın vekile beni öv. Ben iyi bir göreve gelince, sana da kolayca görev veririm.
"Tamam abi!"

Seni dost bilen birisi sana gelir:
"Beni genel müdür yardımcısı yapacaklar. Nasıl davransam?"
Onu kapalı odalarda, açar, konuşturur, sanki dost gibi yanaşır, bütün biglileri alır, sonra da her önüne gelene onun önünü kesmek için fitne üretirsin. Adamın olacak işi olmaz olur ve şaşırır. 
"Nasıl olmaz?"
Olmaz, çünkü en kötü fitneciye açıldın.

Taşradaki bir arkadaşı arar.
"Ben de merkez geliyorum!"
Deli olur. Ona ortak mı çıkacaktır. Neden ondan başka bir Hakkari üniversiteli merkezde yer etsindir.
Onu konuşturursun. Bigileri alırsın. 
Sonra da gelmesin, diye başlarsın fitneye.
O zavallı, sana güvenen arkadaşın senin destek olduğunu sanarak, elindeki bilgileri sana verir. Sen bu bilgileri ona karşı kullanırsın.
"Şöyle kavgacı. Böyle geçimsiz. Şunu yapar, bunu yapar."
Adam gelemez.
Önü kesilmiştir.
Yine sana dert yanar.
"Ya önümü kestiler."
"Ya şudur ya budur" diye bu kez hedef şaşırtırsın.

Sırf gaz ve hava, içi boş, aşağılık, köksüz, üstelik hırsızsın. 
Çaktırmadan yedin devleti. 
Bütün olanaklardan yararlandın.
Hep kendini düşündün.

Ama bir gün sert bir kayaya çarptın. Kazık attığın arkadaşın, işi çözdü ve siyasette ilerlemene engel oldu. Budunu uyandırdı. Çaresiz ayrıldın.
Ama sana sektör mü yok.
En iyisi, ticaret yapar görünmek ve arabuluculukla işi götürmek. CV kalabalık. Uydıur gitsin. Üç paralık işleri bile özellik, diye yaz.

Yağız oğlanlar doludur çevremiz.
Kendilerini başka gösteren şerefsizler.
YALAN KURGUSU/ Yağız Oğlan adlı romanımda, benzer bir öyküyü anlattım. Gerçeklerle kurgu iç içe.

Kalleşlik kalıtsaldır.
Her mert, delikanlı görünen, göründüğü kişi değildir.
İki yüzlü, kendisini dürüst gösteren, acunun en tehlikeli sahtekarlarına dikkat çekmek üzere yazdım bu yazıyı. Çevrenize iyi bakın. 
Çok ciddi.
Az gülen.
Sessiz duran.
Her konuyu gizli bir şeymiş gibi yanaşarak ve alçak sesle söyleyen.
Hep dört ayağı üzerine düşen.
Başka camialara yanaşmak ve yaranmak için her türlü oyuna giren.
Dostlarına uzak duran.
Sık sık taraf değiştiren, ama buna gerekçe uyduran.
Yerinden ayrılmayan.
Şaşırtıcı bir ekonomik durumu olan.
Genelde daha üstünlere "Abi", ama düşünce, "Bey" diye seslenen.
İkili konuşmaları gizli uyerlerde, kapalı odalarda yapmayı seçen.
Her fırsatı değerlendirip bir koltuk bulan.
Size kendini övdüren.
Yardım isterken bile egemen gibi davranan.
Kendisini vazgeçilmez gösteren.
İkincil kalmayı yeğleyen, asla öne geçmeyen.

Birileri varsa çevrenizde.
Dikkat edin.
Yaşamları da yalandır, hareketleri de, arkadaşlıkları da.
Onlar kalıtsal olarak kalleştirler.
Erken uyanın ve uzak durun.
Olmadık zamanlarda hakkınızda çıkan fitne ve dedikodunun kaynağı onlardır. 

Dost görünüp, yağılık etmek, elbette en aşağılık iştir ve bunu başaranlar acunun en tehlikeli kişileridir.

Daha da ayrıntı için, Yalan Kurgusu romanını okuyun.
Çok şey öğreneceksiniz.

Uzun zaman sonra böyle bir yazı yazmak geldi içimden.
Öylesine.

 

 

 


 

 

 

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI