Osman Bey Hafız mıydı?


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Osmanlı Tarihi bir büyük agıdır (Hazine). Başlangıcı belirsizdir ve çok engindir. Sonu ise...

Bu başlığı attım.
Canımı sıkan bir konu: Çağa ve erke uygun diziler modası...
Yazık, günah, ayıp dinlemeden, tarihi katletme ve tarihi kişileri değiştirip, birer dini bütün zorlama Müslüman olarak sunma, Türklüğü geri plana atma çabası!
 
Bir dizi düşünün ki okuması yazması olmayan Kara Osman Bey'e hafız seslendirmesinde Kur'an okuttular.
 
En başta yazalım, İslam'a, Kur'an'a, dine, imana söz edecek kişi değiliz. Onlar bizim kutsallarımız.
Ancak...
Böyle abartılı şoklamalardan iğreniyoruz. O nedenle yazıyor ve anlatmaya çalışıyoruz. 
Türklüğü yok etme yok sayma çabasına karşı çıkıyoruz. Bu çaba ile beyinleri yıkamaya çalışanlara karşı duruyoruz.
 
Bakın şimdi!
Siz tarihe itelemelerle sokulan yalanlara boş verin. 
Bir kere dizilerde zorlandığı gibi "Başlangıçta Osman Bey'in hadi ben bir il (Devlet) kurayım illi olup ben de başına geçeyim" diye bir derdi, düşşüncesi yoktu. 
Olması da mümkün değildi.
Yoksul Oğuzlunun derdi, yurt tutmak, yaşamak, doymaktı. 
Dizilerde zorlandığı ya da uslara üflendiği gibi "Aman hazır geldik. Buralarda İslam'ı yayalım. Herkesi Müslüman edelim. Şeriatı uygulayalım" diye bir düşünceleri asla olmadı, olamazdı da. 
Çünkü Ertuğrul Bey'in topu topu 3000 (Bazı kaynaklarda 5000) çadırlık budunu vardı. 
Oğuzlular, o yandan bu yana, Moğol'un önünden kaçıp geldiler. Keyiflerinden göçmediler.
 
Bir kere bunu uslara bir yazın.
 
İlk amaç, yaşamak, doymak, kalmak.
Diğerleri sonra, çok sonra çok çok sonra...
 
Ama yok, hırpani dizide "Devlet kuracağım. Devlet kuruyorum. Devlet..."
Ya Hu, yaşam savaşı veren, Selçuklu'ya sığıntı olmuş 3000 çadırlık bir budunun başındaki kişi, il sözünü nasıl edecek? Sıkı mı etsin? Adamı daha en başında boğarlar!
 
Şunu da yazalım:
Osmanlı'nın kuruluş tarihi, az kayıt az bilgi bulunan az yazılmış bir "Rivayetler, öyküler, destanlar ve masallar tarihidir!"
Şunu düşünün, Osman Bey'in atası olan Ertuğrul Bey hakkında o kadar az bilgi var ki! 
 
Hemen yazalım:
Ertuğrul Bey konusunda gerçek bilgiler okumak isterseniz Tarkan Suçıkar kandaşımın kitabı yeter size. Başka bir yerden okumaya gerek yok. Yalnızca bilgi ve belge üzerine doğru bir araştırma... Uydurma yok! 
Uydurma isteyen dizi izlesin!
 
"E, Hocam, adamlar Ertuğrul Gazi için bilmem kaç yıl dizi yaptılar!"
Yaparlar.
Uydurmak yasak olmadıktan sonra! Ayıplanmadıktan sonra. Kazandırdıktan sonra!
İzleyecek kişi bulunduktan sonra.
 
Evet, bir bilinmezler içinde öyküler, rivayetler, destanlar üzerinden tarih kurgulamaya çabalayarak Osmanlı'nın kurulu tarihi yazılır, ancak.
E, niyet başkaysa, neye yapışacaksın?
Şeyh Edebali, çınar, hilal...
Ama öyle olmadı işte.
Osman Bey'i işkence ile zorlasanız onu öyle, imanlı, eşsiz, dört dörtlük, erdi kıvamında tatta sıradan bir Müslüman yapamazsınız.
Hoş, kimi kaynaklarda onun ve atasının Anadolu'ya geldiklerinde Gök dininden oldukları ve hatta Edebali'nin de bir şaman (Moğoldur) olduğu ve hatta o çağlarda yaşayan sonradan erdi, evliya diye sunulan pek çok ulu kişinin de "Geyikli Baba, Somuncu Baba gibi" Kam olduğu geçmektedir.
 
Geçmektedir, ama kim yazacak gerçekleri?
Tarih yerine Arap yaşamını itele gitsin!
Uydurmaları yağdır gitsin!
 
 
Çok uzun tutmayalım yazımızı. Okuyanlar sıkılmasın. Öze gelelim:
 
Osmanlı'yı kuran urug (Kayı olup olmadığı tartışılıyor, ama Oğuzlu ve Türk oldukları kesin) gelip, Selçuklu'dan yer alıp, uca yerleştiğinde, orada kalıp tutunmak adına egemen güç olan Bizans'ın tekfurları ile boğuşmak zorundaydılar. Zaten Selçuklu'nun onları oraya yerleştirmesinin ereği de buydu: O yandan gelecek baskıyı engellemek! Bir kalkan olarak uçta kullanmak.
 
Oğuzlunun en büyük şansı, başlarına Osman gibi bir Alp'in gelmesiydi.
 
Alp...
Deli...
Kara...
Savaşçı...
Kavgacı...
Ha bir de çapkın!
 
O zaman il kurma derdi falan yok, dedik ya, Osman gibi ya da tarihte geçtiği şekliyle Osmancık gibi, Kara Osman gibi çok sayıda Alp vardı! Her biri kendi başına ve sağa sola dalıp duruyorlar.
 
Eren konusu karışık.
Yukarıda yazdım. O nedenle daha fazla açıklama yapmayacağım. Bir zamanlar moda oldu bu söz ve Alperen türetildi. 
Oysa o Alplerin içinde Hristiyan da vardı Gök dinli de Müslüman da. Dönen de...
 
Deli Osman'ın, Kara Osman'ın büyüklüğü ile bütün bu kendi başına savaşan, akın yapan Alpler gelip ona nöker oldular. Kara Osman'ı "Baş" bildiler.
 
Baş bildiler, ya, beylik almalıydı.
Beylik almak kolay değildi. Bunun için Konya sultanının onayı gerekiyordu. Bayrak, davul, boru, hilat ve bitig göndermeli, Kara Osman'ı bey atamalı, saygınlığını artırmalı...
 
Bir öyküye göre (Rivayete göre) Osman Bey, beylik izni almak için atısı (Yeğen) Aktimur'u Konya'ya gönderdi. Bir diğer öyküye göre Konya sultanı bu imleri (Emare, belge) kendiliğinden gönderdi.
Orası önemli değil.
Asıl Önemli olan ve her zaman gizlenmek istenen konu Kara Osman'ın beyliği kabul töreni!
Hadi bu işi biraz destanlaştırarak anlatalım!
 
Bir şekilde beylik imleri geldi!
Kara Osman'a sunuldu. O, hiç beğenmediği hilatı giydi. Bitiği aldı. Okuttu. Bayrağı öptü diktirdi.
Ona beylik getirenler içindeki hoca "Amin" deyip, ellerini açtı ve alkışa başladı.
Anlayan azdı, anlamayan çoktu, ama dinlediler. 
Alkış bitti. 
Amin, denildi.
Ala, denildi.
Selçuklu dileğince, tam Alpler dizilip tek tek biat edeceklerken!
Osman Bey, "Durun bire" dedi.
"Biz Oğuzluyuz. Türk'üz. Bizde beylik böyle alınmaz."
Sonra da seslendi:
"Hele kımız getirin. Bütün Alplerime, ululara, konuklara sunun!"
Oğuzlular hazırlıklıydılar ya, konuklar, unuttukları bu töreyi biraz değişik buldular. Ama uydular.
Herkesin eline (çömlek ya da tahta) dolu kapları verildi. Kımız dolduruldu.
Osman Bey, elinde kımız kabı ayağa kalktı. Bütün Alpleri onu izlediler.
Osman Bey sağ dizini yere vurdu, çöktü.
Alpleri de...
Osman Bey, kımızı başına dikti ve kabı yarıya kadar içti. 
Sonra doğruldu. 
Elini kaba sokup biraz aldı ve Gök'e doğru savurdu.
"Gök için!" diye haykırdı.
Alpleri yinelediler.
Sonra yeniden elini kaba soktu ve yere savurdu.
"Yer için" diye haykırdı.
Alpleri aynını yaptılar.
Sonra kabı yeniden başına dikti ve birkaç yudum aldı Osman Bey. 
Sonra kımızı toprağa döktü.
"Hem beyliğim kutlandı hem de yurt" diye haykırdı. "İşte şimdi beylik, beylik oldu!"
 
Tören böyle oldu, ama...
Erk zorlamalı dizilere bakarsanız!
 
Bakmayın!
Siz Türklüğünüzü asla unutmayın!
Bu toprakları Türkler yurt yaptı.
Kara Osman has bir Türk eriydi. Hafız değildi. 
Ha, sonra il kuruldu. Yeni hedefler belirlendi ve çok şey değişti. O, sonrası!
 
Şunu da yazalım:
"Kızıl Elma Ülküsü" bile çok çok sonra Muhteşem Süleyman çağı ile yükseldi. 
 
Bu işler öyle uydurmalarla açıklanacak kadar basit değildir.
Sırf birileri istiyor, diye Türk'ü silmek mümkün değildir.
 
Türk, öncüldür.
Türk, öndedir.
Türklük, ilktir.

Not: Kaynak soranlara derim ki: Bire Türk! Kaynak yazsam bulup okuyacak mısın? Gidip yine dizi izleyeceksin. Uydurmalara gözyaşı dökeceksin. Yalanlara inanacaksın. Azıcık okusan, böyle saçma sapan dizileri izlemez, kitap okur, gerçekleri görürsün. 

Neyse, Müneccimbaşı'dan başlayın, Peçevi ile sürdürün, Aşık Paşazade ile....

İzlemeyin şu uydurmaları!
Kişiler köşe olsunlar, varsıl olsunlar da doğruları uygulayarak yapsınlar bu işi. 
Yalancılara alet olmayın!
 
 
 
 
 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI