Önce İyilik Gösterisi, Sonra Çöreklenme-Çökme


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

İki yüzlü iki yürekli iki dinli iki dilli iki ahlaklı kişilerden hep nefret etmişimdir. Kimi kez tanımak çok zor olur bunları, ama tanıyınca, yüzgeri edip, topuklayıp kaçmak gerekir. Bunu yapmayıp, yakınında yer tutunca, seni bağlayınca, önce sana iyi görünen bu kişiler, sonra seni tüketirler. Görürsün,  yapıştıkları her yerden her şeyden nemalandıklaırnı. Öyle bir çöreklenir, çökerler ki!

Bunlara çökücü mü desek yoksa çökerci mi?

Her devirde yemlenen, iktidara yakın yerlere çöreklenen, çöken, kimi zaman solcu kimi zaman milliyetçi kimi zaman cemaatçı, tarikatçı olan kişilerden de nefret ederim.
Evet, güçlenirler, varsıllaşırlar, söz sahibi bile olurler ve hep etkin de olabilirler, ama adam kullanır, fitne üretir ve onlar da çökerler.
Hem de ne çökme! Kerpetenle sökemezsin çöktükleri yerlerden!
 
Çok yüzlü kimlik mi diyelim!
Çok karışık ahlak mı?
Ahlaksızlığın bir başka yansıması mı?
Kapitalizm tutkusu mu?
Ezilmişliğin uzantısı mı?
 
Kişi, aynı zamanda hem Ülkücü hem cemaatçı hem tarikatçı hem Alperen hem solcu hem kapitalist nasıl olur?
Bunlar olurlar!
Ya da bütün iktidar dönemlerinde nasıl olur da her iktidarla aynı renge bürünebilir ki kişi?
Her iktidara yaslanıp bir yerlere çökme güdüsü mü?
Bu nasıl başarılır!
Başarıyorlar.

Ha, bunları yazmam, onları çok önemsediğimden değil, yine bir yerlere çökmeye, sömürmeye, budunun kurtarıcı olarak gördüğü kişileri çürütmeye kullanmaya başlamalarından.
Neymiş, biz zamanlar adama bir iyilik yapmışlar da onu kurtarmışlar da zor durumda kaldığında maddi destek olmuşlar da!
 
Bu kişiler fırsatçıdırlar. 
Üstelik fırsatlarını çok önceden hazırlarlar. Kotarırlar. 
On yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonrasını sırf yaraları için düşünür, zavallı kişileri yemler, küçük küçük yemler, örneğin sofralarını hep açık tutar, ceplerinde hep para vardır ve sıkışana hemen verir. Ya da yardıma koşar. Hastanede hastanın, cenazede tabutun başucunda yer alıp görüntü verir.
Evet bunu başarırlar!
Kalabalıkları etkilerler.
Zaman zaman da beylik sözler eder, vatan-millet edebiyatı yaparlar.
İnsancıl ve ne güzel etkileşimler değil mi?
 
Öyle değil işte!
 
Şimdi sen, kapıda karşılayıp, "Ağabey" saygıları ile övdüğün kişiyi, sonra üst düzey bir göreve gelmesi söz konusu olunca, zamanın liderine gidip "Sakın buna üst görev vermeyin! Bu şöyle şöyle kişi" dersen! Ama sonra yine kapıda karşılayıp, övmeyi sürdürürsen, sonra sana rağmen görevi alınca, hemen odasında çiçeğinle birlikte yer tutmaya, sonra yine sürekli fitne ve iftiralarla yemeye çalışırsan!
 
Ya da en yakın arkadaşın, tam göreve gelecekken, seni arayıp bu sevincini üleştiğinde, koşup tanıdığın yöneticiye, fitnesini yapıp hatta iftira atıp görevini engellersen ve sonra yine onunla birlikte ah vah çekersen!
 
Ya da...
 
Aynı ilden aday olan hem sağdan hem soldan hem de dinden üç ayrı kişiye de "Aman aramızda olsun, gizli kalsın" diyerek parasal destek sağlarsan!
 
Ya da...
Bir şekilde kişileri borçlandırıp, sana karşı söz söyleyemez duruma getirirsen!
 
Ya da...
"Bu kişide gelecek var! Buna şimdiden koltuk çıkayım. Nasılsa zamanı gelince sağarım" diye düşünürsenn ve zamanı geldiğinde de sağmaya başlarsan!
 
Ya da...
Kişilerin ekmeğiyle oynamayı, seninle aynı ticaret kolunda yer aldılar, diye birilerini fitne ile harcamayı, bir maharet sayarsan.
Bunun için bürokratlarla işbirliğine gidip adamın işlerini. bozarsan!
Şerefsizlikten de öte aşağılık bir yapıdasın demektir, ama birileri seni hâlâ adam sayabilirler.
 
İyi bir kişi, bir kişi hakkında, hem iyi hem de kötü referans verir mi?
İşte bu tipler verir!
 
Ya da...
Beş paralık adamları, devletin iyi makamlarına, yalnızca kolayca kullanacağını düşünerek, önerir ve sonuna dek görev almalarına çalışır mı?
İşte bu tipler çalışırlar!
 
Bu kişiler paraya para demezler zamanla, çünkü, bunların dini yalnızca paradır!
Hiç ölmeyecekmiş gibi acun için çalışanlardandırlar, ama Cuma'yı da kaçırmazlar ha! Hem de hep nedense siyasilerin boy gösterdiği makamlarda. Ramazanda iyilik meleği kesilirler. İftarlar, aş dağıtmalar, sadakalar...
 
Peki, neden?
Neden bu tipler vardır ve birilerini, birileri aracılığıyla devleti, kurumları sömürmeyi, tüketmeyi seçerler?
Bu kişiler neden doymaz ve durmazlar?
 
Çünkü yeteneksizdirler.
Tipsizdirler.
Konuşamazlar.
Özel bir yetenekle donanmamışlardır.
Korkaktırlar.
Seçkin hiçbir özellikleri yoktur.
Tinleri hep eziktir. Ezikliklerini yenecek tek güç de paradır onlara göre. Öyleyse para kazanmalılardır. Parayı bulmak için her iş doğrudur onlar için.
Her yolu denerler ve sürekli kazanırlar. Kişi kullanmayı bildikleri için bugün üç verip yarın yüz üç almaları hiç zor değildir. 
Bunların Kıblesi de paradır. 
Taptıkları da!
Kişiler ise günü gelince kullanılacak ve gerektiğinde hemen harcanacak malzemelerdir. 
 
Nasıl tanıyacağız bu kişileri?
Tanıyamazsınız!
Yalnızca, her devirde köşe olmayı başarmış, işlerini dağdan aşırmış, hep iyi hep yardımsever hep işin içinde hep kişilerin yanında hep ikinci planda vd. kalmayı başarmış birileri varsa... 
Yalnızca dikkat edin!
 
Bunlara, Çökme Ustası demek doğru bir tanım olsa gerek! Çöreklenme ustası. Soyguncu başları.
 
Aslında Tanrı kutu, bu işi başarmak hiç zor değil! Böyle bir adiliği orun, diye taşımak hiç zor değil.
Ama yanlış!
 
Sen hem bir kişinin karşıtı olarak çalış hem de o kişinin yanında görün!
Bu nasıl bir ustur bu nasıl bir karakterdir Ya Hu!
Kaç şerefsize Tanrı bu yetiyi ya da bu yüzü vermiştir?
Ya Hu hangi çok yüzlü kişi, görevden aldırmak için her şeyi yaptığı kişi, görevden alınınca, yanına ilk koşan olup, onunla birlikte üzülen ve ağlayan kişi olabilir ki?
Hangi kişi hem arkasından kuyusunu kazıp hem de aynı kişinin koluna girerek, tek kişi kalsam da yanındayım, edebiyatı yapabilir ki?
Ya Hu, hangi kişi, üç ayrı kişiye, aynı koltuk ev makam için destek verip, birisi o koltuğa oturunca, ben yaptım, diyebilir ki?
Hangi kişi, sırf kazanmak uğruna, içinde bulunur göründüğü davanın kişilerinin aleyhinde, cemaatla, tarikatla işler çevirebilir ki?
Hangi kişi, sırf para için, hem cemaatin....
 
Neyse!
Dikkat edin!
 
Size bugün bir iyilik yaptığını düşündüğünüz birinin yarının hesabını yaptığını anlamak hiç kolay değil, ancak!
İlk göreve geldiğinizde, sana yaptığı iyiliği hatırlatarak iyilik isteyen olursa.... İşte çökmeye geldi, deyin, geçmişi silin atın dışarı ve kovalayın!
Ha!
Hemen çıkıp ardınızdan fitne yapacağını da bilin! Hatta, oturduğunuz koltukta emeğinin olduğunu söyleyeceğini de!
 
Doyumsuz, kişiliksiz çöreklenme ve çökme uzmanlarının, bütün yaptıklarını, yediklerini, içtiklerini, götürdüklerini, sömürdüklerini, Tanrı yedi göbek geleceklerinden bile, hak için ve yargu için, çıkarsın ki benzerlerine örnek olsun!

Başka diyecekl sözüm yok!

Lan adiler!
El değiştirdi, diye budunu mutlu eden belediyelerden ve başkanlardan uzak durun. 
Buralara bari çökmeyin, şerefsizler.
 

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI