Neden yalnızca senin adamın, senin düşüncen, senin yarının?


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Bu sayrılık Osmanlı'dan armağan. Osmanlı bu sayrılıkla yok oldu. 
Kendi gitti, sayrılık kalıt kaldı.
Yağcı yalaka sayrılığı!

Osmanlının sayrılık çağında memur, bürokrat kapı kuluydu. Köleydi. Padişahın buyruğunda, yaşaları bile iki dudağının arasındaydı. 
Osmanlıyı bunlar bütürdüler.

Ancak bu sayrılık sürdü.
Bir türlü çözemedik.
Çözemeyeceğiz de.

İyi, çalışkan, dürüst, hak eden kişilerin yerine yağcı, yancı yalaka seçmek, makamları, koltukları onlarla doldurmak.
 
Bu sayrılık Osmanlıdan...
 
Cumhuriyet, Ankara'da kuruldu. Yeni ilin temelleri atıldı. Yeni ile memur, bürokrat, yönetici gerekiyordu. Önce İstanbul'dakiler getirildi, ilin sürekliliği adına. Bunlarla birlikte eski dönemin bütün sayrılıkları da Ankara'ya geldi. 
Kapı kulu anlayışı Ankara'ya da egemen oldu.
 
Çok az oranda iyi adamlar vardı.
Ancak kısa zamanda yerlerini yeni yakalalara terk etmek zorunda kaldılar.
Atatürk'ün çevresinde de yağcı yalakalar vardı. İşin iyi tarafı o, bunların kim olduğunu bilirdi. Ona göre davranırdı.
Kaç kişi bilir çevresindeki yağcıların bir kısmının Atatürk'e "Efendimiz" diye seslendiğini. "Hazret" sözcüğünün dillerinden düşmediğini.
 
İnönü'nün de yağcı yalakaları vardı. Kendi yandaş basını ha bire şişirirdi. Yönetenlerin bir kısmı gerçekleri göresini engellerlerdi.
Hatırlayın:
"İşte paşam İstanbul!" diyen vali, seçimin kaybedildiğinden duyusuz.
İnanmıyorsanız bir zahmet Milli Kütüphane'ye gidin. O çağın gazetelerini, dergilerini gözden geçirin. Ben yaptım. Siz de yapın.
"Milli Şef" sözü bile yalakaların icadıdır. 
Okusanız da görseniz İnönü'nin çocuklarından söz edenlerin bile ne denli yağ kokan sözcükler kullandıklarını.
 
Bayar ve Menderes'in de en büyük sorunu yağcı yalakalardı. Devletçilikten özel müteşebbisçiliğe hızlı geçişte, ortaya çıkan müteahhitlerin, sonradan görme varsılların, hırsızların, rüşvetçilerin yaptıklarını bir bilseniz. 
 
Yönetenleri kandırmak hep kolay olmuştur. Çünkü asıl dostlarını, arkadalarını yanlarından uzaklaştırırlar. Yalaka ve yağcılara teslim olurlar. Durum hiç değişmeyecek sanırlar. Oysa o yağcı yalakalar yalnızca iktidar varken yanlarındadır. 
Nasıl kanarlardı, bilmem, ama kanarlardı. Kandılar.

Menderes idama giderken kaç dostu vardı?
Bayar'ı ilk kimler satmışlardı?
 
Demirel çağından itibaren bizzat tanık oldum yalakaların varlığına. Ancak Demirel çok usul adamdı. O da bilirdi iyi ile kötüyü. Üstelik dostlarını, arkadaşlarını hiç uzaklaştırmadı yanından. Onun da yağcı yalakaları vardı, ama önce arkadaşlarını alırdı yanına. Onun varsıl kıldıkları da hiç terk etmediler onu. Adam seçmekte üzerine yoktu. Evet, ihtilallerde biraz düş kırıklığı yaşadı, terk edildi, ama bu bile o denli fazla değildi. 
 
Ecevit, ne siyaseti bilirdi ne de ili ve budunu tanırdı. Onun yaşamı da hep kazık yemekle ve düş kırıklıkları ile geçti.
 
Erbakan, kurnazdı. Usculdu. Dostlarını da yanında tutardı. Pek arkadaş kazığı yemedi, ama onu da kandırdılar. Ona da güvendikleri, yetiştirdikleri kazık attı. 
 
Özal çağını anlatmak için bir tek sözcük yeter.
Yağ çağı.
Hem ona hem hatununa hem de çocuklarına yakılan yağ, daha önce ve sonra bir daha kimseye yakılmamıştır. O nasıl bir çağ idiyse, benzeri bir daha yaşanamaz.
 
Çiller, deyince usuma bugün etkin olan hatun düşüyor ve hiçbir şey söylemek istemiyorum. Böyle bir dönem yaşandı, demek yeterli.
Evet, Çiller bu ülkeyi yönetti.
 
Böylece uzar gider liste.
Başbuğ'dan söz etmeyeceğim. Buna duygularım izin vermiyor.
 
Neyse, sözü uzatmayayım. Her devrin her yönetenin yağcısı yalakası vardı ve o devri mutlulukla bol kazançla geçirdiler. Öptüler yağladılar ve çağı gelince sattılar, ama unutuldular. 
 
Bugün düşünüyorum da ne makam ne de koltuk kimselere kalmadı. Çağı gelen öldü gitti. 
Ama yaptıklarının etkileri hâlâ sürüyor. İl bir türlü kurtulamadı bu yağcı, yandaş, yalaka kişilerden. 
Aynı sayrılık artarak sürdü, sürüyor.
 
"Benim adamım!"
Aslında senin adamın yok. Senin yalakan var!"
"İnançlı kişi!"
Gerçekten inançlı olan kişi başkasının hakkı olan koltuğa oturur mu?"
"Bizden!"
Dün birilerinden olanların ne işler yaptığını bilmiyor musunuz?
"Partilimiz!"
Partilinizin yarın başka partili olmayacağına emin misiniz?
 
Bıraksanız da taşlar yerine otursa. 
Bıraksanız da kurumları yok etmeseniz. Törelerini yıkmasanız. 
Bıraksanız da hak eden, her koşulda iyi olan kazansa.
Bıraksanız da şu yağcı yalaka takımı artık yok olsa. 
Bıraksanız da taşlar yerine otursa.
Bıraksanız da iyiler, dürüstler görev alsalar.
 
Bıraksanız da il, il olsa!
 
İl, devlet demektir.




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI