Mikail Göleli Uçmağa vardı!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Yaşadığımız çağın gençliğinde tanımlar farklıydı. Öylesine sıradan tanımlar değil. Gerçekten tanım gibi tanımlar...

Dostluk...
Arkadaşlık...
Yoldaşlık...
Hepsinden ötesi, Ülküdaşlık. 
 
Bu tanımların üzerine çıkan bir üstün tanım da...
Adamlık!
 
Sanki yüzyıllar öncesini anlatır gibi anlatmamın nedeni, yarım asırı devirmenin verdiği rahatlık. 
O günleri yaşamış olmanın hem keyfi hem hüznü!
 
Mikail'i tanıdığımda, üniversitedeydim. Yeni başladığım yıllar. 
Sanırım 17-18 yaşlarım...
Mikail, bizden büyük. Bizden çok önce çıkmış yola. Çok önce de yol almış. Epeyce yol almış. 
 
Büyük saygı duyardık. 
Adını anarken, yaptıklarını anlatırken, alabildiğine özenir, destan kişiliği yakıştırırdık.
Öz ve has özellikleri vardı Mikail'in.
Yakışıklıydı.
İyi giyinirdi. 
Dik yürürdü.
Sert, ama vicdanlı bakardı. 
Az konuşur, sözünü dinletirdi. 
Buyruk eri gibi, her yere koşar, Türk için elinden geleni yapardı.
O kutu çağın kutlu erlerinden.
 
Bizim ağabeyimizdi. 
Örneğimizdi.
Hem de en iyisinden bir örnek!
Özenirdik. 
 
Onunla tanışmak, konuşmak bizim için ayrı bir değer, ayrı bir övünçtü. Yaptıklarını duyar, şaşırır, daha iyisini yapamayacağımızı bilir, ona öykünür ve ha bire anlatırdık. 
 
"Mahalleyi basacaklarmış. Üç yüz kişi toplanmışlar. Bir tek Mikail varmış. Haber salmış ki yardıma gelsinler. Yetişememiş kimse. Tam bir katliam olacakmış. 
Ben daha ölmedim, demiş.
Çift tabanca taşıyormuş. 
Katliam için gelenlere bakmış.
Önce uyarmış.
Gelmeyin, yakarım.
Bir tek kişi...
Bir tek er kişi...
Aldırmamışlar.
Bir kişi ne yapabilir ki?
Oysa o Mikail'miş.
Çok şey yapabilirmiş.
Çekmiş makineleri.
Acımadan sıkmış. 
Sıkmış, sıkmış...
Yedi kişiyi vurmuş. 
Yok on!
Üçü hemen ölmüş."
 
Destan mı?
Gerçek mi?
Gerçek bir destan mı?
 
Fark etmezdi bizim için. Mikail yapardı.
Mikail, göğsünü siper ederdi.
Mikail, kaçmazdı. 
Mikail...
 
Çok sıkıntılar çekti. Bu rezil acunun er kişilere yar olmayacağını bilerek, erce yaşadı. Bütün puştlara inat, erce savaştı. 
Koşulması gereken yere ilk koşanlardandı.
Sıkılması gerektiğinde ilk sıkanlardandı. 
Ardını sağlama almak isteyenler için güvenli sırt, yardım bekleyenler için ilk uzanan el.
 
Kaçaklığı da tattı, zindanı da. 
Yabancı illerde gurbeti de.
İftiralara uğradı. 
Yalanlarla boğuştu.
Durmadan savaştı.
 
Kimler bilir onun Çatlı'nın silah arkadaşı olduğunu.
Asala'nın hesabını gören yiğitlerden olduğunu.
Azerbaycan'da savaş verdiğini. 
Türk için her zaman her yerde hazır olduğunu.
 
Nice yaralıya destek nice muhtaca destek nice kaçağa destek...
 
İçim sızlayarak izledim.
Yaşamak içini, gerçekten yaşamak için zamanı az olanları rahat bırakmıyor yazgı. 
Mertlerin, erlerin yağısı yazgı.
 
İli eli kanda olsa çağrıldığı yere koşan yiğit Mikail.
Kendini unutup Türklük için yaşayan Mikail.
Yaşamın her tadını hep geç çağlarda almak zorunda kalan Mikail.
 
Bir dostunun, oğlunun sünnet düğününde, hlay çekerken, her zaman olduğu gibi ona yaraşan en başta olmaksa, yine en başta...
Neşe içinde...
Gülerek...
 
Onca zorlu acıya onca zorlu dertlere, sonu gelmez koşuya ve kavgaya dayanan yüreği, neşeyi çok gördü ona. 
Gülerken...
Ölüverdi.
Er kişilerin huyunca...
 
"Ölmek bize gülmektir, gülmek belki ölmektir!"
Yüzü Gök'e dönük, uyur gibi yere uzandı.
Sanırım "Yoruldum" dedi "Çok yoruldum!"
 
Bir yorulmaz yorgun savaşçıydı Mikail.
Kendinden önce gidenleri kıskanırcasına...
Övünçle karşılanacağı ve övünçle katılacağı kalabalığa...
Onu her dem övünçle anacak dostlarını bu yanda öksüz-yetim koyarak, gitti.
 
Gök atı hazırdı mutlaka. 
Orada bir yerlerde onu bekliyordu.
Zamanını bilerek.
 
Ama her iyi erin zamansız gidişine sarıldı zamanı.
 
Uçtu gitti Mikail!
Adını unutmayacak koca bir camianın umurunda olarak.
Hem gidip hem de burda kalarak!
 
Rahat uyu Ulu Bozkurt!
Toprak seninle övünsün!
Bunca övünç ona yeter, kandaşların dövünsün!
 
Bir tadımlık acunun tadını senin gibi yiğitler verdi ya o taddan çok az bir tad alarak!
 
Bugün candan can gitti
Erden er!
Yazgı bu her zaman iyileri seçer!
 
Yazdıklarım hepsi gerçek, bir tek sözüm yalan değil!
Eğil acun eğil budun, karşısında eğil!
 
Neredeyse bütün acuna değer bir yiğitti Mikail!
 




YORUMLAR

M.ÇAĞRI
10-09-2021 22:28:00

Eyvallah abim

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI