LİDER'in Çevresinde Yalakalar Ordusu Olursa!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Yağcılar ve Yalakalar tarihin her devrinde vardılar ve çoktular ve çok güçlüydüler. Yönetenin çevresini sararlar, nemalanırlar, beslenirler, şişmanlarlar, varsıllarlar ve yönetenle budunun bağını keserlerdi.

Bir kanıt denk gelmedi, ama büyük olasılıkla Mağara çağında,  mağarayı yöneten kişinin çevresinde de bir ya da birkaç yalaka olmalı.
 
Devlet deneyimi Göksel bir etki ile tinine işleyen Ulu Türk budunlar, kurdukları devletlerde ki o zaman İL derlerdi, kurdukları illerde Han ile budunun bağı kesilmesin, Han'ın çevresini yalakalar, yağcılar sarmasın, diye Başayguçi'yi budunun arasından seçerlerdi. Bu seçimde TOY etkili olur, Han'ın görevi yalnızca bu seçimi onamak olarak kalırdı. Doğruları söylemek ve yağmakla görevli Başayguçi eğer ayguçilerin ve buyrukların (Bakanlar) seçiminde de etkili olduğu için yağcılar, yalakalar Han'dan uzak tutulur, böylece yanlış yapması önlenir, budunun sesi Han'a kolayca ulaşırdı. 
Düşünün, Bilge Tonyukuk gibi İl kurulmasına destek olan Ulu Ayguçileri...
 
LİDER ya da YÖNETEN bir başına sıfırdır. Hiçtir. Buyruklamakta bile yetersiz kalır. Bugün, demokrasi ile yönetildiğini bildiğimiz ülkelerde LİDER'i LİDER yapanlar, danışmanlarıdır. Öyle yalaka, kokuşmuş, yağcı danışmanlar değil. Gerçek, bilge, bilgili, iyi yetişmiş, deneyimli, doğruyu söylemekten çekinmeyen, her koşulda yanlışı seslendiren danışmanlar. Tanık olduğumuz gibi "Evet efendim, sepet efendim, siz nasıl isterseniz efendim, nasıl buyurursanız efendim" diyenler, değil. "Bu yanlış. Bunu böyle yaparsan şu sıkıntı doğar. Yanlış düşünüyorsun. Yanlış konuşuyorsun" diyebilenler. 
Yani bugün bizde olmayan tipler.
 
ABD gibi acunu yöneten demokrasiler, buna yasal çözüm bulmuşlar. ABD başkanının danışmanlarını üç gruba ayırmışlar. Sayıları eşit olan bu gruplardan birisi, seçimle göreve gelen başkanın kendi çevresinden. Yani arkadaşları, dostları, seçimde destek olanlar, hadi abartalım yağcılar, yalakalar... İkinci danışman grubunu karşıtlar, yani muhalifler belirliyorlar. Üçüncü ve en önemli danışman grubu ise DEVLET'in adamları. 
Yani: Başkanın kendi adamları, karşıtların adamları ve DEVLET.
Bir konu ortaya çıktığında,  danışmanlar hep bir ağızdan konuşmuyorlar. O konu ile ilgili danışmanlara danışılıyor. Diyelim ki ekonomik bir karar alınacak. Önce başkanın ekonomi danışmanları, sonra karşılatın ekonomi danışmanları, en sonunda da DEVLET'in danışmanları konuşuyor. Genelde de devletin dediği oluyor. Devlet, başkana yanlış yaptırmıyor. Ha, istisnaları oluyor, ama zarar bir şekilde önleniyor. Başkan, canı istediğinde kendi adamlarını ya da karşıtları değiştirebiliyor, ama devletin adamlarını değiştiremiyor. 
 
Yağcılık ve yalakalık konusunda en büyük sıkıntıyı, aslında devlet yönetimine kendi kölelerini getiren, ama onlar içinde yalakalık ve yağcılık yapanları, doğrulardan ayıramadığı için hem devleti hem de kendini sıkıntıya sokan Osmanlı padişahları yaşadılar. Sonrasında da bu sayrılık Türkiye Cumhuriyeti'ne geçti. O kadar berbat ve pespaye duruma geldi ki devleti yönetenler kendilerini kral, padişah, peygamber ve hatta Tanrı'nın oğlu sanmaya başladılar. 
Yalnızca iktidarlar için değil bu durum. Karşıt partiler içinde de ekmek ve kemik kokusu alan yağcılar, yalakalar liderlerine yanlış yaptırmak için yarıp durur oldular. 
Yazık ki Atatürk'ün çevresi de yalaka doluydu. İnönü zaten yalakalar yüzünden önünü göremedi. Menderes, yalakalar yüzünden can verdi. Demirel, yalakaları yüzünden hem kendi yıllarını hem de devletin yıllarını heba etti. Usu başına geldiğinde ise artık  çok geçti.
Düşünün, askeri cunta yöneticileri, hadi ad da verelim, örnek olarak Kenan Evren, yalakaları yüzünden öylesine yanlışlar yaptı ki!
Ya Özal...
Hele Ecevit...
 
Hadi bugünlere gelelim:
Alınan kararlara, yapılanlara bakınca, azıcık iş bilen azıcık düşünen kişiler diyorlar ki: Ya Hu bu da yapılır mı?
Ama yapılıyor.
Doğru sanılarak yapılıyor. 
Hem iktidarda hem de karşıtlarda durum bu.
Şu kavgalara bakın. Çocuklar bile yapmaz bu kavgaları. Şu birbirlerine ettikleri sözlere bakın. Şu duruma bakın. 
Bir de liderlerin çevrelerine bakın. Çevrelerindeki kişilerin gözlerine, davranışlarına, ellerine... O nasıl el bağlamak öyle! O nasıl el öpmek, el yalamak. O nasıl tapınma durumları. Eğil dese eğilecek pozları...
 
Yola yeni çıkan bir lider, çevresine kimleri alır?
Elbette en yakın dostlarını, arkadaşlarını, güvendiği kişileri... Doğrusu da bu!
Sonra, bunlar harcanır bir şekilde. Nasıl olur bu harcanma? Söz taşınır, dedikodu yapılır, fitne üretilir. İftiralar atıldı. tek tek yenir bu dostlar, arkadaşlar. Lidere doğruyu söyleyenler... Yanlışın önüne geçenler... O çağlar, budunun mutlu, liderin kutlu olduğu çağlardır. Gerçekten önem işler yapılır. gerçekten örnek iller ortaya konur. Verim artar. Yatırımlar artar. Projeler yürür.
Bu sırada yağcılar, yalakalar ve ajanlar durmadan çalışırlar. 
Bir de Milli Devlet...
Liderin çevresinde, kucağına yakın yer kapmak içindir bu yarış: Milli devlet, devleti düşündüğü için çırpınır. Ama bu tip yapılanmalarda, çok çok gerekmedikçe, lidere yaklaştırılmaz. 
Bunun yerine, dostlardan, doğru söyleyen arkadaşlardan birileri harcandığında, o boşluğu hemen cemaat, tarikat, ajan, yağcı, yalaka tiplemeleri oldurmaya başlar. Lider, usunu kullanamaz duruma geldiği için bu değişimin farkına bile varmaz. Ben, en yakın arkadaşımı, yoldaşımı neden harcadım, diye düşünemez bile. Milli devlet zaman zaman koşulları zorlar. Değişik yollardan uyarılar gönderir. hatta yaptırımlar uygular, ama yeterli olmaz. Liderin çevresi yağcı, yalaka, ajan, tarikat, cemaat, hırsız, yiyici, götürücü tayfası ile dolar ve gözleri, kulakları, elleri bağlanır. Sürekli olarak kulağına üflenir, sufle verilir. Yanlışlar yaptırılır. Bu arada ajanlar istediklerini elde ederler. Diğerleri de keselerini doldurur, kap ve uya varsıllamasını sağlarlar. Lider yağa ve yalakalığa alıştırılır. Efendimiz, sen bir tanesin. Sen Gökten bize gönderilen...
 
Bu iş böyle...
Bakın şöyle karşıya doğru. Görürsünüz.
Nadanlar dışında bir de Lider dışında herkes farkında gerçeklerin, ama bir şey yapılamaz.
 
Olan ile, buduna ve devlete olur.

Oysa, bir tek doğrucu, her şeyi değiştirebilir.




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI