Kök Din: Şamanizm!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Sakın ha yazımı önyargılı okumayın! Birileri gibi modaya uyup bu yaşta dinimizi, inancımızı değiştirecek değiliz. Ya da uçmaklık yaşımıza yakınken "Ben deist oldum!" benzeri "Ben Şamanist oldum" tipi, banallığa da yönelmiyoruz.

İnanç bir moda değildir ve kişi don değiştirir gibi din değiştiremez.

Nasıl başlamışsa öyle gider. Biz, doğduğumuzda kulağımıza Ezan okundu. Kendimizce bir yolu daha çocukluğumuzda ulu atamızın atamızın izinde seçtik. Sıradan bir Müslümanız ve Türk'üz. 

Ha,  din-inanç konulu yazmayı da sevmem!
Bunu da bilin!

Burada anlatmaya çalışacağımız konu, Şamanizm'in etkilerinin azalmadan hatta son çağlarda hızla artarak bütün inançları etkilemesi ve bunun yansımaları. 
Aslında başka dinde olduğunu sanan "Gizli Şamanistlerin" sayısının, kendileri bile farkında olmadan, artması.
 
Şaman, Moğolca bir sözcük. Sanırım kökeni Soğdca. 
Hemen belirtelim:
Soğdlar ya da Soğdaklar deyince, bu konu için çok özel çalışmalar yapılmalı. Hem dilleri hem yazıları hem inançları ve kültürleri ile Türk acununu hatta bütün gündoğumu budunlarını bu denli etkileyen başka bir budun yok!
 
Şaman'ın karşılığı bizde Kam, Baksı, Oyun çeşitlemesinde...
Elbette bizimkiler daha önce ve eski. Şaman'ın öne çıkmasının nedeni ise Batı. Sonrasında bütün benzer inançlara ve hatta yazı öncesi kendisini heykeller ve mağara resimleri ile gösteren inançlara da hemen "Şamanizm" damgası vuruluvermiş.
Bunun da gerekçesi Şamanizm'in doğa bağlantılı olması. 
 
Evet, Şamanizm adıyla anacağımız inanç düzeninin kökü doğa!
Gök, yer, ağaç, orman, mağara, göl, ırmak...
Aslında yanlış bir yanı da yok bunun.
Tek Tanrı inancı ile "Her yerde Tanrı'yı görmek, Tanrı'dan bir parça bulmak" ile benzer. İşte bu nedenle de kök dindir Şamanizm. İlk dindir. 
 
Ha, Tevrat öykülerine bel bağlayıp başka türlü bağlananların düşünceleri de kişiseldir. Toptan inanç düzenini kemikleştirmez.
Gerçekte inanç kişiseldir. Ne denli bütünleştirilmeye çalışılsa ve kurallarla sınırlanmaya kalkışılsa da "Kişioğluna" uymaz bu sistem. Her kişi kendi inancını kendince yaşar. 
Yine herkes kendince bir yol çizer.
Ha, bu yolu genele yansıtabilirse, "Benim inandığım daha doğru. Benim yaptığım daha gerçek" bağlamında yandaş bulursa, bugün olduğu gibi Cemaat, Tarikat patlaması yaşanır, gider. 
 
Bu cemaat, tarikat işi de karmakarışık bir iş. Mezheplerden de karışık. Onu da kendimizce (Elbette sizce ya da başkalarına göre değil) açıklarız. Hemen şunu yazayım: İnanç düzenimde bu tür ayrıntılara hiç kafayı takmam ben. Hele nasıl ortaya çıktıklarını bilmenin de artı eklemeleri olunca.

Tanrı kişileri özgür ve bağımsız yaratmış.
Yapacak bir şey yok!
Dileyen, dilediği gibi inanır ve tapınır!
 
Şimdi hemen goygoycu nadanlardan "Tanrı değil Allah!" benzeri tepkiler gelecektir ki çağ "Tanrı'mıza hamd olsun, milletimiz var olsun!" töresel sloganını bile değiştiren bir çağ.
Bu kişilerin önüne kanıtlar dağını koyup "Evladım, İlah, Ellah, Allah tanımlaması, Arapların kök inancı putçulukta da kullandıkları bir tanımlama. Yaradan'a adamlar bu adı vermişler. Yahudiler de Farslar da kendi inandıkları adlarla sesleniyorlar inandıklarına. Senin de Türk olarak Yaradan'a verdiğin ad Tanrı. Bundan neden gocunuyorsun da Arap'ın, Fars'ın, Yahudi'nin seslenmesini taklit etmek daha çok hoşuna gidiyor?" diye sormayacağız, çünkü yararı olmayacağını biliyoruz.
Hatta "Yunus, Mevlana ve benzerleri neden Tanrı demeyi yeğlediler zaman zaman" desek yine anlamazlar.
 
Ha, biz Allah da deriz Rab da deriz, Hüda da deriz. Ama Tanrı da deriz. 
Neyse bu konu çok yavan konu. 
Tam ampül nadan konusu!
Sıkıcı ve itici.
Geçelim!
 
Elimize kadar ulaşan ilk Tanrı kitabı Tevrat!
Kalın,i hacimli, tarihi bilgileri de kapsayan, hatta bazı tarihi konularda tek kaynak...
Ha, onun değiştiği, bozulduğu ve bu nedenle bir sonrakinin ve en sonuncunun gönderildiğine inanırız. Ama her ne işse sıkışınca açar Tevrat'a bakar, oradan hüküm veririz ya, o da başka.
Bu nadanlara da "Neden hem bozuldu, diyorsun hem de açıp Tevrat'a göre hüküm veriyorsun. Kur'an'da yazmayanı Tevrat'tan alıp İslam, diye dayatıyorsun, diye sormanın da anlamı yok. Onların inancı saplantılı inanç. Sorgulamak yok. 
"Neden sorgulamıyoruz?"
"Allah'ın dini de ondan!"
Şimdi anlayanlar için şunu yazacağım. Anlamayanların anlamasına gerek yok:
Tanrı, eğer tartışılmasını, araştırılmasını istemeseydi. Kocaman, kalın bir kitap gönderir miydi? Buyururdu 100 satır "Yapılacaklar-yapılmayacaklar" ya da "Haramlar-Helaller" diye kısa bir not. Bunu hem öğrenmek kolaydı hem de anlamak. Ezberlemek bile...
Şimdi soracak olsak en sağlam Müslüman'a yüz tane helal-haram sayamaz. Ama Kur'an'ın Arapçasını ezberler. Anlamasa da ezberler. Oysa Ulu kitapta tartışma vardır. Araştırmaya yönlendirme vardır. Kanıtlar vardır. Bilime yöneltme vardır. 
"Haşa, tartışılmaz!"
Valla bu çağda yaşı başı geçmiş kişiler için ve içi boşalmış doktrinler yalpalayıp duran örgütler için bile "Tartışılmaz" buyruğu ileri sürülmüyor mu?
"Lider tartışılmaz!"
"Hadi ordan be! Neden tartışılmasın? Dün, sövdüğü adamın bugün yandaşı olan kişiyi tartışmayacağız da kimi tartışacağız? Bir söylediği diğerini tutmayan kişiyi tartışmayacağız da kimi tartışacağız? Durum durum seslenen, ortalığı karıştıran, Türk'ün geleceğini değiştiren kişiyi tartışmayacağız da kimi tartışacağız?"

Andımız noldu andımız? Hani and vermiştin, yapsamsam, diye!
Bunu da mı sormayalım, tartışmayalım?
 
Yine dağıldı konu.
 
Bütün kitaplı kitapsız, tek Tanrılı çok Tanrılı dinlerin içinde kök din "Şamanizm" kalıntıları var. Hem de tonla. Hem de alabildiğine güçlü. Hem de günümüzde artan!
Çünkü Şamanizm inancı genlere kazınmış ve artık hadi daha da abartayım, kanımıza girmiş. 
"Olur mu Hoca'm? Tek din İslam!"
Tamam kandaşım, eyvallah da  bu işler keşke senin dediğin gibi kolay olaydı.
"Aşure ne Aşure?"
"Hocam işte Nuh AS, tufanda..."
"Nerde yazıyor kandaşım?"
"..."
"Tevrat... Oraya nerden girdi dersin?"
 
Bakın daha ilk iddiada işler karışıyor.
"Peki, türbe nedir türbe? Türbede alkış etmek nedir? Mum yakmak nedir? Türbeden bir şeyler istemek, dilek nedir?"
"Ama Hoca'm!"
Sıkıntı, konuları tabu yapmakta. Nadanların zorlaması ile. 
"Aman ha, çarpılırsın?"
"Oğlum, bunca kötü, rezil, üçkağıtçı, namussuz, ahlaksız, hırsız, devleti soyan, lükse ve güce tapan, onun unun çocuğuna, oğluna, kızına, hatununa sarkan sapıklar varken, ben yalnızca tartışıyorum diye mi çarpılacağım?
Hadi be! Sizin saplantınızın kökü bozuk."
 
Alkış ederken, elleri Gök'e açan kim? 
Sahi, kaç kişi biliyor ki neden eller Gök'e açılır?
Ya da "Allah görüyor. Yukardaki Allah biliyor!" derken bile Gök'ü imlemenin anlamı ne? Allah kişiye şah damarından daha yakın değil mi? Neden Gök'ü imliyorsun? Şah damarına parmak bassana!"
Zordur kabul etmek, ama "Allah yukardan, görüyor" deyince "Hoş geldin Şamanizm!" durumu oluyor ve siz farkında bile değilsiniz. Çünkü doğa içimizde. Şamanizm genlerimizde. Ne bilmemek ne de reddetmek durumu değiştirmez. 
Sürdürelim:
Ay'ı görünce neden alkış edersin?
Ya Gün'e saygının anlamı ne?
Göz değmesi (Nazar, Arapçasıdır ki ben Arapça'dan...) nedir peki? Nasıl giriverdi "Nazar duası" dinimize?
Hadi, açıklayın!
Daha da güncele girelim mi? 
Söyleyin bakayım bana ey Gizli Şamanistler, neden nişanlarda yüzüklere kısmı kurdele takarsınız ve makasla kesersiniz!
Hadi...
Ata salarlarını neden süsleriz? Neden suluk koyarız? Neden su dökeriz? Başlarına neden salar taşı dikeriz? Bunlar da mı İslam'ın kuralı? Söyleyin bakayım Gizli Şamanistler!
Ölünün yedisi, kırkı, falanı filanı, aşı, tatlısı... 
Mevlit konusuna hiç girmeyeyim, çünkü "Ey Şamanistler! Siz kişinin yazdığı şiiri, zaman zaman törenlerinizde Kur'an'la yarıştırır oldunuz farkında mısınız?" diye sormam gerekir.
 
Hadi, kolay bir soru soralım:
Şu elinizden düşmeyen tesbih işi nedir? Nerden çıktı? Ha, bana sonradan uydurulan "33 diş" öyküsünü anlatmayın. Aslını bir araştırın!
 
Başka neler var neler?
Baykuş seslenmesi, köpek uluması neden uğursuz sayılır Ey Gizli Şamanist?
 
Ya ilahiler!
Sahi bunların anlamını, kökenini hiç merak ettin mi ey Şamanist. Tef çalıp ilahi söylerken hta sağa sola salınırken, daha da ötesi "Hu" çekerken, cezbe kapılırken, kim bilir hangi Şaman atanı taklit ediyorsun, farkında mısın?
 
Neyse!
Nasılsa canınız sıkılacak bu yazıyı okuyunca. Nasılsa o "Eşsiz, bulunmaz, bilgi ve yaratıcılık dolu yorumlarınız gelecek! Neyi nasıl anlatsak da ne yazsak da ne desek de siz saplantılı durumdan kurtulmayacaksınız. Bana ders vermeye çalışacaksınız. 
 
Gelin dersinizi vermeden önce, bakın:
Baştan sonra üç tefsirin tamamını inceledim. 
Elmalılı Tefsiri (10 Cilt)
İbn-i Kesir Tefsiri (6 Cilt)
Süleyman Ateş Tefsiri (3 Cilt)
 
Sahih hadis kitaplarından Sahih-i Buhari'yi baştan sonra inceledim (11 Cilt). 
İslami kaynak kitapların çoğunu okudum, inceledim. 
 
Elbette şamanizm ve diğer dinler hakkında da yeterince araştırmam var!
 
Yok, sizin gibi bilgiçlik taslamak için yazmıyorum bunları Ey Nadanlar! Kime us vermeye kalkacağınızı bilin, diye yazıyorum. Yani yazdıklarınız vız gelir, tırıs gider, argo tanımınca etkiler beni!
 
En doğrusu da şudur:
"Sizin dininiz size, benim ki bana!"
 
Siz siz olun, kimsenin inancını sorgulamayın, küçümsemeyin, karışmayın! 
İneğe tapana bile "Neden lan?" demeyin.

"Tanrı, deme, Allah de" saçmalığını da bırakın!"
Size ne evladım!
Ben Türk'üm! İnandığıma inancımca seslenirim! Size ne?
Sizi gidi "Gizli Şamanistler sizi!"




YORUMLAR
3 Yorum

Turgut Şahbudak
29-10-2020 00:33:00

Destancı dayı. Elbette haldun bey demek varken dayı demek daha içten geldiği için böyle diyorum. Söylediklerinize aynen katılıyorum. Biz islamı araplardan değil iranilerden öğrendik. İslam bir dondu onuda sırtımıza geçirdik eski donumuzu da çıkartmadık. Yeni akıp selefiler çıktı hele onlardan ne göreceğiz.

Mustafa Sertkaya
27-10-2020 18:38:00

Ağabeyi Var olasın...Erzurum'dan selam ve sevgilerimle.

Baki Targıt
27-10-2020 11:16:00

Ah ve hocam keşke biraz yakın olsaydık vallahi biktirirdim sizi Tanrı sizi korusun ömür versin

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI