İki Yüzlü Kötüleri, Aslında Hep Hissederdik!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Bir dönemin tanıkları azalırken, Bozkurtlarla itlerin adları birbirlerine karıştırılırken, kimi övünçle taşıdığı gizemi kimi boktan yüreğinin pisliğini, kendince taşırken, doğruları yazanların yazık ki kötü görüldüğü, yalanlara sığınanların öncü olduğu durum gelişirken, ucundan kıyısından bir şeylerde etkin olmuş bir kişi olarak, açıkça söylüyorum ki: Belk susardık, ama iki yüzlü kötüleri, aramıza sızan hainleri, kendini başka türlü gösterenleri, adi muhbirleri, ortalık orospularını... Hep hissederdik!

Belki, susardık gerek konumumuz ve gerek durum nedeniyle. 
Belki, yan yana oturur, onlarla arkadaşlık ederdik.
Belki, Ağabey, Reis orunlarını bile kullanırdık.
Belki, tiksintimizi yakın arkadaş çevresinde açık ederdik ve dertlenirdik.
Belki, yanılmak için alkış ederdik.
Ama bilirdik yavşakları, hissederdik.
 
O çağı kullanırlardı.
O çağdan o acı çağdan nemalanırlardı.
Kendilerini asla tehlikeye sokmazlardı.
Yüksek sesle konuşurlar, gariplere efelik ederler, koca koca bıyıklar bırakırlar, üst yönetime yanaşmak için binbir dansa girerler, olmadık kuralların çıkışında etkili olurlar, birilerini pis edip, hain, muhbir gösterip nemalanırlar, sürekli olmadık olaylarıyla ahkam keserlerdi, ama biz bilirdik. Kim ne zaman yavşaklık edecek, diye de iddialara bile girerdik.
 
Bakın!
12 Eylül döneminde en fazla acı ve sıkıntı çekenler, 1977-1980 döneminde yönetici kadrolarda olanlardır. Görevli olanlardır. Özverili bir şekilde iş yapanlardır. Ön saflarda savaşanlardır. Bir alta bir üste, dert ve sıkıntı biraz daha az bulaşmıştır. sonrası zaten...
Eğer birisi, ortadan söze gidip vuruştuğunu, acılar işkenceler çektiğini, içerlerde süründüğünü anlatmaya başladıysa, gerçek mi yalan mı anlamak için önce yaşı sorulmalıdır. Sonra da hangi dönem ne görevi aldığı. 
 
Kan kokan çağın kan yansımaları özellikle büyük kentlerde ve üniversite olan kentlerde görüldü. en çok acı da oralarda çekildi. Komünistlerin uygulamaya çalıştıkları kurtarılmış bölge kavramının yansıması olarak kanadı. Çok ölümler bu kıvamda yoğunlaştı.
Gerisi işin garnitürü.
 
Çok kişiler tanıdım. 
Çok iyi kişiler...
"Aha da yiğit" diye anacağım ve anlatacağım çok kişilerle bir arada oldum.
Aslında rastlantılarla kendi kendime iş ararken, başıma dert ararken, olmadık yerlerde olmadık tanıklıklara tanık oldum.
Hangi gerekçe ile olursa olsun gerçek erlerin çağına yetiştiğim için bugün bile mutluyum
Ancak...
Sapır sapır döküldüğümüz, bir ANAP koltuğu için yağışlar verdiğimiz çağ geldiğinde, o iki yüzlü kötü olarak hissettiklerimin seçkileri ile yanılmadığımı anladım, ama kahrettim. Nasıl da kıvrak nasıl da oynak nasıl da yavşak... Hatta, bu kadar yavşak bu kahraman camiaya nasıl sığdı, diye çok düşünmüş, hayıflanmışımdır, ama biliyordum ve bekliyordum. 
Aslında...
En iyiler, şehit olup uçup gitmişlerdi.
En iyiler, yok yere zından köşelerinde çürümüşlerdi.
En iyiler, yurdu terk edip çekip gitmişler, kendilerini yabanın eline terk etmişlerdi.
En iyiler, işsiz, güçsüz, oğuşsuz, yoldaşsız, dostsuz kalmışlardı.
En iyiler, sahipsizlik içinde, ancak asla yaptıklarından pişman olmadan bir köşeye çekilmişlerdi.
 
Diğerleri, ANAP binalarında koltuk, makam, ihale, kayıntı, ekmek, kemik derdine düşmüşlerdi. 
 
Unutulmak, yazgıydı.
Unutmuştuk.
Ta ki anmak gereken çağ açılana dek unutacaktık.
 
Hiç unutmam, bizim değer verdiğimiz, değerli bulduğumuz, azlık vekilik koltuğunda, azlık bakanlık koltuğunda, Başbuğ'un hemen yanında görmeye alıştığımız birkaç kişi, içerden çıktıkları gün, yine rastlantısal olarak onların konutlarına yakın olmuş, gelişlerinde alkış tutmuş, yeniden umuda tutunmuş ve çıkanların hepsini gerçekten kahraman ve adam bellemeyi sürdürmüş, hatta varıp ellerine sarılmış, ancak kısa zamanda içeriden ihanetle çıktıklarını, sattıklarını öğrenip kahrolmuş, onlar ANAP binasının yağlı ellerine sarıldıklarında, kahretmiştim.
"Bu kadar da olur mu?"
Bu kadar da olmuştu. Daha da fazlası olmuştu. Yalakalık yarışında; bizim adam bildiklerimiz, ama aslında ne bok olduklarını hissettiğimiz, yalnızca yakın çevremizde seslendirdiğimiz kişiler, en öne geçmişlerdi. Zamanın bilmem kimlerine yalakalık için onun önünde birbirlerine girip kavga etmişlerdi. İğrenmiştik.
Daha da aşağılara daha da aşağılara daha da aşağılara yansıdı bu pis yapılanma. ANAP kadrolarını doldurdu Bozkurt kılığına girmiş çakallar. Sonra da hemen ardında gelen Amerikalıya yapıştılar. Sonra da... Böylece sürdü gitti.
 
İşlemediği suç için suçu işleyenin yerine, susup, ömürlerini tüketen kahramanlar vardı.
İşlediği suç için kandaşı, Ülküdaşı acılar içinde çile çekerken, susup kahpe yaşamlarını sürdürenler vardı.
Birilerinin kanı üzerinden yumuşak koltuklarda keyif çatanlar vardı.
Birilerinin kanını unutup kansızca para kazanma derdine düşenler, asırlık birlikleri, vakıfları sömürenler vardı.
Birilerinin kanını kullanarak, yalan kahramanlık öykülerine bürünüp çaka satanlar vardı.
Birilerinin Ülkü emeğini üç paralık yararlarına kullananlar vardı.
 
Sakın ha tükendi sanmayın Bozkurtların destanı.
Bozkurtlar tükenmedi ki destanları tükensin.
 
Yalnızca, siz de hissedin kahpe sesli adi şerefsiz kan doyumsuzlarını. Bizim gibi hissedin, ama bizim gibi çağın gereğidir, deyip susmayın. Çağın üst tabaka kaymağını daha fazla yemelerine ve her devrin kazananı olmalarına izin vermeyin.
 
Şu müteahhit bizim mi?
Şu iş adamı bizden mi çıktı?
Şu varsıl kişi bizim gücümüzle mi güç buldu?
Şu...
 
Bakın, Bozkurtlar, Ülkücüler, köy kökenli yetim çocuklarıdır. Onların parayla, pulla, malla, mülkle, ihaleyle, iktidar gücüyle işleri olmaz. 
"Bizim işimiz var" diyenler var ya...
İşte onlar!
Bizim, zamanında bizden olmadıklarını hissedip, sustuklarımızdır.
Sakın ha, siz susmayın!
 
Kahpenin yararı, ancak genelevinin sermaye sahibine.
Ülkücünün, Bozkurt'un kahpe ile ne işi olur?
 
Aslında biliyorduk kimin ne yavşak ne adi ne şerefsiz olduğunu.
Yazık ki onlar o kahramanlık çağında, kahramanlarla birlikte yaşadılar.
Gel de yazgıya sövme!
 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI