Hülagu Han, Abbasi Halifesi Mustasım'a Dansöz Elbisesi Giydirmedi, Ama Bugün Yaşasaydı, Giydireceği Çok kişi Vardı!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Ergen Türkçü-Tarih (!!!) sayfalarının bol uydurmalı ve kandırmacalı internet sayfalarında ve sosyal medya üleşimlerinde, nedense sürekli yineledikleri bir uydurma, hem ergenlerin, hem gençlerin hem de yaşını başını almış kişilerin ilgisini çeker. Ahmak aldatan bu sayfaların çok sayıdaki izleyicisi, belki de 13-14 yaşındaki bir ergenin yazdıklarına inanarak değişik bir mutluluk yaşarlar. Bir göz attığınızda, bu tip üleşimlere yapılan yorumlarda garip bir haz ve sapkınlık görürsünüz. "Oh iyi yapmış Arap'a!", "Helal olsun ulu hanımıza!", "Beter olsunlar" tipi... Sosyolojik, psikolojik bir olaydır ve mutlaka doktorlar ve psikologlar hatta sosyologlar tarafından incelenmesi gereken bir eğilimdir. Aslında biraz da tiksindiricidir. 

Çünkü sapkın duyguların dürtüklenmesinin yanı sıra tarihe, ulu kişilere iftira atmak, pis pis dedikodu yapmak, fitne üretmek gibi bir yapıları da vardır. 
Düşününce ya da düşünme güdüsüne sahip olup hayvanlardan ayrılan kişioğlu ya da kişikızı özelliği varsa uslarda, ne denli eğri bir eylem olduğu ortaya çıkar.
 
Hülagu Han, ulu bir kişidir. Moğol ırkının katıksız katliamcı bir örneği... Ama töresi olan ulu bir kişi... 
Düşünün!
Bugünkü yapı ile usunuzda canlandırın.
Bugün acunu yöneten devletlerin saygınlığında, onların karşısında, bir din kişisinin, bir Müslüman, Hristiyan, Budist, Hindu ya da başka bir dine mensup saygın bir kişinin; dansöz giysileri içindeki çaresizliği ile ölçün.
Yakışır mı?
Ya da bir Osmanlı padişahının karşısında, örneğin Ulu Han Fatih'in, Kanuni'nin karşısında böyle bir görüntü...
Yakışır mı?
 
Ya da tam tersini düşünün!
Kutlu bir kişilik olan ve o çağda bütün Müslümanların temsilcisi sayılan, Türklerin Müslümanlığı kabul etmesinin ardından, bütün Müslüman Türk yönetenlerin saygı duyduğu Bağdat Halifesi'nin düştüğü durumu anlamaya çalışın, eğer böyle bir olay varsa!
Uydurmacı ergen tarihçilerini izleyenler ve böylesi yalanlara inananlar, beğenenler, yorumlayanlar, haz duyanlar, sahnelerden zevk alanlar, gerçekten bir doktora görünmelidirler. Çünkü tehlikeli bir dönemeçtedirler. 
 
Hülagu Han, dediğimiz gibi, katliamı töre edinmiş, acunun tanıdığı en acımasız kişilerinden biri. Ortak Moğol genetik etkisi içinde atasından öğrendiklerini uyguluyor. Kişilere acımadan kıyın veriyor. Yok etmeyi seviyor ve bir ülkü edinmiş. Bir ölçüsü ile de uygarlığın yağısı. Kurulu kentler, düzen, yüksek, gösterişli binalar, kente yaşam, onun en gıcık kaptığı yerler. Kan dökmek de tutkusu.
Tamam!
Ama bunda bir bir ölçüsü, bir töresi var. Moğol katliam töresinden zerre ödün vermiyor. Kişiler işkence görürken, derileri yüzülürken, uzuvları kopartılırken, kaynayan kazanlarda canlı canlı haşlanırkeni, gözünün önünde boğazlanırken bile yüzünün hatlarında en küçük bir değişiklik olmuyor. Görev bildiği bu işi yaparken ciddiyetini bozmuyor. Gülmüyor, kahkaha atmıyor, alay etmiyor. Benzerlerini Moğol atalarını yaptığı gibi, "Çocuk, çoluk, genç, yaşlı, kadın, er kim varsa hatta hayvanları bile öldürün" buyruğunu verdiğinde, bunu bir görev olarak yerine getiriyor. 
Bunu anlamak çok zor değil mi? Ama Abbasi Halifesine dansöz elbisesi giydirdi iftirasını atarak onu küçültmek, aşağılamak, yerin dibine sokmak zor değil. 
"Hımmm Arap'a iyi yapmış?"
Hitler ırkçılığında bile onun soykırım anlayışında bile bir düzen varken, bu bizim ergenler, tarihi oyuncak yaparak, aslında ajan destekli bir iğreti ırkçılık siyasetine kişileri ortak ederken bile kötünün de kötüsünü yapıyorlar ve töremizi bozuyorlar, kimse farkında değil. Ha, bir de Moğol vahşetini kabullenme, sahiplenme var işin içinde. 
Hadi konuyu fazla genişletmeden özetleyelim de belki okuyan olur. Ergen sayfalarının tarihe ne denli hakaret ettikleri ortaya çıkar. 
 
Hülagu Han, Bağdat'a girdi. Epeyce savaştan, kurstan sonra, çok da er yitirerek... Zaman za yitirmişti ve kızgındı. Ama bu kızgınlığı bile ulu bir kişiye hakaret etmesine izin vermeyecekti. 
Tutsak edilen oğulları ile birlikte Abbasi Halifesi karşısına getirildiğinde, hayır, kokudan titremiyordu. Gayet vakur ve başı yukarda... Aralarında uzun bir söyleşi oldu. Neden bana karşı koydun, neden kapıları açmadın, türünde. Abbasi Halifesi bunlara da sert yanıtlar verdi. Devletin hazinesinin yeri sorulduğunda, söylemedi. Hülagu Han, elbette istediğini elde edecek güçteydi. Yeniden uyardı halifeyi:
"Seni ve oğullarını işkence ederek konuşturur ve hazineni alırım. Beni zorlama!"
Halife konuşmadı.
Evet, yine Moğol konuşturma sistemi ile işkence edilerek, aç bırakılarak konuşturuldu halife. Hazine ele geçirildi. 
Bu sırada kentte öldürülen on binlerce kişinin sokaklarda açıkta duran cesetleri kokmaya başlamış, salgın sayrılık riski doğmuştu. Hülagu Han bir an önce çekip gitmek istiyordu. Ama Halife ve oğullarını ne yapacaktı. Onları öldürmek, acaba inandığı tanrıların gücüne gider, başına bir felaket gelir miydi? 
Toy kurup danıştı. Bir kısmı halide ve oğullarının öylece bırakılmasını, buraya da bir baş gerektiğini, ama bir an önce kenti terk etmenin önemini anlattılar. Bir kısmı da, öldürelim, dediler. Sonunda öldürülme kararı ağır bastı. 
Bu iş nasıl yapılacaktı?
Kimse, ulu bir kişinin kanını dökerek, canını alarak uğursuzlukları üzerine çekmek istemiyordu. Karar yine ortak alındı.
Moğol töresince ölüm.
Moğollar, kutlu kişilerin kanlarının yere dökülmesini, toprağa değmesini büyük uğursuzluk çağrısı saydıkları için Halife ve oğullarının yağ kiriş ile boğulması uygundu. Ancak bu da halife ve oğullarına, bir yağıya, değer vermek demekti ki Hülagu Han bunu istemiyordu.
Sonunda, kan dökmeden öldürmek için çözüm bulundu.
"Halılara sarılacaklar ve ezilerek öldürülecekler."
Bu da yeni bir sorunu ortaya çıkardı:
"Kim ezecek. O halıların üzerinde kimler tepinecek"
"Ağır kayalar getirelim, onların altında ezelim" önerisi de kabul görmedi. Sonunda atlara ezdirmek en uygun çözüm geldi.
Kimse doğrudan sorumlu olmayacaktı. Kan akmayacaktı. Bu ulu kişinin bedeninin aldığı ezilmiş durum görülmeyecekti.
Karar uygulandı.
 
Şimdi, Moğol katl töresinin bile bir inceliği parken, bizim uydurukçuların, tarihe ve Moğollara hatta Hülagu Han'a hatta Halife Mustasım'a saygıları yok.
 
Evet, Hülagu Han, Abbasi halifesine dansöz kıyafeti dindirmedi, ama bugün yaşasaydı, acunda dansöz giysisi giydirerek oynatacağı çok kişi vardı. O, belki, kendisine yakıştırmazdı böye bir kararı, ama kendiliğinden çıkıp oynayanları, yağcılık ve yalakalıkta en üst düzeye çıkanları, illa da dansöz olmak isteyenleri görünce belki de dayanamazdı. 
Şöye bir çevremize göz atarsak, hatta gazete sayfalarına, tv kanallarına, siyasetçisinden, bilim kişisine, sanatçısından, zenatçısına, meslekliden mesleksize, işçiden, işsize, bürokratından sıradanına, gazetecisinden yazarına, zamana, yere ve koltuğa göre söz değiştirene, bir öyle bir böyle davranana, istifa şampiyonalarına, çok parti gezginlerine, her hıyara tuz koşturanlara daha birçoğuna... 
Hülagu Han'ı özleten, ah keşke yaşasaydı da Abbasi Halifesine yapmadığı işi bunlara yapsaydı, dedirten bir sürü beş para etmez kişiliksiz...
 
Ah Hülagu Han ah!
Çık gel de gereğini yap!




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI