Gizlerimiz bizimdir.


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

 

Suskun olmanın gereğince sustuk.

Susuyoruz, susacağız.

Gizlerimiz bizimdir. Bizimle yaşadı bizimle ölecektir. 

Az değiliz bu konuda. Çok da değiliz. Sürevin etkisinde yavaş yavaş eskiliyoruz. Bilenler eksilince bilinenler de eksiliyor. 
Doğruları söylerken bile, her doğru söylenmemeli, töresi gereğince...
Kızgınlığımızda biraz bundan. Bilip konuşamamanın, anlayıp anlatamamanın kırgınlığı olsa gerek. Bir tek giz açıklansa, kaleler, duvarlar, kişiler yerle bir olursa... Nice anı bunların altında kalırsa...
Kolay öngörü yapabilmenin, olacaklardan söz edebilmenin en önemli gerekçesi de bilmek!
Çok kez, bilmeseydik daha mı iyiydi, diye düşünürüm.
Nice ulu kişi, bildiklerinin ağırlığında, susup bir köşeye çekildiyse, karşlı çıkmaları yüksek sesliyse, yanlışları vurgulaması sertse, anlayın, sustuğunu. 
Hayır, zorlanmıyoruz. Çünkü gerekililiğine inanıyoruz.
Doğruluğuna...

Kalın, demir duvarların ardına gömülmüş gizler, bilenlerin boğazında düğüm olur çok kez. Yutkunmaları da ondandır. Birileri uçup kaçarken, üfürmekten mangalda kül bırakmazken, başını iki yana sallayıp, tövbe çekenlerin acısını bilseniz!
Özellikle anmalarda, anmalarda, ansımalarda, en fazlası, "O iş öyle değildir" dedikten sonra, "Kapatın bu konuyu" çığlığının nedeni de budur. 


Kapatın, acı çekiyoruz!
Bilmenin acısını...
Bu acıyı yaşamak da kolay değil.
Anlatmak olanaksız.
Anlatılmayacak da...

Zortiğin biri, iki kişinin bildiği gizdi, dediğinde, aslında giz olmadığını kendisi de bildiğinde, höykürmeyi kahramanlık saydığında...
İm etmek istediği kişi olmamızda bile üstümüze alınmadık. 
Onu ona bıraktık.

Er, diye adı dillendirilenlerin, kanını, canını, yüreğini, ödünü bilenler, hayır, onlar değildi erler, asıl erler, göçtüler, sustular, bile diyemedik. 
Öyle gerektiği için.
Ulu kahramanların adları suskunlukta, it soyluların adı önlerde iken de yine seslendiremedik haykırmalarımızı. Yüreğimize gömdük. 
Öyle gerektiği için...

Kaç kişinin yaşamının katledildiğini, yalşarken ölüme mahkum edildiğini, kaç kişinin onların yerine çıkıp, asıl kahramanlardan rol çakıp, ağzı dolu dolu anlatılarını, içimiz sızlayarak dinlerken, içimizen ağzımı dolu dolu sövdük.
"Yalancının geçmişini..." diye başlayamadık. 
Öyle gerektiği için...

Binlercesinin yaşamını, parasını, ününü, anısını çalanları da...
Binlercesinin oğuşunun dağılmasına neden olanları da...
Binlercesinin...
Binlerce...

Binlerce yalam çürüdü, onlarca şerefsiz için.
Binlerce dil sustu, birkaç şerefsiz için.

Gizlerimizi, bugünlere ışık olmasınlar, diye gizlemedik. 
Bugünler, karanlık olmasın, diye gizledik.

Gizlerimizi, koskoca bir yapı hakkında, kötü kouşulmasın, diye...
Gizlerimizi, nice ulu Şehit yaralanmasın, diye...
Gizlerimizi, nice Ulu Ülkü yara almasın diye...
Gizlerimizi, nice bir gelecek kirlenmesin, diye...

Ne o öyleydi aslında ne bu böyleydi.
Tarihi yanlış tarihlemekte usta kötüler, yine yapacaklarını yaptılar.
Adsızlığı seçen Şehitler, görevlerini yaptılar.
Bizim de susmaktı görevimiz.

Yalnızca...
Şunları söylemeliyim.

Çok satıldık.
Çok kandırıldık.
Çok...

Hâlâ tutunabildiği tek dal, davası olan suskunlara kut olsun. 
Kancıklara, satılmışlara, döneklere, muhbirlere, hırsızlara, yancılara, kahpelere, korkaklara, koltukçulara, makamcılara, paracılara... Kancıklara... İki yüzlülere YUHHHH olsun.
Bir hesap görülür elbet bir gün.
Hayır, öte acunlara bırakılmasını kabul etmiyoruz. 
Bu acundur yeri.

Bu tipleri bulup, tek tek, yüzlerine tükürmeli.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 


 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI