Fatih Portakal ve Sol'un Destek Anlayışı...


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

 

Fatih Portakal, ekranlara ve haberciliğe "Son" dedi. Bu gece de uğurlaşma gecesiydi. 

Sonuna dek izledim!
İzledim ve hüzünlendim!
 
Hayır, Fatih Portakal gitti, diye değildi hüznüm.
Evet, kendisini her akşam izlerdim ki zorunluluktu. Çünkü karşıtlık yapan ve tenkit yapan, iktidarın yanlışlarını TV'den haykıran başka kimse yoktu. 
Ancak bu gece daha farklı bir şeyler düşündüm ve hüzünlendim.
 
Anlatmaya çalışayım!
Anlamak isteyerek okuyun lütfen!
 
Fatih Portakal, en çok izlenen haber programında en çok tenkit ve en çok alkış alan, bu iki işi de aynı anda başaran, ender kişilerden biriydi. 
Başarısı farklılığında ve karşıtlığındaydı. 
Bunu biliyorsunuz.
Ayrıca yinelememe gerek yoktu ya yazıya giriş anlamında...
 
Daha önemlisi bence, solcu olması ve solun onu inanılmaz korumasıydı. 
Övmesi ve yüceltmesiydi.
Sol, adamını adam eder, sözü yine gerçekleşti.
 
Şöyle daha geniş anlatayım:
Çok iyi para kazanıyordu Fatih Portakal. 
Bilinen; aylık geliri 1-3 Trilyon arasıydı. Fox TV'nin reklam gelirinin ana kaynağı olduğu için de bunu hak ediyordu.
Yükünü tutmuştu. 
Malı, mülkü yerindeydi.
Çiftliği, villası, arabası, yatı...

Bizimkilerin diline düşecek kadar...
 
Şimdi dikkat edin!
Solcuydu!
Ama soldan hiçkimse, Fatih Portakal'ı para kazandı, para kazanıyor, iyi yaşıyor, diye tenkit etmedi.
Bu da yine bizim açlara düştü.
Durmadan bu tek karşıt haber sunucusuna dalmaya çalıştılar, ama tutmadı.
Adamı yedirmediler kendi adamları.
Adam kahraman gibi gitti. 
 
Ha, yine gelecek!
Belki aynı başarıyı gösterecek belki göstermeyecek, ama gelecek. 
 
Sol, dostunu, adamını terk etmez, pislemez, kirletmeye çalışmaz. 
Korur!
Över!
Onure eder!
Yüceltir!
Alkışlarla uğurlar!
 
Aynı işler kitap ve yazıları ile varsıllar varsılı olan Yılmaz Özdil'in de başında.
Adam çok kazanıyor.
Kitapları yüzbinler satıyor. Videoları milyonlarca izleniyor. Yazıları milyonlarca okunuyor. 
Solcu!
Çok varsıl!
Dikkat edin! Ona soldan saldıran yok. Ne parası ne malı ne oğuşu gündeme taşınıp pislenmedi.
Bütün sol onun hak ettiğini düşündü ve hep alkışladı.
Yılmaz Özdil'e de pislik atanlar, yine bu yandan ve dinci kesimden.
 
Bu gece Fatih Portakal, terk ettiği TV kanalında, arkadaşları, yoldaşları tarafından uğurlandı. 
Pastayla, özel bir porgramla...
 
İşte sol davranış budur Türkiye'de!
 
Ya, bu yan!
Milliyetçi, Ülkücü, kesim...
 
Bakın dinci kesimi de bu durumun dışında tutuyorum. Onlar da içlerinden çıkan adama sahip çıkar, alkışlar, yediğiyle, içtiğiyle, aldığıyla, kazandığıyla uğraşmazlar. Örnek Yavuz Bahadıroğlu... Bir tek dincinin bu adama sövdüğünü, saydığını, pislediğini göremezsiniz. O hep üstatdır.
 
Ama işte durum bu yana gelince!
Bizim yana...
Bu yanda olan sanatçının, yazarın, ozanın başına gelenler...
Tanrı onları korusun!
 
Ya Hu, okuması az dinlemesi az izlemesi az yaygın yapı, pislik atmaya gelince, atmaca kesilir. Karga kesliri.
Hele biraz para kazanan, merdivenleri tırmanmaya başlayan, başka yanlardan da övgü alan olursa ki çok az çıkar, aman Tanrı'm bir saldırırlar. Bir pislerler.
Ya hu yaşamında sinema bileti alıp sinemaya gitmeyen adam, eline kitap değmemiş adam, bir müzik cd'sine para ödememiş adam, olur sana ekmek verici.
"Bizim sayemizde..."
Evet, bu rezil söz, dillere yapışıktır.
Kendi karnını doyurmaktan aciz mesleksiz tipler bile saldırmak için kendi yanındaki kendi adamlarını arar. 
Aman da bir kusur bulsun!
Aman da o çok bilmiş haliyle bir şeyler sallasın!
Aman da yıkmak için bir tekme de o yedirsin!
Aman da kahpe yatağı sosyal medyada saldırsın. Assın kessin.
Aman da bir hata bulsun da pislik atsın vursun!
 
Zaten diğer yanlar, bu yandan çıkacak değerleri engellemek için hazırken, en yakınından darbe alan bir sanatçıyı düşünün.
Adamlar da fırsat bulunca diğer yana doğrubir kaçarlar, ki arkalarına bile bakmazlar. Artlarından "Eski Ülkücüymüş" demek moda olur.
 
Hele ekmek yeme yeri bu kadar sınırlıyken, "Parti Sanatçısı" diye bir orun hazırlayıp bunu uygulayan bir kafa varken...
Düşünme yetisi kırık tipler, yazarın, ozanın, ses sanatçısının, şarkıcının, türkücünün, karşıt olması gerektiğini kabul etmezler bir türlü. İlla yalakalık yapacak da ekmek yiyecek.
Oysa OZAN demek en başında, çok eski çağlarda bile karşıttı. Her zaman doğruları söylerdi ve kimse onu susturmazdı.
Bu yanda, şimdi...
Adamı yemek şiçin hazırdır sırtlanlar.
Doğruları söylemesi yasaktır bizimkilere.
Hele bir söyle, gör pisliği. Hatta, erlikten yoksun ergen bebelerin onu, yirmisi bir araya gelir ve sopalarlar.
Sonra da şöyle bir şikayet duyarız:
"Ya bizde neden böyle bir ses çıkmıyor?"
Çıkmaz elbet. Sen, çıkanı pislemek için hazır kıta beklersen, nasıl çıksın?
Elindeki "Parti sanatçıları" ile idare et. Garibanlar ekmek parasına susarken sen de öyle bak!
 
Şimdi düşünüyorum da Fatih Portakal solcu değil de bu yandan olaydı.
...ve karar verip ayrılaydı!
Aman Tanrı'm!
Başına gelecekleri düşünmek bile istemem!
Şu an işi bitmişti ve en yakın eczaneye koşup torbalar dolusu kafa hapı alıyordu.
"Doydun di mi olum! Daha dün açtın. Bizim sayemizde..."
"Kaçarsın tabi! Sıktı değil mi! Trilyonları yığdın. Şimdi yemeye..."
"Biz senin aç gezdiğin zamanları da biliriz. Bizim sayemizde...!"
 
Sanırım sol ile  bu yanın (Sağ demek istemiyorum) farkı budur!
Sol, ne olursa olsun, sanatçısını, yazarını, ozanını, türkücüsünü, şarkıcısını, adamını yüceltir ve korur. 
 
Bu yan ise, pislemek için fırsat kollar!
Bir fırsat çıksa da sallasa yese bitirse!
 
Son çağların içimizden çıkan değerlerini düşünün!
Az olan ve ses verenleri!
Hadi birkaç ad sıralayın usunuzda!
Sol tarafından olsa neyse de onlara bu yandan yapılan pislemeleri düşünün!
Sonra da...
 
Ben doğruyu her zaman över, alkışlarım. 
İster kızın ister köpürün!
"Bizim sayemizde..." diye söze aksayan kişi adam değildir.
Siz kimsiniz ki sizin sayenizde olsun.
Siz nesiniz ki ne yaptınız ki ne kadarsınız ki kaç kişisiniz ki...
 
Yazarı, ozanı, sanatçısı olmayan hareket başarılı olur mu?
Durmadan pislerseniz, bu yandan adam çıkar mı?
Ha, önce pisleyip, ölünce över ve "Ölü sevici" rezil yapıyı ortaya koyarsınız!
Ama iş işten geçmiştir.
 
Geçenlerde, 5-6 ay oluyor, "Parti Sanatçılığı"ndan çıkarılan ve neden çıkarıldığını bilmediği ve yazık ki geçinemeyeceği için serzenişte bulunan bir saz sanatçısının feryatlarını okumuştum. İçim yanmıştı. "Ben ne yaptım da beni kovdunuz?" demeye getiriyordu.
Duruma bakın siz!
 
Yazardan, sanatçıdan, ozandan, türkicüden, şarkıcıdan yalakalık isteyen, yalakalık bekleyen hareket kokar, kokuşur ve asla ilerlemez. 
 
Sonra da birbirinin kopyası "Ahmet Kaya taklitlerini dinlemek zorunda kalır ve sorarsın: "Neden bizden şöyle bir büyük sanatçı çıkmıyor?"
 
Nedeni yazdım!
Anladıysan ne ala!
Anlamadıysan, azıcık toparlanan bir sanatçı görürsen "Bizim sayemizde olum" demeyi sürdür.
Yanıldığını bile anlayamadan!
 
Hayır, sizin sayenizde hiçbir bok olmaz.
Ancak Ozan Arif gibi sanatçılar sayesinde hareket yükselir.
Üstelik pislemeniz de hiçbir işe yaramaz. 
Sanatçı yalakalığı ile değil yaptığıyla büyür ve unutulmaz olur.
 
Bir yerlerin örnek alınmasını önermek pek sevdiğim bir yol değil, ama dostluk, vefa, alkış, övgü, değer verme, onur etme, ödüllendirme,  koruma konusunda bence birileri Sol'u örnek almalı.
 
En azından en yakın örnek, Fatih Prortakal'a solcuların tutumunu görerek, biz nerde hata yapıyoruz, demeli.
 
Sözüm bu kadar!
İster övün ister reddedin!
İşin özü:
Kimse sizin sayenizde yazar, ozan, sanatçı, ressamı, heykeltraş, besteci olmaz!
Sanatçı, sanatçı doğar, ozan ozan doğar, yazar yazar doğar!
 
Siz onların sayesinde belki...




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI