Düşünce, Din ve İnanç Özgürlüğü


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Biz Arap değiliz. Fars değiliz. Batılı da değiliz. Amerikalı hiç değiliz. O nedenle, düşüncelere, din ve inançlara bakışımız geniştir ve alabildiğine evrenseldir.

Bunun kökenine inelim.
Neden Türkler diğer budunlara göre çok daha hoşgörülüdür? Neden, ırkçılık yapmazlar? Neden, başka dinleri, dilleri, inançları yok etmeye çalışmazlar? Neden, benimseyici ve alabildiğine geniştirler? Neden, Türk budunlar, tarih boyunca, hemen her dine yakın, bağlı ya da bir şeyler alır olmuşlardır? 
 
Bu büyük bir üstünlüktür. Acunu ve acundaki bütün budunları yönetme güdüsünün bir başlangıcı vardır. Budunlara, acuna, pek çok yeniliği öğreten kişi, adını Çin kaynaklarından yapılan ilk çeviri ile METE olarak olarak olan, daha sonraki çevirilerde Maotun Modun Bağdun, Bağadur, olarak çevrilen, ama o ilk çeviri adı unutulmayan METE Tanhu'dur bu işin kökü ve özü.
Düşünce, din ve inanç özgürlüğü, hoşgörüsünü, Türk buduna aşılayan ve töreselleştiren kişi odur. 
 
Müthiş bir kişiliktir METE Tanhu. Eşsiz, benzersiz ve her buduna denk gelmeyecek bir kişilik...
Onun, Oğuz Kağan, olup olmadığı tartışmasına hiç girmeyeceğim. Gerek yok. Bence anlamı da yok. Bu tartışmanın neden ortaya atıldığını da iyi bildiğim için, doğrudan METE Tanhu'dan, Türklerin Ulu atalarından eşsiz kişiden söz edeceğim.
Hoşgörü nedir, iyi bir lider nedir, büyük bir Başbuğ nedir, anlaşılsın, diye.
 
Hemen, ekleyeyim, tarih eğitimimi yarıda bıraktım. tarihçi değilim. Destancıyım. Destancı gözüyle yazacağım yazacaklarımı. Kimse ile iddialaşmak gibi bir derdim de yok. İnandığımı savunacağım. 
 
Hunlar, gelmiş geçmiş en büyük Türk imparatorluğunu kurdular. 
Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaştırılacak, Tek Türk İmparatorluğu, onun gibi, 600 yıl süren Hun imparatorluğudur. Hem de göçer, ama kalıcı etkileri eşsiz olan ve acunu değiştiren bir imparatorluk. 
Bu köklü imparatorluğun kökü, Teoman Tanhu Oğlu, Mete Tanhu'dur. 
Uscul, zeki, çalışkan, ilerici, ileri görüşlü, yenilikçi, bilen, anlayan ve düşünen bir kişi...
Onun hakkında, koca bir romana damga vurdum, ama sonraki çok kitabımda da onu anmaktan geri duramadım. 
Düşünün o çağı:
İl yani Devlet yapısı olan bir budunu, atasından il olarak alıp, imparatorluğa çeviren kişidir METE TANHU.
İlk kez anlaşmaya damga vuran Türk yönetenidir.
İlk bitikler onundur.
İlk töreyi o kurdu.
İlk orduyu da...
Üstelik, onun en büyük katkısı, Türklere sunduğu Ülküdür.
"Gök çadır, Gün Bayrak!"
Eşsiz, benzersiz bir slogan.
Bir tane daha var:
"26 Budun aldım. Hepsini Hun yaptım!"
Evet, birilerinin benden çalıp adımı anmadan kullandığı şekli ile Mete Tanhu Turan'ı kuran kişidir. Turan düşünün köküdür. 
Bütün bunlara geniş olarak kitaplarımda yer verdim.
Bugün, hoşgörü konusunu yazacağım.
Düşünce, inanç ve din konusunda, hoşgörüyü de biz, METE TANHU'ya borçluyuz. 
Açıklayalım:
Onluk sistemle, çok güçlü, etkin bir ordu kurdu ki Atsız Hoca'nın etkisi ile onun Türk ordusunu oluşturma tarihi, yaşadığı tarih olarak, doğum tarihini aldı. 
Ordu güçlüydü, ama daha önemlisi, savaşkandı. Yani savaşmayı biliyordu. Tatikçiydi. Onluk sistem, bayraklar, bir renk atlar ve giysiler, o çağda görülmüş değildi ki METE Tanhu bütün bunları varsıllık içinde gerçekleştirdi. 
 
Düşünün, ilk kuşatma, onun yaptığıdır. Koca bir imparatoru ilk tutsak alacak duruma düşürme ve anlaşamaya zorlama da...
 
Bütün ilklerin sahibi olan Ulu Mete Tanhu, bir konuda daha ilktir. 
O da ticaretin önemini anlamasıdır.
Elbette savaşçı Hun buduna, ticaret öğretmek zordu. Bunun için bir geçmiş ve etkinlik gerekiyordu. O ne yaptı? Çağın en çok ticaret bilen budunu olan Soğdakları buyruk altına aldı ve Gündoğusundan Günbatısına ticaretle görevlendirdi. 
Bu, müthiş bir iştir. 
O çağda, göçer bir budunun Tanhusu, bunu düşünecek kadar etkin ve yetkindir.
 
O çağda, Çin'de, Yalnızca Çin'de üretilen ipek, varsıllık kaynağıydı. Acunun en önemli varsılık kaynağı. Gizi, Çinlilerdeydi. Üretimi onlar yapıyor, sonraları İpek Yolu diye anılacak olan yoldan, Günbatısına gönderiyorlardı. 
O çağda, İpek Yoluna Yüeçiler egemendi. Çin tarih yazıtları da Yüeçilerin güçlü ve varsıl olduklarını yazıyordu. Çünkü İpek ticareti için onlara salma veriyorlardı. 
İşte, Mete Tanhu, Çin'i hizaya getirdikten sonra, buyruğunu verdi.
Yüeçileri yurtlarından sürün, İpek Yolunu ele geçirin!
Bu buyruk, kısa zamanda yerine getirildi. Yüeçiler ezildi ve sürüldü. İpek Yolu METE Tanhunun buyruğuna girdi. Karşılığı varsıllık oldu. Hun imparatorluğu çağın en varsıl ili durumuna yükseldi.
 
Yalnızca varsıllık değildi olan.
Bir de...
 
Başta, Ulu Çölü geçmeden önce son konaklama ve tedarik yeri olan Lolan olmak üzere bütün o bölgeyi yöneten Hunlar, ticaret sayesinde, acunun pek çok budunu, inancı, düşüncesi ve dini ile karşılaştılar. Yalnızca izlediler ve yönettiler.
İşte, Türk'ün sonraki çağlarda da töre olarak kabul edeceği ve asla vazgeçmeyeceği, "Hoşgörü" töresi, o çağda, oluştu ve bir daha da değişmedi. 
Lolan ve çevresini, ticareti, bu işe yatkın olan Soğdaklara bırakan ve varsıllığı onlarla üleşen Hunlar, bu bölge sayesinde, acundaki bütün dinleri, inançları, dilleri, ırkları tanıdılar. Onlarla alışveriş yaptılar. Acundan duyumlar aldılar. Çeşitli inançları görme, duyma, inceleme olacağı buldular.
Böylece, Türk budunda büyük bir hoşgörü oluştu. Hiçbir düşünceye, ırka, kültüre, inanca ve dine kötü gözle bakılmadı. Vandal tini asla girmedi tinine. O nedenle yönettiği coğrafyalarda hep hoşgörü egemen oldu. Hiçbir ırk, dil, din yok olmadı. 
Üstelik, Türk budunlar, neredeyse tek Tanrılı ve çok Tanrılı, bütün dinlerden etkilendiler. Kimileri budun olarak toprak, kimileri de yönetenler aracılığıyla bu inançlara, dinlere katıldılar. Hepsine verdiler, hepsinden aldılar. 
 
İşte bu özelliğimiz ile bütün diğer budunlardan farklıyız.
Biz Türk'üz.
Düşünceleri yasaklamayız. 
Birliğe, dirliğe uyana kıymayız.
Hiçbir budunun dinine, inancına karışmayız.
Asla katliam yapmayız. 
 
Bugün, birileri, dincilik adına, Türk'ü kimi bağlamlara zorlasalar da bu asla tutmaz. Çünkü tinimizde, töremizde yok. Argo tanımıyla çaksalar girmez. Hoşgörü bizim temel töremizdir. Kimseyi zorla dininden, mezhebinden, inancından çıkmaya zorlamaz, kimseye din ve inanç dayatmayız. Bu konuda çok fazla örnek var, ama konu uzadı. Tarihi bilenler, bilirler ki, Türk, yönetmek üzere kurgulanmış bir özün sahibidir. Öyle yaratılmıştır. Etkin olamadığımız dönemler ise yalnızca bir geçiş döneminin kalıtıdır. Mutlaka değişecektir. 
 
Bu kadar yeter. Umarım anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir. 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI