Dua ya da Alkış, ne işe yarar?


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Kişioğlu ister. İstemek hakkıdır. Yaratanla arasındaki en ulu bağdır istemek. İstemeyi bilen, istediğini alır. İstemeyi bilmeyen, olduğu yerde kalır. 

Alkış, ulu, Türkçe bir sözcük...
Bugün kullanılan karşılığı Arapça bir sözcük olan "Dua"
 
"Alkış" ya da ses değişiminden önce "Algış" o denli önemlidir ki hem sözcük hem de anlam olarak, Ulu Türk destanlarında, ulu Türk öykülerinde, ulu Türk tarihinde, ulu Türk illerinde, bitiglerde, yazıtlarda hep geçer. Töre'de de yeri vardır. 
Asla, unutulmamalıdır.
Asla, kullanmaktan geri durmamalıdır. 
 
Hadi şaşırtalım sizi:
Algış-Kargış, birbirinin zıttıdır.
Biri iyilik dilemek, diğeri kötülük dilemek. 
Algış, Alkış ses değişimi alırken, Kargış'ta bu olmamış. 
 
Çok fazla derine girmeden, biraz da kolaylaştırarak, kendimizce bir "Kökensözcük" yabancı söylemle "Etimoloji" yapalım.
 
"Al", almaktan gelir. "Gış" ya da "Kış", hadi daha da zorlayalım, hani kış kış der kovalarız ya bir şeyleri, işte öylesi bir seslenme. 
"Al" aynı zamanda övmek, yüceltmek. 
"Alkış" sesli kutsamak, kutlulamak.
 
O çağın inancında da daha sonraki inançlarda da Türk'ün inandığı bütün dinlerde de en sonunda İslam'da da "Alkış" var. 
"Alkış"sız inanç olmaz.
Kişioğlu zayıftır, güçsüzdür, ihtiyaç sahibidir, dilemeye, istemeye yatkındır. 
İşte o nedenle, Ulu Türkler, Kam alışkanlığı, açarlardı ellerini yukarıya, birbirlerine bakar şekilde, biri Gün'ü, diğeri Ay'ı imleyerek, Gök'ten isteyerek, Gök'ten bekleyerek, Gün Ana'dan, Ay Ata'dan aldığı ışığı bütün acuna yayarak, dilerlerdi
 
Türk,
"Ver, Ey Ulu Tanrı'm!" derdi.
Sonra eller aşağıya indi, indi ve her nasılsa yine Gök'e döndü. 
"Ver Allah'ım ver!"
 
Ha, eli yüreğin üzerine koyarak ve baş keserek de Alkış olurdu Ulu Türklerde.
Daha da ötesi, diz vurup baş keserek hatta kuşağını, kılıcını, yayını, bir oku ve benzer pusatlarını, giysilerini boynuna koyarak...
Daha daha da ötesi, Alkış'ın ardından börkünü, miğferini yere vurup, orada olduğunu, çok istediğini belli ederek...
En ulusu, en güzeli, alkışına bir de yağış ekleyerek,
Ulu Tanrı'ya acundaki en hızlı en güzel hayvanı, atı, sarı kısrağı sunarak... Olmazsa sığır, koyun...
 
Alkış, Kargış'tan etkindir. Çünkü kişiye özeldir. İstemek, kutlu bir güzelliktir.
Kargış, karşıyadır. Güzel değildir. Kötülük dilemektir. 
Alkış, yerini bulur. Kargış çok kez yolunu şaşırır ve söyleyeni vurur.
 
Ulu Tanrı, dileyin, vereyim, demiş.
Öyle ise ne durursunuz. Dilesenize.
Bakın, beni dinleyin. Siz, öyle ağdalı Arapçalı, Farsçalı, dilenme tanılı Alkışlara boş verin. 
Açın ellerinizi. Kaldırabildiğinizce yuları kaldırın. Tek tek dileyin. "Ver" diyin "Ver Ulu Tanrı'm. Ben Türk'üm, ver! Sen ulusun, yücesin, dilediğine verirsin. Bana da ver!"
Ha, ne istediğinizi iyi seslendirin. Gerekirse yineleyin. Gerekirse, adres verin!
 
Ancak, Kargış'ta çok dikkatli olun. Bence kimse için kötülük dilemeyin.
Tanrı saklasın, ya adres şaşırır da gelir sizi bulursa!
 
Alkış, ne güzeldir!




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI