Biz ne yaptık? Gerçekten ne yaptık?


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Hiçbir siyasi grubun adını anmayacağım.

Hiçbir partinin adını da anmayacağım.
Kimseyi suçlamak gibi bir amacım yok.
Küçümsemek gibi de...
Yalnızca kendime kendi kendime sorduğum soruları, genele açıp, yanıt isteyeceğim?
Kimden mi isteyeceğim?
Kimseden!
Kimse kendisine sorduğumu sanıp yanıt vermesin.
Saysın ki kendi kendime, bir ussuz gibi, soruyor ve yanıtlamıyorum.
Kimsenin üzerine alınmasına da gerek yok. Çünkü kimseyi yermek gibi bir derdim de yok. 
Üstelik umurumda da değil.
Kimse!
Hiçbir şey!
Takmıyorum. Aldırmıyorum. Daha da argosu: Sallamıyorum.
Sorum şu: Biz ne yaptık? Gerçekten ne yaptık? Soruyorum Ya Hu. Açıkça yanıt verin ama kendinize. Benim ya kıtım bana. Kimsenin yanıtı da umurumda değil. 
 
Ne yaptığımızı anlamak için, bizden birine bizden birini sorun. Kim olursa olsun. Kime sorarsanız sorun. Kimi sorarsanız sorun. İyi, kötü, çalışkan, tembel, varsıl, yoksul, güçlü zayıf...
Kim olursa...
Sorduğunuz kişinin, sorguladığınız kişi hakkında, iyidir, deme olasılığı, milyonda birdir. 
Milyonda bir...
İşte biz buyuz ve bunu yaptık. 
Bana inanmıyorsanız deneyin.
Biz kim miyiz?
Biz, biziz.
Onlar da onlar.
 
Sonra gidin, onlardan birine, onlardan birini sorun.
Nasıldır, deyin.
Olumsuz bir yanıt alma olasılığınız, % 50'dir. Çünkü sorduğunuz kişinin iyi olup olmadığı olasılığı da  budur.
 
Biz ne yaptık?
Ne başardık?
Eğer bugün, evinizin geçimini sağlama tansığı gösteren iyi oğuş babalarından biriyseniz, ki var olun öyleyseniz, çocuklarınızı evlendirip, iş sahibi yapmayı başarmışsanız, ki var olun bunu da başarmışsanız, şimdi bencileyin emeklisiniz ve bir köşeye çekilmeyi hak etmişsiniz, demektir. 
 
Eğer dediğim gibiyseniz.
Bizdenseniz.
Başınızı iki elinizin arasına alın, kendinize şu soruyu sorun ve düşünün: Biz gerçekten ne yaptık? Ne başardık?
 
Şu kadar şehit...
Şu kadar gazi...
Şu kadar dul...
Şu kadar yetim...
Şu kadar acı...
Şu kadar yokluk...
Şu kadar sürgün...
Şu kadar kaçak...
Şu kadar işkence yangını...
Şu kadar işsiz...
Şu kadar mesleksiz...
Şu kadar eğitimsiz...
Şu kadar mahkum...
Şu kadar çile...
 
Tamam da biz ne yaptık arkadaş? Neyi başardık? Ne elde ettik?
Buncanın karşılığı neydi?
Neyi kurtardık?
Daha da özeli: Kimi kurtardık?
Kendimizi kurtaramadığımız kesin. Yurdu da kurtaramadık. Millet zaten kurtulmak istemiyor. Ahlak mı kurtardığımız? Din mi? Dilimiz mi? Kültürümüz mü?
Hayır, hepsi de çağın gereğince ve yönetim sisteminin, emperyalistlerin dileğince, sürdü gitti ve şimdi hiçbir şey kalmadı. 
Evet, hiçbir şey!
 
Peki biz ne yaptık arkadaş?
Neyi değiştirdik?
 
Hadi değiştireyim soruyu, biz neyi durdurduk?
ABD'yi mi?
Hayır!
O bizi durdurdu.
Rusyayı mı?
Hayır, onlar Antalya'da tatilde.
Çin'i mi!
Asla hem varsılladılar hem de Doğu Türkistan'ı sömürmeyi sürdürüyorlar.
Avrupa'yı mı?
Ha ha ha...
Bizi kapıda tutup bize sığınmacıları iteleyip, keyif sürüyorlar.
 
Öyleyse!
Ya Hu söyleyin!
Biz neyi başardık?
 
Daha da çeşitlendirelim mi?
Derneklerimizi, birliklerimizi,  vakıflarımızı mı sendikalarımızı mı güçlendirdik?
Hayır, tam tersine, birkaç çakal soyup, soğana çevirirken, satıp yerken, batırıp kendileri varsıllaşırken, izledik. Ahmak ahmak...
Üstelik kişiliksizleştiler.
Üstelik tükendiler.
Bittiler.
Sustular.
Başkalarının eline geçtiler.
Uşak oldular.
Payanda oldular.
 
Peki, partimizi mi güçlendirdik, etkilendirdik?
Hayır, en kötüsü o. Onun bunun yanında ömür tüketti. Yaban ellerde kendini bitirdi. 
 
Öyleyse, biz ne yaptık?
Şehitlerimize sahip mi çıktık?
Hayır.
İçerde çürüyenlere destek mi olduk?
Hayır, sahipsiz bıraktık.
İşsizleri iş sahibi mi yaptık?
Hayır, unuttuk.
Yetimleri...
Anmadık bile...
Çilekeşleri...
Görmedik bile.

Suçladık, pisledik, ajan, dedik, satılmış, dedik, salak, dedik.
Bize ne yapmasaydın, dedik.
Öykülerini çaldık. Kendimize mal ettik.
Adlarını unuttuki unutturduk.

Hatta, diğer yanın kahramanlarına, desteklerine, eski kurumlarına, asılmışlarına methiyeler düzdük. İşkencecileri övdük. Onlar için ağladık. Püsküllü için bile bıyıklı nurcu iti için bile yas tuttuk.
 
Dik mi durduk?
Nerde?
Her yılışık partinin destekçisi, yalakası, yağcısı, kapıcısı, yancısı...
Her kötü iktidarın, yamuk bürokratı...
 
Ya Hu biz gerçekten ne yaptık?
Arkadaşlık mı sürdürdük?
Hayır, kıytırık bir muavinlik koltuğuna en yakın arkadaşımızı sattık.
Giz mi tuttuk?
Nerde, en kötü olayları afişe ettik.
Kahramanları mı övdük?
Över görünürken, yerden yere vurduk.
Düşüncemiz mi gelişti?
Nerde? Tam tersi yerlerde. Hala bilmem ne hala bilmem hangi hala... 
Bu çağda...
Ahmakça iddialar...
Daha bir Müslüman mı olduk?
Tam tersi dinsizleştik. Ateleştik.
Türk, Türkçülük...
Onu da allak bullak ettik. Karmaşa içinde bıraktık. Bir dediğimizi sonra reddettik, uydurduk, kötüledik. Beğenmedik.
 
Dilimiz, ya güzel dilimiz!
Arabın Farsın, İngilizin, Fransızın hatta Rusun diline peşkeş çektik.
 
En azından mertlik mi?
Güldürmeyin beni. en rezil linçlerin, en piç baskınların kahramanı olduk.
Mafya olduk mafya. Onlara özendik. Onlar gibi yürüdük konuştuk giyindik.
Bilim ya bilim?
Yanımızdan bile geçmedi.
Varsıllık...
Uşaklık derecesinde...
Yönetimde etki...
Yancılık seviyesinde...
 
Ya arkadaşlar biz ne yaptık? Ne başardık?
Fitne bizde, birbirimizi çekememezlik bizde, iftira yalan bizde, yancılık bizde, Arapçılık bizde, Farsçılık bizde, tarikatçılık bizde, yobazlık bizde, din bezirganlığı bizde hatta solculuk bizde... Yirmi kişi bir kocamış adama saldırmak bizde...
 
Hadi, bana yanıt verin!
Biz ne başardık?
Hiç olmazsa bu gece rahat uyuyayım.
Yavaş yavaş eksilirken, her gün birimiz ölürken, çekip giderken, bir tek güzel başarımızı duyayım.
 
Bizden bir kişinin bizden bir kişiyi övdüğünü duyayım. Bizden birilerinin bizden birileri için iyi, dediğini duyayım. Kıvırmadan bilim adamı kıvırmadan varsıl kıvırmadan siyasetçi kıvırmadan...
Dansözlük etmeden iyi bir yerlere gelmiş bir bürokrat adı duyayım. 
Parti değiştirmeyeni duyayım.
Yol değiştirmeyeni duyayım.
Yalandan namaz kılmayanı duyayım.
Oruç tutmadığı halde iftar sofralarında görkem yaymayanları duyayım.
Kitap okuyanı duyayım. 
Kitap Ya Hu kitap...
 
Ya Hu, Mars planları yapan birileri varken, hala birlikleri, vakıfları, dermekleri, sendikaları soymayanları duyayım. Hiç olmazsa kendine kazık Atmayan var mı onu duyayım.
 
Bölünme uzmanıyız.
Bölünme ustasıyız.
Amip gibi bir boka yaramadan çoğalıp duruyoruz.
Bakın çıktığımız odlara, odun yandığı yerlere, tiplere bakın. Şekillere bakın.
Yeni gelen bir başkanın kendisinden öncekine iyi deyip övdüğünü duyan var mı?
Bizim gibi eski başkanlarını büyüklerini döven var mı?
 
Bir önceki yönetime saygı gösteren yeni bir yönetim var mı?
 
Neden Ya Hu. neden?
 
Ya hu biz ne başardık, bana söyleyin. 
Biz neden neden neden...
 
Biz neden vardık?
Biz neden varız?
 
Biz var mıyız?
Biz...
 
Boş verin.
Nasılsa bu yazdıklarım da bir işe yaramaz.
Çok çok arkamdan iki kötü söz daha edersiniz. 
Çünkü.
Bu, onmaz bir sayrılıktır.
Köylülük, Bizanslılık, Araplık, Farslık bir de Avrupa, içimize karmakarışık karışınca...
 
Türk olun laynnnn
Türkçü olun...
Türkçe konuşun.
Eğer, bir tek sözcük varsa karşılığı, uydurma da olsa, şu Arap'ın, Fars'ın rezil dilinden bir hece kullanmayın.
Hatta siz bulun, siz yazın, ama buradan başlayın.
Dile bulaşırsa Arap ve Fars...
Geriye bir şey kalmaz!
 
 
 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI