Reklam
Reklam
Bir gece ansızın...


Ahmet Haldun Terzioğlu
terzioglu@orhuntv.com
 
 

Ütopik düşler, ütopik sonuçlara ulaşmaz çoğu zaman. Tam tersi, bir yıkımın etkeni olabilir. En yakın örnek mi: I Acun Savaşı ve Enver Paşa...

Kim onda daha güçlü düşler görebilir ki? Kimin tutkuları onunki kadar büyük?
 
Hep şunu iddia ederim: Yetişme tarzı ve aldığı eğitim, kişileri yaşam boyu etkiler. Kişilerin değişimi mümkün değildir. Ya da çok zordur, diyeyim.
Kişi çocuklukta ve gençlikte, kutsal utkulara, sözün tam anlamıyla cihada, tutsak ederse, gerçekçi düşünme özelliğini yitirirse, elindekini başka türlü, karşısındakini başka türlü görmeye başlarsa...
 
Hadi yine I. Acun Savaşı'na ve Kahraman Enver Paşa'mıza, onun aynı düşü gören İttihatçı arkadaşlarına dönelim.
Devlet büyük sıkıtıdaydı. Sürekli toprak yitiriyordu. Saygınlığı kalmamıştı. 
Milli uslar, genç beyinler, mutlaka bir şeyler yapma gereğine inanıyorlardı. Bunu da acunda patlaması olası bir savaşın sonucuna bağlıyorlardı. 
"Bir savaş çıkarsa, eğer uygun, savaşı kazanacak bir tarafta yer alırsak, o taraf da utlu kazanırsa, sınırlarımızda yitirdiklerimizin çoğunu kazanır, alacağımız tazminatlarla da ülkeyi yükseltiriz.
Osmanlı çok borçluydu. Sanayisi yoktu. Ekonomi bitmişti. Tarım ölmüştü. Ordusu perişandı. Silah yoktu. Donanma zayıftı. Daha da önemlisi budunun umutları ve savaşım gücü yok olmuştu.
Bir savaş, kazanılacak bir savaş her şeyi değiştirirdi.
 
Bu hesabı yaparlarken, savaşın yitirileceğini hiç düşünmüyorlardı. 
Mutlaka kazanmak!
 
Enver Paşa, savaşı Almanların kazanacağına inanıyordu. O müthiş sanayi, yenişmez askeri güç!
 
Başka çözüm yoktu. Almanya savaşı kazanırsa...
 
İşin bir diğer yanı, Almanların parasına güvenmekti. Yiyecek parası, silah parası, teçhizat parası, her şey, ama her şey onların parasıyla çözülecekti.
İşte buna başkasının ..... gerdeğe girmek denir.
Ama başka da çözüm yoktu.
Osmanlı, savaşa girmese bile toprakları üleşilecekti. Tarafsız kalırsa, yine yitirecekti.
 
Enver Paşa, yok olmak üzere olan bir imparatorluğu kurtarmaya çabalıyordu.
 
Bugün, düş sahipleri, bir gece ansızın geleceğini söyleyenler ise bambaşka düşünceler içinde yapıyorlar bunu. Ama yine hesapsız yine düzensiz ve yine düşünmeden.
 
Yine çok borç var.
Yine ekonomi çok bozuk.
Yine silah olarak dışarıya bağımlıyız. 
Yine tarım ölmüş.
Yine sanayi can çekişiyor. 
Yine...
 
Atatürk, büyük Atatürk, elbette düşçü bir kişiydi. Ama onun düşü gerçekler üzerine yükseliyordu. Elinde ne olduğunu biliyor, ona göre davranıyordu. Devletin yoksul, geri kalmış, borçlu olduğunu biliyordu.
İşte o anda etti büyük sözünü:
"Memlekette sulh, dünyada Sulh!"
 
İnönü, siyasi bir kişiydi. Çok dikkatliydi. Çok ince hesaplar yapardı. Savaşlarda, cephelerde yetişmişti ve ihtiyatlı olmak en büyük özelliğiydi. Ülkenin, budunun durumunu iyi biliyordu. O nedenle üzerindeki bütün baskılara rağmen devleti II. Acun Savaşı'na sokmadı. Bütün sıkıntılara, dertlere ve suçlamalara rağmen...
 
Bugün, sokağa çıkan bir memur, emekli, önce elini cebine atar, atmak zorundadır. Cebindeki paraya bakar. Sonra da ne kadar harcayabilirim, diye hesap yapar. İlk olarak hatununu, sonra da çocuklarını uyarır:
"Öyle her istediğimizi alamayız!"
Son çağlarda bu söz "Hiçbir şey alamayız!" yükselmiştir.
 
Tamam, düşler güzeldir. Ben de Türkçü Turancı biriyim ve istiyorum ki Türk budun bir olsun. Ama bugün ve yakın bir çağda olamayacağını biliyorum. Doğu Türkistan acısını yüreğimde hissediyorum. Biraz gücüm olsa, Çin'e kafa tutar, hatta savaş açarım. Ama bunu yapamayacağımı bildiğim için de "Osman Batur" romanımda döktüm içimdeki acıyı. 
Çünkü, çok istememe rağmen, Orhun Anıtlarına b,ir gezi yapacak parayı bile toplayamadım ki Çin'e savaş açayım.
Bunu bir örnek olarak veriyorum.
 
Sorun çıkarmak, herkesin kolayca yapabileceği bir iştir. İş, sorun çözmektir. Ya da sorunu çıkarırken sonuçlarını hesaplayarak hareket etmektir. Öyle atmakla, tutmaklar, esmekle, gürlemekle iş bitmez. Tamam, tinin kahraman, gönlün savaşçı, ülkün de cihatçı, İsrail'e bir ders vermek, ABD'yi silmek, AB'yi ezmek, Petrol sahalarını hak edenlere vermek... Bunlar elbette güzel düşler, ama cep delik! Elde, avuçta hiçbir şey yok. Her gün yapılan zamlarla kendi budununu öpmekten başka çözüm bulamıyorsun. Ha bire zam zam... Ha bire daha da yoksullaştırıyorsun yoksulu. Varsıllaştırıyorsun, yandaşlarını. Yabancı ortaklı şirketlere budununu resmen düzdürüyorsun.
Tamam, düşlerin büyük. Cihat, fetih, Filistin'i kurtarmak, İsrail'i yok etmek, ABD'yi durdurmak... 
Ancak orada bile yandaş bulamıyorsun. Birkaç yoksul Arap'tan başka seni kimse anlamıyor, desteklemiyoru. Neredeyse bütün Arap yönetimlerini yitirdin. Çünkü onlar ABD'nin ve İsrailin yanında.
Elin de tek bir koz yok. İyi bir kağıt yok. Petrolün yok. Doğalgazın yok. Kömürün yok. Budunu olmayan düşlerle, yapılmayan süper silahlarla oyalıyor, uçurduğun SİHAların havasında neşeleniyorsun.
Olmadık yerlere parmak sokuyorsun. Eşek arısı kovanına çıplak elini daldırıyorsun. Kahramanları marşlarını mehtere uyarlıyor, yandaşlarının dolduruşunda, ezberlenen sözlerle uçuyorsun. 
 
Tamam, bir söz edince, istemesek de yanında duracağız. Mehmetçik savaşa giderken, başarı için alkış edeceğiz. Varımızı yoğumuzu seferber edeceğiz. Daha da yoksullaşmaya hazır ve razı olacağız. 
 
Yine Enver Paşa...
Ne güzel duyguları vardı. Ne kahraman tini. O, gider, kendisi savaşırdı. Elinde tabancası, siperden sipere koşardı. Dağa çıkması gerekince, çıkardı. Çöle inmesi gerekince inerdi. Bir orada bir burada, var gücüyle savaşırdı. 
O, savaşçıydı!
Hiç, sarayı olmadı.
Hiç, oturduğu yerden, saraydan konuşmadı. 
İşte bu nedenle biz onu çok sevdik. Tamam, düşlerine gücü yetmedi, ama samimiydi. Sonunda Türklük ve Turan için elinde kılıç, şehit oldu.
Oğulları, kızları, kandaşları varsıllamadı. Tam tersi yokluk içinde yaşam savaşı verdiler. Askeri açken, o tok yatmadı. İçine girmediği bir savaş için hava yapmadı. Hele bedelli, kısa dönem askerlik, askerlikten muaflık gibi bir şeyler söz konusu olmadı onun yakınlarında. Kandaşı, amcası da onun gibi savaşçıydı.
 
Büyük Atatürk'e gelince...
Olmadık düşler yerine, zamanında, yerinde ve gereğince davranmayı bildi. Bataklıklardan uzak durdu. Doğu'da başının dertten kurtulmayacağını bildiği için Batı'yı hedef gösterdi. Gelişmeyi, çalışmayı, övünmeyi...
 
Sorun çıkabilir. Çıkan sorunu, çözmek için birçok plan yaparsın.
Ama bu bölgede, sen sorun çıkaramazsın.
Çünkü gücün yok. Paran yok. Havan yok. Dostun yok.
Yıllık hasılası, acunun toplam üretimine katkısı yıllık 2 trilyon dolara yakın olan bir yapıya kafa tutmak için, en az, hiç olmazsa, 500 milyar dolar üretmelisin. 
Ya da bu berbat bölgede, bu rezil coğrafyada, bu pis karmaşada, petrol kokusunun kan kokusuna karıştığı bu iğrenç yerde, çok, çok, çok dikkatli olmak, dikkatli konuşmak, dikkatli davranmak zorundasın. Yoksa...
 
Akdeniz'e inmek, donanmasıyla boy göstermek, Rus Çarı Petro'nun (Büyük ya da Deli) en büyük düşüydü. Bugün bu düşü Putin gerçekleştirdi. Akdeniz'in doğusuna yerleşti.
Acaba kimin sayesinde?
 
Suriye denilen bataklığı, pislik yuvasını, çözümsüz coğrafyayı bir şekilde dengede tutan Esad, bugün ülkesini, budununu, iktidarını yitirdi. Ortaya belalar dolu topraklar çıktı.
Acaba, hangi kişinin yanlış davranışları sonucu?
 
Yüz yıllardır bizim olan topraklarda dalgalanan bayrağımızın gölgesinde yatan Ulu Türk'ün saları taşındı.
Acaba, kimin seyesinde?
 
Bu bölgede olmaması gereken bütün güçler toplandılar.
Acaba kimin sayesinde?
 
En büyük tehdit, acun barışının en büyük engeli oldu birisi.
Acaba kim?
 
Evet, bir gece, emir gelir ve Kahraman Mehmetçik, bizim yüreğimizi de alarak ilerler Suriye topraklarında. Bir bir düştüklerinde, yoksul evlerinde acılı feryatlar yükselirken, biz de ağlarız.
Hatta, yapıyı perişan ederlerken, adım adım ilerlerlerken, övünçle, alkışlar ederiz artlarından.
 Ya sonra!
 
Şu rezil coğrafyada, ütopik asılsız düşler adına, Türk'ü yapayalnız ve tehlikede bırakmak, bakalım kimi kahraman yapacak?
Ya sonra, neler olacak?

Bir şeyler olacak, ama ne olacağını bilmiyoruz, deyince, usumuza o İstanbul cambazı düşer ya... Kut olsun bakalım!

Tinimin şaman yanı, dur bakalım ne olacak, der, durur.




YORUMLAR
2 Yorum

Mustafa Küçük
09-10-2019 10:57:00

Hocam, İyi günler. Bedelli askerlik için başvurmuştum. Aralık ayında askere gideceğim ama hala vicdanım rahat değil. Kasım ayında bedelliyi iptal ettirip normal askerlik yapmayı düşünüyorum. Sizin tavsiyeniz nedir ? Bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Yanıt: Zorunlu askerlik bitmiştir Türkiye'de. Kısa dönem askerler de askerlik yapmıyor. Yalnızca zaman geçiriyorlar. Profesyonel ordu kuruldu. Eğer uzman olurum dersen, bedelli yapma. 

Alper Aysan
07-10-2019 23:08:00

Bu dönemde bedelli askerlik yapanlar ne olacak ?

Yanıt: Savaşı televizyondan izleyecekler. 

 

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI