Bir 23 Nisan Anısı...


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Belki daha önce anlatmışımdır ya, zamanıdır, yinelenebilir.
Yaş 7 olsa gerek... İlkokul üçüncü sınıf. Nasıl oluyor demeyin. Biraz hızlı başladık okula. Konu o değil.

Rahmetli atamızda öğretmen. Başka bir okulda...
Kafaya takmış, illa da bayramda kürsüye çıkıp şiir okuyacağım.
Ya Hu sevmiyorum kürsüleri, aynı bugün olduğu gibi. Bu bir huy, değişmez.
Atamın düşüncesi, efendim, ben güzel okurmuşum. Belki... Bilmiyorum, ama ben sevmiyorum. 

Valla zorla ezberletti bir şiir seçti. Nerede nasıl ses yükselteceğim, nerede nasıl dikkat çekeceğim, belletti. Kerelerce yineletti.
Sonra dedi ki, öğretmenine selamımı söyle. Ben bir şiir ezberledim, bayramda okuyacağım, de, mutlaka okutur. Sen güzel okuyorsun.
İyi de istemiyorum ki!
Elbette bu işin heveslileri çok. Bebeler kürsüye çıkmak için birbirlerini yiyorlar. Hatta anaları babaları geliyor, müdürle görüşüyor, falan. 
Söylemedim öğretmene. 
Ata, akşam sordu. Söyledin mi, söyledim. Ne dedi? Başkası varmış beşinci sınıftan, o okuyacakmış. 
Ata, kafa salladı. Ben gereğini yaparım benzeri sözler etti.
Ertesi gün telefonla aramış bizim hocayı. Hoca, demiş, söylemedi bana. Ata ısrar etmiş, bir deneyiver. Çok güzel okuyor. Tamam demiş hoca.
Derse girer girmez, kaldırdı. 
Oku, dedi.
Anladım, ata söylemiş. 
Okumak istemiyorum, dedim.
Ama iyi okuyormuşsun, dedi.
Yok, dedim.
Zaten okuyacak bebe seçilmiş. Israr etmedi. Tamam, ben atana okudu, beğenmedim, derim, dedi. 
Atlattık, diye sevindim.
 
23 Nisan günü, ata, inat etmiş. Çıktı geldi bizim bayram sıramıza. Gel, dedi. Yakaladı elimden. Doğruca kürsünün dibine. Öğretmenlik havasını kullanıp beni kürsüye çıkaracak. 
Öyle de sıkı tutuyor ki elimi. Kaçma fırsatı arıyorum, yok. 
Gittik. Sıraya girdik. Ata, konuştu görevli öğretmenle. Onay aldı. 
Geberiyorum heyecandan. 
Ata, başımda.
Sıra geldi, gelecek. 
Bir boşluk yakaladım, pır, nasıl kaçıyorum. 
Ata yakalayamadı. Bir iki koşturdu, ama nerden bulacak. Gizlendim kalabalığa, kendimi gör
nmez kıldım. Tören sonuna dek gizlenmeliyim çünkü ata çok kızmıştı. Fena döverdi. Dayak sorun değil de milletin içinde olmasa.
Yakalanırsak durum fena. 
Öyle böyle tören bitti. Önce atamın okulu tamamladı yürüyüşü. Sona doğru biz yürüdük. Dört bir yanı kolaçan ediyorum, ha geldi ha gelecek.
Gelmedi.
Elbette sınfını okula götürecek. Bekleyemedi ata. Bizim hesaplaşma da akşama kaldı. 
Akşam, atamı, pek heyecanla beklemediğimi söyleyeyim. Çünkü kaçınılmaz bir yazgının beni beklediğini biliyordum. 
Geldi, gözleri od, burnundan soluyarak, başında dumanlar çıkarak.
Sen, atandan kaçarsın ha, dediğimi yapmazsın ha, deyip bir başladı...
Ayrıntılara gerek olmayan, uzunca bir seremoni yaşadık ki yaşı bizim çağımızda olanlar konuyu daha iyi bilirler. Açıklamak anlamsız.
Aldırmadım bile. İstemediğim işi yapmamıştım.
 
Ha, bu işin yararı şu oldu: Bir daha bana kimse, çık şiir oku, demedi. Ben de ben okuyayım demedim. İki kez kazandığım yarışmalar dışında da kürsüde bir şey okumak durumunda kalmadım.
Hâlâ nefret ederim bu işten. Kürsüden, kürsüde konuşmaktan. Aslında konuşanlardan da nefret ederim. Hele gereksiz ses yükseltenlerden, yalan söyleyenlerden, budunu kandıran siyasetçilerden.
 
 
Benim böyle bir zevkim yok işte. Bu işi sevenler çok. Kendini göstermek adına her fırsatı değerlendirenler...
Ha, ben kavga etmeyi severdim aga. Hâlâ severim. Bu da böyle sürdü gitti. Yaşamım boyunca hep kavga ettim. Bundan da çok mutlu oldum. 
 
Yaşam bir seçki ünitesidir aynı zamanda. Siz siz olun, bebelere zorla bir şey yaptırmaya kalkmayın.
Ben hiç zorlamadım çocuklarımı. Yalnızca onlara gerçekleri anlattım ve dedim ki: Benim ne param ne malım ne köşküm, sarayım var. Ne beş kuruş miras kaldı ne de bir lokma haram yedim. Elde ettiklerimizin nedeni okumak. Siz de okumak zorundasınız hem de iyi okumak zorundasınız. Bunun için de çok çalışmak zorundasınız. Öyle devlete kapağı atarım, memur olurum, diye de düşünmeyin. Kendime bir koltuk bulamadım ki size bulayım. Devlet işi  bitti bizim oğuş için. Atam, oğuştaki hatta köyden çıkan ilk memurlardan olmakla övünürdü. Ama ömrü sürgünlerde geçti. Ben de son memurum. Yazgım da atam gibi ordan oraya... Neden, çünkü baş eğmeyiz biz. Memurluk kafamıza uymaz. 
Bundan böyle memur olmak yasak bizim oğuşa. Planınızı ona göre yapın! Size bırakacağım, doğruluk, dürüstlük, Türklük, Türkçülük! Ha bir de kitaplarım...
 
Kut olsun, dediğimi yaptılar. Ne devlet kapısına ne de kimseye gerek kalmadan en iyisini başardılar.
Şimdi sırada torun ya da torunlar...
Onlara da yol çizeceğiz ömür izin verirse. Yol çizmek en iyi bildiğimiz iştir. Onlara da memurluk yasak. Bizim uruğun devlet işi bitmiştir. Devlet memurluğu çağı bizim için benim tarafımdan kapanmıştır. Bunu da bir ata bitiği olarak bırakıyorum.
 
23 Nisan kutlu olsun.




YORUMLAR

yaşar kotan
25-04-2020 02:18:00

KUTLU olsun ALLAH yar ve yardımcın olsun

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI