Ahmet Güler, adındaki kişiyi, anlatmasam olmaz!


Ahmet Haldun Terzioğlu DESTANCI
ahterzioglu@orhuntv.com
 
 

Kocamış yaşımızın eksik duygusallığında, borç bildiğimiz görevleri yerine getirmek adına, burada bir şeyler yazıyoruz. 

Okunur ya da okunmaz, önemi yok.
Ben yazayım da, kalsın bir köşede.
Er ya da geç, belki...
Ahmet Güler, denilen kişiyi, ilk, 1976 yılında tanıdım.
Öyle çok özenli, bire bir bilinir, bir yapı içinde, plan içinde olmadı. Tamamen rastlantısal. 
Erzurum denilen kutlu kentin, sıkıntılar çeken yoksul ve ötekileşmiş kesimin çocuklarının, alabildiğine zor yaşamı içinde, öğrenci yurdu, adı verilen, yoksulluk barınağı içinde, Türk devletinin, öz çocuklarına layık gördüğü, kalabalık koğuş düzeni içinde tanıştık. 
Ben ona ağabey, o bana kardeş, dedi.
İşin olağanüstü yanı...
Ben onu hep ağabey, o beni hep kardeş bildik.
Bu çağda, maddeye tapılan, iyiliğe karşılık kötülük yapılan, kancıklık ve kalleşliğin yıldızlaştığı bir çağda, zor bir çağda, iki yaralı bozkurt, diyelim de daha etkili olsun, 3. Yurdun bir odasında, ekmeği, aşı, acıyı taşı, ayakkabıyı, ceketi, kavgayı üleştik. 
Çok yakın değildi huyumuz karakterimiz. 
O benden çok iyiydi, diyeyim de anlayın.
İnsandı, erdi, mertti, yiğitti. 
Kafası da keldi.
Ona çok mu takıldım nedir?
Benim kelliğim onu geçti.
 
Hani bilim kurgu filmlerinde, kişiler, değişik güçlerin etkisinde, bir çağdan başka bir çağa atlarlar ya, ya da zaman makinesi içinde, çağ değiştirirler ya, Ahmet Güler Ağabeyim, usuma düşünce, işte böylesine bir kahramanla tanıştığımı anlarım. 
Kendince de çağ atlamıştır, çevresince de yaşamınca da düşüncesince de...
 
Kimse hakkında hiç kimse hakkında, içinde zerre kadar kötü duygu taşımayan bir kişi tanıdın mı, diye sorsanız, Ahmet Güler'i tanıdığımı söylerim.
Kimseye baş eğmeden, eyvallah etmeden, varlık ve erlik gösteren bir kişi tanıdınız mı diye sorsanız, yine onun adını söylerim. 
Sıfırdan, zirveye tırmanma gücünü gösterecek ve bunu bir başına başaracak bir kişi tanıdınız mı diye sorsanız, yine yine onun adını söylerim.
Anlaması zordur.
Ahmet Güler Ağabeyimin, yüce ruhunu yaralamayacağımı bilsem, bütün gerçeği açıkça yazardım, ama biliyorum yaralanır. O nedenle yazamam. Bilenler bilmeyenlere anlatsınlar. Çok istiyorsanız, çileli yaşamını ve çok kişinin dayanamayacağı koşulları nasıl aştığını ona sorun. İsterse anlatsın.
Hayır, ben anlatmayacağım.
Ben yalnızca onu anlatacağım.
 
Bugün, kendini adam, diye belletip, orada burada iki kolu yana açılmış, atıp tutan mantar tiplileri, kahraman geçinen korkakları, yağcı, yalaka tayfasını, adam sanıp, saygı gösterenler, Ahmet Güler Ağabeyimi tanısalardı, o adam bellediklerinin, yüzüne tükürür, döner bir daha tükürürlerdi.
 
Zorluk yaşadık, diye düşünenler, anlatıp ağlayanlar, gerçekten zorluk yaşayıp, susmayı anlatmamayı seçen, Ahmet Güler gibi yiğitleri tanıyın, sonra eğer gerçekten hak ettiğinize inanıyorsanız, ağlamayı sürdürün.
Ben çok büyüğüm, ilerledim, başardım, kazandım, diye hava yapanlar, Ahmet Güler Ağabey'imin başardıklarını, aştıklarını öğrenin, ondan sonra, eğer utanmazsanız, öğünmeyi sürdürün. 
 
Yeşilçam fimlerinde izlediğimiz, ama inanamadığımız acı olayların, çoğunun, bu toplumda, gerçekten yaşandığı gerçeğini en başta kabul edin ki...
Ne demek istediğimi anlarsınız.
 
Hayır, amacım, boşa övgü düzmek değil.
Size, gerçekten, örnek bir kişilik tanıtmak.
 
Ben kefilim, asla yalan söylemedi.
Ben kefilim, asla kimseye yağcılık, yalakalık yapmadı.
Ben kefilim, kazandığı her şeyi aklıyla, emeğiyle, tırnaklarıyla kazandı. 
Ama ben kefilim, demek bile beni yüceltmez, onu yüceltir. 
 
O beni tanır, ben onu. Öyle çok fazla insani duygularım yoktur. Yüze övgüyü hiç beceremem, yapmam da. Arayıp sorma konusunda da eksikliyimdir. 
Ama bilir ki, onu sever ve sayarım ve asla unutmam.
Unutamam.
Çocuklarıma anlattım, torunlarıma da onu anlatıyorum. 
Yaşamımda, iyiliğini gördüğüm, erliğini gördüğüm, yiğitliğini gördüğüm, mertliğini, cömertliğini gördüğüm, ailesini aile, atasını ata, özünü öz bildiğim, soyadı Duman olan, bir kişi ile ortak değerde tutuğum, az sayıda, tanımakla övündüğüm kişilerden biridir.
Türklüğüne, Türkçülüğüne, insanlığına tanığım ya, bu bana yeter.
Öte yan konusunda bazı sıkıntılarım olsa da Gök'te Tanrı'nın ulu avlaklarında, birer ata binip, birlikte sonsuza dek, av yapmayı istediğim, az sayıdaki kişiden biridir. 
Ha bir de...
Ondan önce uçmağa varırsam, tabutumu taşımasını istediğim, oğlum dışında kalan üç kişiden biridir. 
Ha, ona kıyamam. 
Gelip taşısın istemem. Zaten gelmesine de gerek yok. Bulunduğu yerden el uzatsın yeter.
 
Çok zekiydi, usculdu Ahmet Ağabey'im.
Sonunda yürüdü, büyüdü, ilerledi, Profesör oldu. 
Bunu da emeği ve çalışmasıyla kazandı.
Bütün karılaştığı engellere ve zorluklara ramen başardı. 
Benim için en değerli geçerli en bilge bilim kişilerinden biri oldu. Benim de istemeden, sevmeden içinde bulunduğum bu mesleğin övünçlerinden, yıldızlarından biri oldu.
Çok iyi oldu.
 
O yana, bulunduğu yere, bir tanıdığımın yolu düştüğünde, yanına varıp, selamımı iletmesini istediğim, orada bir sürü akrabam olmasına rağmen, tek kişidir. Ona öylesine güvenirim ki yüzümü asla kara çıkarmaz. 
 
Bu kadar övgü yeter mi?
Yetmez ama benden bu kadar.
Daha fazlasını, varıp onu tanıyın da öğrenin.
Uzun zamandır görüşmedik ya, bu da benden ona bir özür selamlaması olsun.
 
Prof. Dr. Ahmet Güler Ağebeyim orada ve var.
 
VAR OLSUN!

Yedi göbek gelecek torunlarının da tuttuğu altın olsun.




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI