Reklam
Reklam
Cumhuriyetin ilk “ajan”larına sesleniş: “Sizleri kıvılcım olarak gönderiyorum volkan olarak dönünüz!”


Serap Yeşiltuna
serapyesiltuna@orhuntv.com
 
 

Bu sabaha iki haberle uyanıyorum:

İlki Fransız haber ajansı AFP’nin bir araştırması: “Eğitimli gençler Türkiye’yi terk ediyor.”

İkincisi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyledikleri: “Eğitim için batıya gidenler gönüllü ajan oluyor!”

Sonra hafızamdaki bir başka gazete haberini getiriyorum gözümün önüne:

“Avrupa’ya talebe gönderilecektir!”

Yıl 1923… Aynı yazıyı üniversitenin ilan duvarında gören genç öğrenci Sadi Irmak şaşırıyor:

“Allah! Allah! Daha Lozan yapılmış ama tasdik olmamış… Memleket her köşesinden, bucağından kanıyor… Harabe içinde… Yunan tahrip etmiş… Birinci Cihan Harbi’nin tahribatı devam ediyor… Tam bu sırada lüks gibi gelmesi düşünülebilen bir şey, Avrupa’ya talebe… Gidelim bari kaderimizi deneyelim..  Yüz elli kişi arasından on bir kişi seçilmişiz... Nereye gideceğimizi bize sordukları zaman, dedik ki: “Hükümet nereyi isterse!” Bilhassa Atatürk acaba bir şey ister mi? Benim, naçizane adımın kenarına, “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazmış. Artık başka yer hatıra gelebilir mi? Yola çıkacağım. O zaman uçak filan yok… Trene binmek üzere Sirkeci’ye gittim…”

Bu yolculuğa çıkanlardan sadece biridir Sadi Irmak…

Seçilenlerin hiç biri Türkiye’nin kalburüstü ailelerinden gelmez. Atatürk’ün tek kıstası başarılı ve zeki olmalarıdır.

Çıkan yasanın amacı şöyle özetlenmiştir:

“Milli güzidelerin yetiştirilmesi için istidat ve kabiliyeti tebarüz eden, ailesinin kudret-i maliyesi müsaid olmayan gençler orta ve yüksek mekteplerde sureti mahsusada himaye ve muavenete mazhar olacakları gibi ihtisas peyda etmeleri için Avrupa’daki irfan mekteplerine gönderileceklerdir”

Milli güzidelerin yetişmesi…

Avrupa’daki irfan mekteplerinde ihtisas peyda etmeleri…

Hedef bellidir işte!

Kimin hangi alana yöneleceğiyle bile Atatürk bizzat ilgilenir. Kolay bir yolculuk değildir bu.  Çoğu Anadolu’dan gelmiş bu çocuklar ne yol bilirler ne iz bilirler ne de ceplerinde bol paraları vardır. 2.Dünya Harbi patlak verince de tehlikeli olmaya başlayan bir maceranın içindedirler artık. Bir kısım öğrenci ABD ve Kanada’ya yönlendirilir. Günlerce süren bir başka yolculuk başlar…

Ancak giderler…

Ve dönerler!

Çünkü yola çıkarken her birine, üzerinde Atatürk’ün imzası olan bir telgraf ulaşmıştır:

“Sizleri kıvılcım olarak gönderiyorum, volkan olarak geri dönünüz!”

Ve “ajan” olarak değil “volkan” olarak dönerler!

Hiç biri Avrupa’da ya da Amerika’da kalmayı düşünmez ve düşlemez. Çünkü onların hedefi de, düşü de başkadır. Onlar bir söz vermişlerdir.

Artık kurulan şeker ve dokuma fabrikaları, tersaneler, çimento fabrikaları, telefon şirketleri, tren hatları, çelik fabrikaları, elektrik santralleri kimsesiz ve mühendissiz değildir. Şişecam kurulur, Karabük Demir Çelik tesisleri kurulur. Artık Türk Sanayisi kendi yetişmiş mühendisleriyle yeni atılımlara hazırdır.

Hedef elbette sadece mühendis yetiştirmek değildir. Aynı yıl, yani Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılında Avrupa Konkoru adıyla açılan sınavla 25 Türk ressamı yurt dışına eğitime gönderilir ve onlar da 1928 yılında başka “volkan”lar olarak geri dönerler.

8 Ocak 1925 günü Avrupa’ya doğru başlayan yolculuk yıllar geçtikçe daha da büyüyen bir projenin ilk adımı olur.  1929 yılında yeni bir eğitim yasasıyla bu uygulama düzenli hale getirilir. Maarif Vekâleti, her yıl düzenlediği Avrupa sınavıyla edebiyattan müziğe, matematikten kimyaya, mühendislikten güzel sanatlara kadar pek çok branşta yetenekli öğrenciyi Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde eğitime göndermeye başlar.

Cumhuriyetin inşa kadrosunu oluşturan bu ekipte kimler kimler vardır…

Yazar Sabahattin Ali’den besteci Adnan Saygun’a, matematikçi Cahit Arf’ten tarihçi Enver Ziya Karal’a, şair Cahit Sıtkı Tarancı’ya kadar Türk bilim ve sanat hayatının öncüleri…

Remziye Hisar Sorbonne’da okuyan ilk Türk kadını olur ve Madam Curie’nin öğrencisi olma şerefine ulaşır.

Afet İnan yine bu projenin bir devamı olarak Atatürk tarafından Avrupa’ya gönderilen akademisyenler arasındadır.

Cenevre’den Atatürk’e yazdığı mektubunda oradaki yabancı profesörlerle arasında geçen ilmi tartışmaları ve verdiği cevapları şöyle anlatır:

“Profesörlerden birisi ile şu mevzu üzerinde münakaşam oldu. Atina Akropolü’nün Türkler tarafından cephanelik yapıldığını ve 1687’de Venedikliler tarafından bombalanarak tahrip edildiğini Voltaire’in kitabından okudu. Benim yerinde gördüğüme göre, Atina Akropolü Türkler tarafından cephanelik değil cami olarak kullanılmıştır. Atina, hatta bütün Yunanistan abideleri Türkler sayesinde muhafaza edilmiştir. Savaş esnasında cephane geçici olarak konmuş olabilir. Bunun hakkında bizim Tarih Kurumu, Atina’daki elçimiz acaba ne düşünürler? Ben bu dediklerimi dokümanla ispat etmek isterim…”

Başka bir mektubunda daha da kendinden emindir:

“…İtalyan profesörünün, Türk kadını hakkında yanlış düşüncelerine yanıt verdim. Bir Fransız tarihçisi ile Piri Reis haritası üzerinde tartışarak, sert konuşmağa mecbur oldum. Harita üzerinde açıklama yaptım. Herkes, özellikle yeni basılışıyla hayran olarak ilgilendiler. Tarihi ve siyasi görüşmeler oldu. Sizin kurduğunuz Türkiye Cumhuriyeti’ni anlatmakla gurur duydum…”

“…Dün Pittard’ın laboratuarında bir Fransız bilim adamı için çay vardı. Ben de davetli idim. O konferans verenle konuştum. Genel müzeler hakkında konuşurken, Yunanistan’da gördüğüm Türk Osmanlı eserlerinden söz ettim ve konferansını dinlediğimi fakat Türkiye hakkında niçin iyi şeyler göstermediğini sordum. Biraz utandı, sorduklarıma da yanıt veremeyince yanımda fazla kalamayarak çekildi. Pek iyi bir tanışma olmadı. Fakat ben de içimde olanları söylemiş oldum…”

 

Afet İnan bir kıvılcım olarak gitmiş ama daha dönmeden bir “volkan”a dönüşmüştür!

Bu, Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün başarısı, fikir üreten özgüven sahibi nesillerin geldiğinin de habercisidir.

Atatürk yeni nesilleri suçlayan değil onlara yol gösteren, hedefler koyan ve fırsatlar sunan bir proje üretmiştir.

Darısı tüm iktidar sahiplerinin başına…

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI