Reklam
Reklam
Hülagu, Halife El-Mustasım'ı dansöz gibi oynattı mı?


Ahmet Haldun Terzioğlu
terzioglu@orhuntv.com
 
 

Sosyal medya denilen tatlı ağu, dangalakların elinde çekilmez bir yapıya doğru uzanırken, bilgi kirliliğinin de merkezi olma konumunda. Orada, bir ahmağın üleştiği bir uydurmayı, gerçek sanıp, ona inanıp, ha bire üleşen nadanlar çoğunlukta olunca, elbette doğru ve yanlış da birbirine karışıyor.

İşte bu ahmakça üleşimlerden biri de Cengiz Han'ın torunu, Mönghe (Mengü) Han'ın kardeşi olan ve İlhanlıların kurucusu olarak bilinen Hülagu Han'ın, Bağdat seferinden sonra tutsak ettiği İslam Halifesi'ni, El Mustasım'ı dansöz kıyafetleri giydirerek oynattığı yalanıdır.
Öyle bir yalandır ki, güya Hülagu Han'ı yüceltmeye çalışırken, onu, tutsağına işkence eden, töre dışına çıkan bir aciz durumuna düşürmektedir ama Hülagu'yu çok sevdiğini iddia edenler, bu yalanı bir üstünlük gibi görmektedirler.
Nadanlık işte!
 
Olayın aslını anlatacağız ama bileceğiz ki yalana inananlar, doğruya inananlardan yine çok olacaktır.
 
Moğollar, Bağdat'ı almayı kafasına koymuşlardır. Halife'nin, Karakurum'a bir elçi göndermesi, bu elçinin ileri geri konuşmalar yapması, bu işi öne çekmiştir. 
 
Möngke Han, Bağdat'a buyruk saldı.
"Türk kaleleri yık. Yoksa..."
Amacı Bağdat'ı savaşsız teslim almaktı. 
Halife şöyle karşılık verdi:
"Sen atlarının nallarını sökersen, ben de kaleleri yıkarım."
 
Moğollar, savaştan, seferden önce uyarı bitigleri gönderirler, tehdit ederler, korku yaymaya ve savaşsız teslimiyeti sağlamaya çalışırlardı.
Böylece bir bitig savaşı başladı. Karşılıklı bitigler gitti geldi.
 
Hülagu şöyle diyordu:
"Moğol ordularının, Cengiz Han'dan beri yaptıkları ortada. Gök'ün yardımı ile Harezm'i, Selçuklu yurdunu, yolumuza çıkan her yeri aldık. Nice yöneteni utanca soktuk. Sen şimdi bize Bağdat'ın kapısını mı kapatıyorsun? Sancağımın karşısına çıkmaktan çekin! Gelirsem..."
Buna karşılık Halife alttan almıyordu:
"Ey mesleğine yeni girmiş, on günlük refahın sarhoşluğu içindeki genç adam, tüm acunda daha üstün olduğuna mı inanıyorsun? Eğer ben bütün Allah'a tapanları ayağa kaldırırsam, ne yapacaksın?"
Böylece bir toplu hareketten, bütün Müslümanların sözünü dinleyip, buyruğuna uyacağından ve Bağdat'ı koruyacağından söz ediyordu.
 
Hülagu bu tehdide güldü. Çünkü kimsenin karşısına çıkmaya cesaret edemeyeceğini biliyordu. Müslüman sultanların da yalnızca kendilerini düşüneceğini...
 
Moğollar Kasım 1257'de harekete geçtiler. Birliklere ayrılıp savaşarak, alarak, yakıp yıkarak yol aldılar Sonra da 17 Ocak 1258'de Bağdat önünde birleştiler.
Karşılarına Arap ordusu çıktı. Kent uzağında savaştılar. Bir bent açıp yağılarının arka saflarına su saldılar. Araplardan çok sayıda kişinin, söylenenlere göre 12 bin, boğulmasına neden oldular. Böylece utku kazandılar.
 
Hülagu Han dört günde Dicle'yi aştı. Kenti kuşatmaya başladı. Bir gün içinde kentin çevresini kazıklarla çevirdi. Kendisi de büyük kapılardan birinin önüne yerleşti. 
Daha önce denenen yolu denedi. Savaşa katılmayacak olanların canını bağışlayacağını duyurdu. Çok sayıda kişi bu duyum üzerine Bağdat'ı terk etti.
 
Hülagu Han, 29 Ocak'ta saldırıyı başlattı.
 
Altı gün, altı gece durmadan saldırdı Moğollar. Bu sürenin sonunda kale duvarlarının merkez kısmı aşıldı. Araplar çıkış yapmaya çalıştılar ama bu saldırıya katılanların hepsi öldürüldü. 
 
Zoru gören halife, Hülagu Han'a üç elçi gönderdi. Bunlardan biri Şii olan veziri, diğeri Nasturi piskoposu, üçüncüsü ise gökbilimci Nasreddin Tusi... Elçiler bir işe yaramadı.
Hemen ardından Halife teslim olacağını bildirdi. Başkentinden çıktı, Hülagu Han'ın huzuruna geldi.
Hülagu Han, silahların teslim edilmesi, savaşanların teslim olması için onu geri gönderdi. 
 
Bu arada kendiliğinden Moğollara teslim olanlar da hemen öldürüldüler.
Bağdat Moğolların eline geçmişti. Budun evlerinde kalarak kendilerine dokunulmayacağını düşündü ancak Bağdat'a giren Moğollar büyük bir katliam başlattılar. Kimseye acımadılar. Bütün kent ele geçirildi. Yakılıp yıkıldı. Moğollar başka yerlerde ne yaptılarsa burada da aynısını yaptılar.
 
Yağma sona erdiğinde, katliam durduğunda, kentin teslim olmasının ardından on gün kadar geçmişti.
Kaynaklara göre yüz binden fazla insan katledildi.
 
Hülagu Han, büyük hana bitig gönderdi:
"Tanrı'nın ve sizin sayenizde Bağdat'ı aldık. Çok sayıda ulca elde ettik."
 
Hülagu Han, 15 Şubat'ta Halife El-Mustasım'ı huzuruna aldı. Aralarında, değişik kaynaklarda değişik anlatılan konuşmalar geçti. Sonrasında Hülagu Han, halifeyi ölüme mahkum etti.
 
Bazı kaynaklar, Ermeni kaynakları, Halife el-Mustasım'ı Hülagu'nun kendi elleri ile öldürdüğünü yazarlar. Bu pek inandırıcı değildir. 
Gürcü Kaynakları, Halife'yi bir Moğol beyinin öldürdüğünden söz ederler. Bu iş Hülagu'nun huzurunda bir kılıç darbesi ile olmuştur ki bu da gerçek gibi görünmez. Bir Moğol hanının huzurunda kan dökülmesi pek denk gelinen iş değildir.
Kuşatmada bulunan Cüveyni ise nedense halifenin yazgısından hiç söz etmez. 
Nasreddin Tusi, şunu anlatır:
Hülagu, halifeye gümüş bir tabak verdi. 
"Bunu ye!"
"Bu yenmez" dedi halife.
"Yenmez de neden onu yanında sakladın da askerlerine vermedin?"
 
Bu konuşmayı, Marko Polo, Joinville, Hetkum, Mandeville gibi batılılar da aktarırlar. Yine bu konuda yayılan efsaneye göre, Halife El-Mustasım, hazinesi ile birlikte hapsedilmiş, beş gün içinde açlıktan ölmüştür. 
 
Bütün bu iddialara rağmen genel kanı, halifenin idamının Moğol töresince yapıldığı yönündedir.  Yani kanı akıtılmadan...
 
Ölüm kıyının şekli tartışmalıdır. 
Fahrettin Razi "Yasak" töresi uygulanmıştır, der. Halifenin kanı akıtılmayarak kendisine kutsal bir kişi olduğu için törece davranıldığından söz eder. 
Vassaf, İbn el Fuvati, Cüzcani, halifenin bir halının içine sarıldığını, çiğnendiğini düşünür. Çünkü Moğolların, onu kanını akıtarak öldürdükleri takdirde, toprağın kanı emeceğine, orada deprem olacağına inandıklarını yazar. 
Ermeni tarihçilere göre halifenin bir oğlu da Dicle'ye kurban edilmiştir. 
 
İşte kaynaklarda yazan bunlar. Kendilerine Türkçü diyen, Üstelik Hülagu'yu Türk kabul eden, bir Türk'ün katliamlar yapabileceğine inanan, Araplara ders verdiği, Bağdat'ı yaktığı, katliamlar yaptığı için onunla gurur duyan kişiler, Hülagu Han'ın Moğol töresini asla terk etmeyecek ululukta bir kişi olduğunu, bir ulu tutsak kişi için kafasından kıyın uyduramayacağını, çünkü töreyi bozarsa kendisinin de kıyın göreceğini düşünemezler. Böylece uydurur dururlar. 
 
Hadi onlar uydurur da sen nasıl inanırsın?
 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI