Reklam
Reklam
Çömleklerin anlattığı tarih...


Ahmet Haldun Terzioğlu
terzioglu@orhuntv.com
 
 

 

Çömlekler, tarihi anlatan (Dikkat edin yazan, değil, anlatan) en eski kalıntılardandırlar. O nedenle çok önemli, çok değerli ve geçmişten bilgi taşıyan yapıtlar.

Bizim, uyanık, uydurukçu tarihçi benzerleri, buzul çağında, yazının olmadığı zamanlarda Türk tarihi ararken, ussuz saçmalıklarla yirmi bin otuz bin yıl önceden Türk tarihi anlatamaya kalkarken, bunu da güzel bir gelir kaynağına dönüştürürken, gerçek bilim kişileri, en eskileri MÖ 5000-4000 yıllarından kalan kil çömlekler üzerinde, çömleklerin, çömlek parçalarının anlatmaya çalıştığı geçmişi anlamaya çalışır, oturdukları yerden tarih uydurmak yerine, bilimsel yöntemlerle gerçeği bulmak için çabalarlar. 
Ancak, her soytarılığın olduğu gibi, tarih soytarılığının da alıcısı vardır. Nadanlar, uydurmalara gerçek gibi inanacak, abartacak süsleyecek ve paylaşacaklardır. Onlara göre tarih uydurmak çok kolaydır çünkü uydurulanı bile gerçek sanan bir ahmaklar topluluğu inanmak için hazır beklemektedirler.
 
Bilinmez, tarih öncesi yani yazıdan önceki hadi zaman da verelim MÖ 3500-3200'lerden önceki geçmiş kahramanları çömlekler, çömlek parçalarıdır. Anlayan için neler neler anlatırlar ki tarih öncesi çağları belirleyen en önemli unsurlardandırlar.
Kaba taş, yontma taş ve cilalı taş devirlerine ait geçmiş, taşlardan öğrenilmeye çalışıldı. Değişik bir söylemle, taşlar okundu. Bunlara ek olarak mağara, kaya resimleri katkı sağladılar.
Sonra da çömlekler...
 
Çömleğin ana kaynağı toprak, kil. 
Süzülerek taşlardan arındırılan, çok eskilerde su kıyılarından, ırmak yataklarından elde edilen kil.
Yapılabildiğince, kullanıma uygun şekiller verilir kile. Genelde kap, kacak, araş, gereç ve silah olarak kullanmak için...
Sıkıştırılırdı çok önceleri. Öylece doğal olarak verilen eğri büğrü şekillerinde... Çağın durumuna göre becerilebildiğince...
Sonraları pişirilerek, sırlanarak, yaldızlanarak, boyanarak ve üzerilerine resimler yapılarak... Daha da sonrasında aletlerle şekillendirerek bir ustalık durumuna getirildiler. 
 
Düşünün, binlerce yılların ötesinden kalan bir çömlek parçasının anlatılarını... Bu bilimin geçmiş bilimine katkılarını...
Toprağın alındığı yerden, çömleğin bulunduğu yere kadar düşünceleri zorlayan bilgileri...
Hele içlerinde bir şeyler kalmışlarsa. Onu kullanan kişiler, yaşadıkları çağlara ait yiyeceklerinden artıklar bırakmışlarsa... Bu ne inanılmaz bir bilgi aktarımı sağlar, düşünün.
 
Ya, çömlek benzerliklerinin acunun değişik yerlerinde yaşadıkları maceralar!
Yunanistan'da yapılan bir çömleğin benzerinin, Kimmerya'da ele geçmesi. İpek yolunun başlangıcında üretilen bir çömleğin, Anadolu'yu bulması...
 
Ona, buna şuna, budun adı takmaya bayılan, bilimden duyumsuz bilim kişileri, yurtdışına çıktıkları ve ağızlarını tutamadıkları, oradaki bilim kişilerini Türkiye'de olduğu gibi kandırabileceklerini, karabudundan buldukları yandaşlarının benzerlerini oralarda da bulabilecekleri düşüncesine kapıldıkları toplantılarda, sıkça karşılaştıkları soru şudur: Kanıt!
Evet, bilim, kanıt ister!
"Tamam, sen bu budunlara ad takıyorsun, bir şeylere itelemeye çalışıyorsun da hani kanıt?"
İşte, böylesi sorularda, çok çok eski tanıklardan birisi, çömlektir. İşini bilen bilim kişisi, gerçek bilim kişisi, hemen koyar çömleği ortaya ve şöyle der: İşte kanıt!
 
İlginçtir, bizim çok tarih bilen nadanlarımızdan birileri, müzelerimizi bile gezme gereği duymamışlardır. Orada bağıra bağıra geçmişi anlatan  çömlekleri, çömlek parçalarını, amforaları görmemişlerdir.Onların anlattıklarından duyumsuzdurlar. Ama, tarihin adının bile anılmayacağı 20 bin 30 bin yıl öncesinden dem vurmaya bayılırlar. 
Oysa yurtdışında, büyük müzelerde, eşsiz kanıtlardandır çömlekler. Anlayanlar için elbette. Uyduranlar için değil.
 
Önce kaba saba örnekler vardı. Sonra cilalanan, parlatılan ve üzerine değişik çizgiler atılanlar. Sonrasında gelişme geometrik şekillerle şekillendi. Sonra da yazıların ilk örnekleri yazıldı çömleklere. 
en önemli aşama resim sanatının gelişmesi ile oluştu. Sanatçılar, bedizciler, olayları, savaşları, göçleri, resimlediler çömleklerin üzerine. Hatta destanlarını bile onlarla aktardılar geleceğe. Zamanla bu iş bir seri bilim resimlemesine dönüştü ve bugün bize çok şey anlatan değerli çömlekler ortaya çıktı.
Kişioğulları, budunlar, çömleklerle bugünlere duyumlar saldılar. Silahları, eşyaları, tahtları, yaşadıkları yerleri, yediklerini, içtiklerini, giydiklerini, inandıklarını çömleklere işlediler. Gerçek tarihçiler de bunları inceleyerek bir Çömlek Tarih Bilim ortaya koydular.
 
Ya, bizim uydurmacılar için:
Ne gerek vardı böyle uğraşmalara. Oturdukları yerden beyaz piramitler, yirmi bin 30 bin yıllık tarihler, adlar, devletler uydururlardı, olur biterdi. 
 
Bilim bir bütündür ve uscul kişiler için tek dayanaktır. 
Uydurmalara inananlar ise nadanlardır.
 
Çömleklerin anlatılarını çözümlemekten aciz uyduruk bilim kişileri, bize tarih anlatamazlar. Ancak uydururlar. 




YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI